Cariye Nedir?

Konusu 'Web Kütüphanesi' forumundadır ve Zakkum tarafından 18 Temmuz 2014 başlatılmıştır.

  1. cariye

    Eskiden, yabancı ülkelere yapılan akınlarda esir edilen, ya da bu ülkelerden kaçırılan ve alınıp satılabilen kadın ya da kız Cariyeyi satın alan, üzerinde kesin tasarruf hakkına sahipti; istediği işi gördürür, dilerse yeniden satabilirdi.

    Ortaçağda beyaz ve siyah ırkın binlerce esirin satılabildiği pazarlar, en önemli ticaret işlerinin olduğu pazarlar durumunda idi. Bu pazarlarda ve İslâmlığın yaygın devirlerinde büyük şehirlerde, yabancı ülkelerden getirilen cariyeler, devrin ileri gelenlerine ve zenginlerine uzun yıllar satılmıştır. Bu bakımdan Bağdat ve Mekke, esir ticaretinin merkezi durumuna gelmiştir.

    İslâm hukukuna göre, cariyelerle sahipleri arasında nikâha lüzum yoktu.Cariye kayıtsız şartsız sahibinin malı idi. Bir cariyeden çocuk olursa, bu çocuk babasının medenî halini kazanır, sahibinden bir çocuğu olan cariye de ancak sahibinin ölümünden sonra hürriyetine kavuşabilirdi.

    İslâmlıktan önce ve Peygamber Muhammed zamanında esir edilen bir kadın yada kızın cariye olması esası kabul edilen bir esas olmakla beraber,halife Ömer zamanından itibaren Müslümanların esir olamayacağı esası kabul edilmiştir. Bu sebeple, çeşitli pazarlarda satılan kadın ve kızlar Afrika içlerinden,Avrupa ve Yunan ülkelerinden İslâm ülkelerine getirilmiştir.

    Osmanlılarda cariyelik, özellikle saraya ve devrin ileri gelenlerine ait bir hak durumunda yerleşmiştir. Osmanlı sarayındaki cariyeler çeşitli ırklara mensup en seçme kızlar arasından İstanbulgümrük emiri tarafından satın alınır, ya da ileri gelen devlet adamları,Kırım hanı ve yabancılar tarafından armağan edilirdi. Bunlar özel bir alınım şekline ve eğitime tâbi olduktan sonra saraydaki yerlerini alırlardı. Cariyeler, sarayda geçirdikleri ilk "acemilik" devirlerinden sonra şakirtlik, ustalık, gediklilik devrelerini de geçirirler, "kadın" rütbesi ile padişahın zevceeleri durumuna gelirlerdi.

    Cariyelerin arasında padişahın karısı olarak sultanlığa, valideliğe kadar yükselenler ve imparatorlukta söz ve kudret sahibi olanlar da olmuştur.

    Sonunda, XIX. yüz yilda cariyelik ve kölelik, milletlerarası bir antlaşma ile kaldırılmıştır. Fakat bugün Suudî Arabistan, Hadramut gibi bazı ülkelerde cariyelik müessesesi hâlâ vardır.