Çanakkale savaşında kahramanlık hikayeleri

Konusu 'Cumhuriyet Tarihi' forumundadır ve Lavinia tarafından 2 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Çanakkale savaşı kahramanlık öyküleri

    Çanakkale Savaşı tarihimizin en önemli savaşlarındandır. Çanakkale Savaşı'nda yaşanmış olan kahramanlık hikayelerinden bazılarını aşağıda okuyabilirsiniz.

    SEYİT ONBAŞI

    Onbaşı seyit 18 mart muharebeleri sırasında Rumeli mecidiye bataryasında görevliydi.Burada bulunan Alman topları oldukça güçlüydü ve boğazı savunmak için çok gerekliydiler.seyit onbaşı 3 nolu topun başındayı ve savaş sırasında batarya isabet aldı.Mermileri kaldıran mekanizma hasar görmüş ve diğer arkadaşları yaralanmıştı.Seyit onbaşı etraftakilerin şaşkın bakışları arasında topu sırtladı(275kg).Ve topu namluya sürdü artık sadece topu ateşlemek gerekiyordu.Seyit onbaşının ocean zırhlısını vurduğu söylenir.Bu savaşın kaderini değiştiren atıştır.Çünkü ünlü fransız zırhlısı bouvet Ocean vurulduğunu görünce manevra yapmak isterken.Nusrad mayın gemisinin mayınlarına çarpar ve arkasından başka bir ingiliz irreziztable da mayına çarpar.Boğazdaki 3 önemli gemisinin hasar aldığını duyan ingiliz fransız amiraller boğazdan çekilirler.


    Çanakkale savaşında kahramanlık hikayesi

    Çanakkale'de; Kanlısırt'taki düşmanın ileri siperlerinden birinde bir mitralyöz, fırkanın bütün cephesini taciz ediyordu. Daha bitirilememiş gizli yollardan bâzıları bu mitralyözün ateşi altında idi. Ara sıra sipere gelirken vurulanların acı haberlerini alıyorduk...

    Gece toplanmış konuşuyorduk. Sohbetimiz bu uğursuz mitralyöz üstünde dönüp duruyordu:

    - Ey!.. Bu mitralyöz tahrip edilemeyecek mi?

    - Siperler yakındır, topçu ateş edemez.

    - Bir hücum yapsak! -Kumandan müdâfaada kalmayı tercih ediyor.

    - Sen ne dersin ha, Mustafa Çavuş; can sıkmaya başlamadı mı bu mitralyöz?

    O, cevap vermedi; derin derin düşünüyordu; Akşehir'in Karapınar nahiyesinden Mehmed oğlu Mustafa, en babayiğidimiz idi. Bahis değişmek üzere iken Mustafa Çavuş: 'Ben bunu gidip götürürün!" dedi. "Satmıyorlarmış gâlibâ!..." diye latife ettik. Fakat o, hiç tavrını bozmadı. Kendini siperin üstüne fırlattı. İki hemşerisi arkasından koştu. Hepimiz heyecandan sararmış, tüfekleri sıkıyorduk. Şu dakika hücuma kalkmak için öyle dayanılmaz bir arzu duyuyorduk ki. Hey yâ Rabbi, eğer gidenler gelmeyecek olurlarsa!..

    Kulaklarımızı toprağa yapıştırıp kurşun seslerini, bomba uğultularını dinleyerek tam bir çeyrek bu vaziyette bekledik...

    Mustafa Çavuş arkasında bir mitralyözle geliyordu. Yanında bir kişi vardı. Sonra anladık ki, üç arkadaş görünmeksizin ilerlemişler, mitralyözün bulunduğu sipere atlamışlar, birkaç süngü darbesinden sonra, büyük bir baskına uğradığını zanneden düşman dağılmaya başlamış. Mustafa Çavuş mitralyözü omuzlamış dönerken arkadaşı alnına isabet eden bir kurşunla şehîd düşmüş...

    Mustafa Çavuş, arkasında zaptettiği mitralyözle, gözleri yaş dolu yanımıza geldi. Kaybettiği arkadaşının teessüründen titreyen bir sesle: "Alun şu uğursuzu, bana bahâlıya oturdu!" dedi.


    (Çanakkale Cephesi, Çamlıca Basım Yayın)



    KINALI HASAN

    Yüzbaşi Sirri Bey, ikindi vakti yeni gelen erati teftiş ederken, içlerinde bir tanesinin saçinin bir tarafi kinalanmiş oldugunu görür ve takilir: “Hiç erkek kinalanir mi? Mehmetçik: Buraya gelmeden evvel, anam kinalamişti komutanim” der ve sebebini bilmedigini ilave eder.Komutanin istegi üzerine anasina haber salar, “Niye benim saçimi kinaladin?” Gelen cevabi mektupta şunlar yazar:

    “Ey gözümün nuru Hasan'ım,
    Köyümüzde rahat rahat oturalım mı? Vatan sevgisi içimizde alev alev yanıyor.Sen ecdadından, babandan aşağı kalamazsın... Ben, senin anan isem.Beni ve seni Allah yarattı, vatan büyüttü.Allah, bu vatan için seni besledi. Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor...
    Sen bu ailenin seçilmiş kurbanisin...
    Hasan'ım, söyle zabit efendiye... Bizim köyde kurbanlık ayrılan koyunlar kınalanır... Ben de seni evlatlarımın arasından vatana kurban adadım.Onun için saçını kınalamıştım...
    El-hükmü billah. Allah, seni İsmail Peygamber'in yolundan ayırmasın.
    Seni melekler şimdiden rahmetle anacaktir. Gözlerinden öperim...
    Anan - Hatice”