Çekim Ekleri ve Yapım Ekleri Arasındaki Farklar Nelerdir

Konusu 'Soru ve cevaplar' forumundadır ve Lavinia tarafından 25 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Çekim Ekleri ve Yapım Ekleri Arasındaki Fark

    a) Çekim ve türetim arasındaki en önemli ayrım, zorunluluk ilkesiyle ortaya çıkar. Bu özellik çekimin bir zorunluluk olarak yapılması, türetimin ise isteğe bağlı olarak yapılmasıdır. Zorunluluk ilkesi Türkçede bazı temel durum eklerinde (yalın, belirtme, yönelme, ayrılma) açıkça görülür. Ali çiçeklere baktı gibi bir örnekte bak- fiili, kendisine yalın ve yönelme durumu ekli iki unsur istemektedir.

    Yine benzer şekilde Çocuk çiçekleri suladı gibi bir cümlede sula- fiili, kendisine çocuk gibi yalın durumda bir özne ve belirtme durum ekli bir nesneyi zorunlu olarak istemektedir.

    b) Cümle bilgisi açısından ilgililik konuyla ilgili ikinci özelliktir. Çekim her ne kadar biçim bilgisinin bir parçası olsa da söz dizimi ile yakından ilgilidir. Kelimelerin belirli şekilleri sentaktik gerekliliğe bağlı olarak cümlede yer almak zorundadır. Türkçede öznenin yalın durumda olması ve nesnenin belirtme ekiyle verilmesi vb. durumlar bu yüzdendir. Çekim birçok durumda sentaktik nedenlerden dolayı oluşur ve söz dizimi için gereklidir. Türetimde, kelime kategorisinin değişmesi de söz dizimsel bir olaydır. Fakat ikisi arasındaki söz dizimsel ilginin farkı, türetilmiş bir kelimenin seçimi söz dizimsel bir gereklilikten kaynaklanmamaktadır. Yine burada durum eklerini ele almak zorundayız. Bilindiği gibi durum ekleri zorunlu olsun veya olmasın bir ana unsura bağlanmak durumundadır. Bu bağlanış yukarıdaki örneklerde olduğu gibi sentaktik bir zorunluluktan kaynaklanabilir veya fiilin anlamını daha da belirginleştirmek amacıyla yapılabilir. Yapım ekleri ile türetilmiş bir kelimenin kullanımı ise sentaktik bir zorunluluktan kaynaklanmaz. Dergiyi kitaplıkta bulamadı gibi bir cümle sentaktik ilgililik açısından incelenirse dergiyi ve kitaplıkta sözleri cümlenin ana unsuruna bağlanır. Fakat -IXk ekiyle türetilmiş olan kitaplık kelimesinin seçimi sentaktik bir gereklilikten değil, konuşanın tercihinden dolayı cümlede yer alır.

    c) Diğer bir ayrım ise sentaktik kategorinin ve anlamın değişmesidir. Yapım ekleri, türetilen yeni kelimelerin türünü değiştirir. Fakat çekim ekleri, kategori değiştirmeyen eklerdir. Yani, çekimle aynı sözlükbirimin farklı biçimleri ortaya çıkmakta, yapım ekleriyle türetilen kelimenin ise kategorisi belirlenmektedir.

    Türetim, Türkçe gibi türetim eklerinin çok olduğu dillerde yeni oluşan kelimede tür değişikliği veya aynı türün devamı olan kelimeler meydana getirir.

    Türkçe -lu ekinin isimlerden sıfat türetmesi bir kategori değişikliğini (tuz >tuzlu yemek), -IXk ekiyle göz kelimesinden gözlük türetimi ise aynı kategorinin devam ettiğini göstermektedir. Diğer taraftan çekim ekleri herhangi bir tür değişikliği meydana getirmezler. Çocuklar, çocuğu, çocuğa, çocukta, çocuktan, çocuğun gibi kullanımlarda tür değişikliği görülmez ve söz konusu ekler kelimenin ifade ettiği anlamla da doğrudan ilgili değildir.

    d) Çekimlilik ve kullanım sıklığı da yapım ve çekim eklerini ayırmada önemli ölçütlerden biridir. Çekim ekleri grubundaki ekler, çekimlilik özelliğine sahiptir. Bu özellik soyut hücrelerden oluşan bir yapıya benzetilebilir. Hücreler sayı, durum, zaman/kip vb. çekim kategorisi değerlerine sahiptir. Her sözcük hücrenin gerektirdiği çekim özelliği ile donatılır. Bu konudaki diğer önemli bir nokta da bir kelime üzerinde birden fazla çekim kategorisinin toplanmış olabileceğidir. Bu ekler farklı çekim kategorisine ait olmalıdır. Herhangi bir kelime durum, iyelik, çokluk kategorisi gibi farklı türden çekim ekleri alabilir: çocuk-lar-ım-ı.

    Çekim türetimden daha işlektir. Rastgele sözlükten seçilmiş bir ismin çokluk biçimi kolayca tahmin edilebilir. Ama rastgele seçilmiş bir sözcüğün belli bir türetim ekiyle türetime girme ihtimali oldukça zordur. Hasta kelimesi hastalar şeklinde kolayca çekimlenebilirken, -IA ekiyle hastala- şeklinde bir türetim yapılamamaktadır.

