Çanakkale Savaşının Edebiyata Yansıması

Konusu 'Bilgi bankası' forumundadır ve Lavinia tarafından 20 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Çanakkale Savaşlarının Edebiyata Yansıması

    Şiirde Çanakkale

    Millî Mücadelemizin dayandığı en kuvvetli zemin sayılan ve insanlık adına büyük bir dram olan Çanakkale Savaşı, Türk ve dünya tarihi açısından çok önemli sonuçlara neden olmuş bir olaydır. Modern Türkiye'nin oluşumunda ve Türk kimliğinin yerleşmesinde büyük pay sahibi olduğu için Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan bu savaş, savaşa katılan İngiltere, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerin edebiyatlarında olduğu gibi, Türk şiiri, tiyatrosu, hikâyesi ve romanında da -yeterince olmasa da- tema olarak yerini almıştır. Bu savaş, bizim edebiyatımızda öncelikle şiirlere konu olmuştur. Ziya Gökalp, Enis Behiç Koryürek, Faik Ali, Mehmet Âkif, Necmeddin Halil Onan, Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Abdülhak Hamid Tarhan gibi birçok şair, bu destanı şiirleştirmeye çalışmıştır. Ne var ki burada ilginç bir noktaya dikkat çekmek yerinde olacaktır; Çanakkale cephesinde savaştığı halde, nedendir bilinmez, ünlü şair Ahmet Haşim'in bu savaşla ilgili bilinen tek mısraı yoktur. Çanakkale Savaşı'nın şiirimize yansımasını, Ömer Çakır, 1996 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde hazırladığı “ Türk Şiirinde Çanakkale Muharebeleri ” başlıklı yüksek lisans tezinde -ki bu çalışma daha sonra kitaplaştırılmıştır- kapsamlı bir şekilde ele almıştır.

    Tiyatroda Çanakkale

    Çanakkale Savaşı'nın tiyatromuzda da ufak tefek yansımaları görülmüştür ki bunlar, öyle elle tutulur eserler değildir. Abdülhak Hamid Tarhan'ın Yadigâr-ı Harb 'ı (1918), Reşad adlı tanınmamış bir yazarın Çanakkale Muharebesi (1925) adlı oyunu, Mithat Cemal Kuntay'ın Yirmi Sekiz Kanûn-ı evvel. Çanakkale Hakkında Manzum Piyes (1918) başlıklı çalışması ve Lütfi Özdemir'in Çanakkale 'si (1955) bu tiyatro eserlerinden en önemlileridir.

    Roman ve Hikâyede Çanakkale

    Bu savaş, 1990 yılına kadar, bazı roman ve hikâyelerde sadece bir fon olarak kullanılmıştır. Bu tarihe kadar yazılan bazı roman ve hikâyelerin kahramanlarının ya kendileri Çanakkale'de savaşmıştır veya yakın çevrelerinden birilerinin bu savaşla ilgili anıları vardır. Örneğin, Halide Edip'in Ateşten Gömlek , Kalb Ağrısı ve Zeyno'nun Oğlu romanlarında Çanakkale, Millî Mücadele ile birleşir. Yakup Kadri'nin çöküş dönemini anlatan romanlarında Çanakkale, çöküş içindeki dirilişi temsil eder. Yaban romanının kahramanı Ahmet Celâl, kolunu Çanakkale'de kaybetmiştir. Kiralık Konak 'ın şair kahramanı Hakkı Celis, gönüllü olarak askere gider ve binlerce genç Türk aydını gibi Çanakkale'de kalır. Reşat Nuri'nin roman kahramanlarından birçoğu Çanakkale'ye gitmiştir. Ayrıca Reşat Nuri, bazı parçaları yayımlanmış olan Mehmetçik (1927) adlı romanında, Çanakkale'de yaralanmış, Haydarpaşa hastahanesinde tedavi edildikten sonra, ayağı sakat kaldığı için hastahane hizmetine alınmış bir Mehmetçik'in hikâyesini anlatır.
    Hüseyin Rahmi'nin, Aka Gündüz'ün, Peyami Safa'nın, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ve diğer bazı romancılarımızın eserlerinde ise, içinde Çanakkale Savaşı'nın da yer aldığı Birinci Dünya Savaşı yıllarının cephe gerisi, maddî sıkıntılar ve onların yol açtığı ahlâk düşkünlüğü dile getirilir. Sözgelimi, Tanpınar'ın Sahnenin Dışındakiler adlı romanında bu konu, savaş yıllarının başka meseleleriyle birlikte başarıyla işlenmiştir. Yine Peyami Safa'nın Mahşer romanının kahramanı, Çanakkale'den dönen Nihad'dır.
    Halide Edib, Çanakkale ile ilgili yazılmış ilk hikâyenin sahibidir: Işıldak'ın Rüyası (1914). Halide Edib, az önce belirttiğimiz gibi, daha sonraki roman ve hikâyelerinde de sık sık Çanakkale'yi anar. Bir röportaj-hikâye olan Seyyid Onbaşı (1921) bunlardan biridir.
    Kendisi de bir asker olan ve Çanakkale'ye savaş sırasında giden bir grup edebiyatçının arasında da bulunan Ömer Seyfettin, konusunu Çanakkale'nin teşkil ettiği dört hikâye yazmıştır: Müjde , Çanakkale'den Sonra , Kaç Yerinden? , Bir Çocuk Aleko .
    Çanakkale'de bizzat savaşmış olan yazarımız Fahri Celâl Göktulga da, hatıralarına dayanarak, konu ile ilgili iki hikâye yazar: Mustafa'nın Hilesi (1918) ve Düşmana İpucu Veren Eşşekler .
    Ayrıca ünlü hikâyecimiz Kenan Hulûsi Koray, bazı hikâyelerinde Çanakkale Savaşı'ndaki kahramanlık sahnelerini çok beşerî bir planda işlemiştir. Burmalı Apolet adlı hikâye, bunlardan en bilinenidir.
    Ancak Çanakkale destanını yaratanlar, onları anlatacak romancıyı 1990 yılına kadar yetiştirememiştir.