Çanakkale Savaşında Kolu Kopan Asker Öyküsü

Konusu 'Tarih konu anlatımı' forumundadır ve Lavinia tarafından 20 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Çanakkale Savaşında Kolu Kopan Asker

    Savaşın en kızgın zamanı .. Mehmet Akif Ersoyun şiirinde anlattığı gibi.
    Ölüm indirmekte gökler .. ölü püskürtmekte yer. Kol ve bacakların havada uçtuğu o an..
    Düşman çapraz ateşte.
    Hacıali Sunguroğlu ve birliği.siperde.
    İlerme imkanı hiç yok. Ağır toplalar. siperleri sürekli dövüyor.
    Savaş kesintisiz bütün şidetiyle devam ediyor.
    Bu şartlarda yine Türk askeri ümdü kesmiş değil. Allah sesleri tekbir sesleri yeri göğü inletiyor.
    Sabah alaca karanlıkta başlıyan top sesleri makineli tüfeklerin sesleri susma bilmiyor.
    Düşman kuvetleri giderek yaklaşıyor.
    İşte tam bu sırda büyük bir top mermisi tam siperin ortasına düşüyor...
    Çarınıçah feyatlarlar.. öldüm yandım diyenler.. bir anda onlarca asker şehit oluyor.. tabi.
    Hacıali Sunguroğlu top mermisin geldiğini görüyor. ama yapacak fazla bir şeyde yok.
    Her şey bir anda oluyor.
    Bir anda yere yığılıyor.. artık kolunun biri yok.Kopmuş parçalanmış...
    ölümle yaşam arasında.Kendine geldiğinde hala omuzbaşından.ince bir kan sızıyor.Sağ kolu omuzbaşından kopmuş yok..
    ölen şehit ve yaralılar cephe gerisine alınıyor.Yaralılar süratle doktora yetiştiriliyor.
    Hacıali Sunguroğlu da bu yaralılar arsında cephe gerisinde artık.
    Darende de öldüğüne dair haberlerler geliyor. Kimi vurulmuş kimi ölmüş şehit olmuş diyorlarlar..
    Bu haberi duyan annenin gözyaşları sel olup ta akıyor.
    Herkes Hacalinin yolunu gözlüyor..
    O zaman Şimdiki gibi cep telefonu yok ki..istanbuldan Çanakkaleden atılan bir mektup.
    Savaş şartlarında Malatya' ya Darende' ye bazan üç ayda geliyor bazan da hiç gelmiyor.
    Kahramanımız biraz iyileşir gibi oluyor.Ama kolunun biri yok artık.
    Ona herkes kolsuz Hacali diyor..O kolunu Çanakkale de bıraktı artık.Nerde bıraktığını kendi de bilmiyor .
    Çankkale'nin geçilemiyeceğini türk askerinin yiğitlik ve kahramanlığını. Tüm dünya daki uluslar birkez daha öğreniyor.
    Savaşın kahraman gazisi Sunguroğlu Hacali nihayet terhis oluyor.
    Memleketi Darende'ye dönmek üzere Çanakkale den yola çıkıyor. Darende de herkes sevenleri bayram ediyor.
    Nihayet bir sabah vakti Darende'ye baba ocağına erişiyor.Heyacanla kapıyı çalıyor.
    Gözüyaşlı anne Hacali.. Haceli ..diye sarılıp ağlıyor. Hacıali'nin tek kolu yani kesik kolu çeketinin cebinde sokulu.
    Annesi Hacıaliye sarıldığında kolunun olmadığını anlıyor çünkü sarıldığında o taraf kol kalkmıyor boşta duruyor.
    -- Hacıalim kolun nerde..?
    --Hacıalim kolun nerde..? diye soruyor.. Hacıalinin kolunu yerinde görmeyince düşüp bayılıyor...
    Kahramanımız gazimiz Hacıali o tok erkek sesiyle
    -- Ana. ana herkes başını verdi. Bizde bu vatana bir kol verdik çok mu diyor.
    Kahraman gazimizin bu güzel sözünden ibret alsak kendimize bir hisse çıkarsak. Bu vatana bu topraklara
    Kolay sahip olamadık.Kimimiz baş verdik kimimiz kol verdik.
    Yiğit asker büyük gazi Hacıali Sunguroğlu seni tazim ve minetle sevgiye saygıyla anıyoruz.
    Rahat uyu toprağın nur olsun..Mekanın Cennet olsun.yüce Allahın iyiliği nuru hep kabrinde olsun.
    Seninle gurur duyuyoruz.Seni unutmadık. Yaşdıkça yiğitliğini güzelliğini gönlümüzde yaştacağız.

    Arif ocakçı ocakbey kaynak kişi Hacıali Sunguroğlunun yiğeni Makbule ocakçı