Çanakkale Savaşında Şiiri

Konusu 'Zengin Bilgiler' forumundadır ve Lavinia tarafından 20 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Çanakkale Savaşı Şiiri

    Çanakkale Şavaşı

    Bir şavaş vardı Çanakkale’de
    Şehit kan verdi göz göre göre!
    Yaş 5-65 demedi,
    Şehit etti Türkiye’yi!

    Gazisi var şehidi,
    Canını verdi bu vatana!
    Gerçek bir imanla,
    Kazandı bu savaşı.

    Yenilgiye düştü karşı taraf,
    Silah bol,iman az.
    Vatan sevgisi yoktu,
    Gönülde büyük eksik var.

    Çanakkale Destanım
    Çanakkale şanımsın,
    En büyük destanımsın.
    Binlerce Mehmetçiğe,
    Bağrında kabristanımsın.

    Çanakkale şerefim,
    Binlerce neferlerim.
    Dalgalanır rüzgarıyla,
    Bayrağım nefeslerinin.

    Gökyüzünden hilal düştü,
    Al olmuş ten üzerine.
    Yıldız kopardı melekler,
    Sundular şehitlerime.

    Ay yıldız kucaklaştı,
    Kanlarımızla bayraklaştı.
    Çanakkale geçilemedi,
    Şehitlerimle destanlaştı.

    Erdinç Sert



    Çanakkale Şehitlerine

    Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
    Nerde-gösterdiği vahşetle ‘bu: bir Avrupalı’
    Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

    Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
    Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
    Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
    Avusturalya’yla beraber bakıyorsun: Kanada!
    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
    Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
    Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
    Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
    Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
    Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
    Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
    Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
    Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbâb,
    Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

    Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
    Bu göğüslerse Hudâ’nın ebedi serhaddi;
    ‘O benim sun’-i bedi’im, onu çiğnetme’ dedi.
    Asım’ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.

    Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
    Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
    Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
    ‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
    Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
    ‘Bu, taşındır’ diyerek Kâ’be’yi diksem başına;
    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;
    Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
    Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin’i,
    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
    Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
    O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
    Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
    Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
    Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.


    Mehmet Akif Ersoy



    Çanakkale Savaşı

    Gülmeyiniz ey düşmanlar,
    Çanakkale geçilemez.
    Bekler nice kahramanlar,
    Çanakkale geçilemez.

    Filo, filoya dayansa,
    Yerler bomba ile yansa,
    Siperler kana boyansa,
    Çanakkale geçilemez.

    On Sekiz Mart Zaferi’ni,
    Herkes tanır Türk erini,
    Ölür de vermez yerini,
    Çanakkale geçilemez.

    Türk’ün göğsü, Türk’ün kolu,
    İman ile kuvvet dolu,
    Aslan yurdu Gelibolu,
    Çanakkale geçilemez.

    Akan kanlar dönse sele,
    Conkbayır’ı geçmez ele,
    Dünya kopup gelse bile,
    Çanakkale geçilemez.

    Birçok milletin askeri,
    Yenilerek kaçtı geri,
    Anladılar Türk’ün yeri
    Çanakkale geçilemez.

    Ali Osman ATAK



    ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ

    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
    O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.

    Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
    Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak
    Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor.

    Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
    Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
    Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

    Mehmet Akif ERSOY