Canlıların Sınıflandırılması Hakkında Kısa Bilgi

Konusu 'Biyoloji' forumundadır ve Chanyeol tarafından 19 Temmuz 2016 başlatılmıştır.

  1. Chanyeol

    Chanyeol Süper moderatör Yönetici

    Canlıların Sınıflandırılması

    Canlıların Sınıflandırılması, Yeryüzünde bir birlerinden farklı milyonlarca canlı türü yaşamaktadır. Ayrıca jeolojik devirlerde yaşayıp fosil olmuş pek çok canlı çeşidi de bulunmaktadır. Bu nedenle canlıların sınıflandırılması ve isimlendirilmesi gereği ortaya çıkmaktadır. Organizmaları yakından inceleyecek olursak bir birlerine benzeyen özelliklerinin yanı sıra farklılıklarını da görmüş oluruz. Bu farklılıklara rağmen organizmaları benzerlik durumlarına göre bir araya toplamak ve gruplandırmak mümkün olmaktadır. İşte canlıların benzer ve ortak özelliklerine göre gruplandırılmasına sınıflandırılma adı verilmektedir. Sınıflandırılmayı, biyolojinin alt bilim dallarından biri olan Taksonomi (sistematik) yapmaktadır. Sınırlandırılmanın amacı canlıları belirli bir sisteme oturtmak ve doğayı daha kolay öğrenilebilir hale getirmek amacına getirmektir. Sınıflandırma yapılmamış olsaydı, canlılar hakkında sistemli ve yeterli bir bilgiye ulaşılamayacaktı. Ayrıca faydalı bir bitki, hastalık yapan bir mikroorganizma gibi bir çok canlı ile ilgili bilginin yeni nesillere aktarılması da söz konusu olmayacaktır.

    Canlıların sınıflandırılması her dönemde o dönemin mantık ölçüleri ve bilgi düzeyine bağlı olarak yapıldığından dolayı, insanlığın gelişme sürecine paralel olarak değişiklik göstermiştir. Günümüzde bile yeni bilgiler kazanım gösterdikçe sınıflandırmada değişiklik gösterilmiştir. Örneğin canlılar yakın zamana kadar 5 alem altında toplanmış olurken, günümüzde 6 alem içinde incelenmektedir.
    İlk olarak yapılan sınıflandırılmaya ''yapay (ampirik) sınıflandırılma'' denir. Günümüzde ise ''doğal (filogenetik) sınıflandırılma'' geçerli olmaktadır.

    Yapay (Ampirik) Sınıflandırma;
    Yapay sınıflandırma canlıların renk, desen, yaşadıkları yer ve ortam, yüzeysel benzerliklerine göre sınıflandırılmasıdır. Yapay sınıflandırılmanın tarihçesi Aristoya kadar uzanır. Aristo canlıları bitkiler ve hayvanlar, hayvanları ise karada, suda ve havada yaşayanlar şeklinde gruplandırmaktadır. Aristo'nun öğrencilerinden olan bir yunan botanikçisi de bitkileri otlar, çalılar ve ağaçlar olarak 3 gruba ayırmıştır.
    Yapay sınıflandırma sadece gözleme dayalı olduğundan dolayı bilimsel bir sınıflandırma değildir. Örneğin uçtuğu için kuş ile yarasayı, suda yaşadıkları için balık ve balinayı aynı sınıfa koyamayız. Sınıflandırma yapılırken yüzeysel benzerliklerden kaçınmak gerekir. Çünkü bu durum, canlıların akrabalık dereceleri konusunda bilgi vermez

    Doğal (Filo genetik) Sınıflandırma ; Bir organizmanın evrimsel geçmişine filo geni adı verilmektedir. Doğal sınıflandırma, canlıların evrim ilişkilerini yani akrabalık derecelerini göz önüne alan sınıflandırmadır. Bu tür sınıflandırma da hücre tip ve sayısı, protein benzerlikleri, beslenme şekilleri, fizyolojik ve emriyolojik benzerlikler gibi bir çok özellik dikkate alınmaktadır. Filo genetik sınıflandırma yapılırken göz önünde tutulan en önemli özelliklerden birisi de homolog organlardır. Canlıların emriyonik gelişim döneminde aynı hücre gruplarından farklılaşan organlar aynı kökene sahiptir. Kökenlerin aynı görevlerin farklı olduğu organlara homolog organlar denir. Homolog organların yapıları ve gelişimleri birbirlerine benzer.

    İnsanların kolu, atın ayağı, balinanın yüzgeci, yarasanın kanadı gerek damar gerek de kas gerekse de kemik sayısı bakımından büyük benzerlikler gösterir. O halde insanın kolu, atın ayağı, balinanın yüzgeci ve yarasının kanadı aynı kökenden geldiğinden dolayı homolog organdır. Kökenleri farklı,görevleri aynı olan organlara analog organ adı verilmektedir. Böceğin kanadı ile kuşun kanadı aynı görevi yapmaktadır. Fakat yapı ve kökenleri farklı olduğundan dolayı analog organ olarak kabul edilmektedirler. Analog organlar doğal sınıflandırma yapılırken göz önüne alınmamaktadırlar. Canlıların sınıflandırılmasında önemli bir yere sahip olan John Ray ilk kez tür kavramını ortaya koyan bilim adamıdır. John Ray'e göre tür ortak ataları olan benzer bireylerin grubudur demiştir. Carolus Von Linnaeus ise türün tanımını Ray'e geliştirmiştir. 2 bilim adamı da tür sayısının sınırlı ve değişmez olduğunu düşünüyorlardı. Ancak günümüzde bu tanım daha geniş bir şekilde tanımlanmaktadır.