    Türkçede gerek isim çekimi gerekse fiil çekimi oldukça düzenlidir. Durum ekleri düzenli bir şekilde bütün isimlere uygulanabilmektedir. Türkçenin tarihi dönemlerine bakıldığında yön gösterme, araç ve eşitlik durum eklerinin çekiminin bugünkü durumdan daha düzenli olduğu söylenebilir. Ama bu düzenlilik Eski Türkçede şahıs zamirlerinde bile tam değildir.

    Fiil çekiminde de benzer bir tablo geçerlidir. Fiilimsi ekleri, sözcüğün türünü değiştirerek ve çekim eklerini alarak yapım eklerine yaklaşırlar. Fakat, çekimlilik özelliği ve neredeyse bütün fiillere uygulanabilirliği bakımından fiilimsiler, özellikle sıfatfiiller, çekim ekleri gibi davranmaktadırlar.

    e) Anlamsal farklılık da iki grup arasındaki ayrımı verir. Çekim, dünya dillerinde isimlerde sayı, cinsiyet, belirlilik/belirsizlik ve durum ekleri şeklinde; fiillerde değer, zaman, kip, kişi, sayı ve cinsiyet; sıfatlarda ise karşılaştırma, sayı, cinsiyet, durum ve belirlilik gibi kategorilerde ortaya çıkmaktadır. Diğer taraftan türelim büyük ölçüde anlamsal kategoriyi ifade etmektedir. Booij, Bybee 1985′ten hareketle anlamsal ilgililiği birinci sözcüğün anlamının türetilen sözcüğün anlamıyla yakından ilgili olması şeklinde verir. Fakat böyle anlamsal bir ilgililik çekim kategorilerinde görülmez. Anlamsal ilgiden dolayı türetim ekleri kelime köküne daha yakındır. Fiillerdeki kişi ve sayı ekleri, zaman ve kip eklerine göre daha dışta yer alır.

    Türkçenin hem yapım hem de çekim ekleri bakımından zengin olması, bu ayrımı daha da belirgin yapar. Türkçenin bilinen yapım ekleri (isimden isim, isimden fiil, fiilden isim ve fiilden fiil) beklenen / bilinen değişimi sağlar. İsim çekim ekleri arasında verilen araç, eşitlik ve yön gösterme gibi ekleri düşündüğümüzde, bunların geldikleri kelimelere yeni anlamlar kazandırdığı söylenebilir. Eklerin kalıplaşarak yeni anlamlar oluşturması onların sözlüklerde birer madde başı olmalarını gerekli kılmıştır.

    Diğer taraftan fiilimsilerle türetilmiş kelimelerin, kalıplaşmış olanlar dışında, bir sözlükte yer alması beklenemez. Çünkü fiilimsiler kalıcı anlamlı kelimeler türetmez. İşte bu yönüyle de fiilimsiler çekim eklerine yaklaşmaktadır.

    0 İki kategori arasındaki diğer bir ayrım, anlamsal düzen(siz)lilikten kaynaklanmaktadır. Çekim, anlamsal olarak türetimden (yapım eklerinden) daha düzenlidir. Çekim ekleri bulundukları kelimede sahip oldukları işlevleri yerine getirir. Yapım ekleriyle türetilen kelimeler ise gramerin sunduğu olanakla birlikte konuşanın ilk konuşma anında neyi anlatmayı amaçladığıyla da yakından ilgilidir. Yani, türetimde çeşitlifaktörlere bağlı olarak anlamsal farklılaşma görülebilir.

    Şimdiki zaman eki -(X)yor herhangi bir fiile gelebilir ve fiile kattığı anlamlar neredeyse aynıdır. Fakat türetim eklerinin sözcüğe kattığı anlamlarda (evlen-, hasta-lan-) örneklerinde olduğu gibi farklılıklar vardır. Yapım ekleri kendi anlam sınırları içinde bir anlam alan(lar)ı oluştururlar. Her ek, bu anlam alanı içinde yeni kelimeler meydana getirir. -Ar eki yazar, çizer vb. kelimelere gelebilirken *kalar, *görer gibi türetimleri gerçekleştiremez. Ama çekim ekleri yeni anlamlar meydana getirmediği için neredeyse bütün kelimelere uygulanabilme özelliğine sahiptir.
     

  2. g) Bitimlilik de çekim ve türetimi ayırmada kullanılan ölçütlerden biridir. Bu özellik çekime girmiş kelimelerin yeni bir türetime giremeyeceği ile ilgilidir. Çekim ilgili sözcüğü sonlandırır ve kendisinden sonra yapım eki getirilemez. Türetimde ise bu tip bir sonlandırmadan bahsedilemez. Türetime girmiş bir kelime tekrar türetime girebilir. Türetim kelimelerin gövdelerini oluşturur ve yeni yapılar meydana getirir. Bütün bu türetimlerden sonra ancak çekim uygulanabilir. Bu kural da iki yapının ne kadar farklı olduğunu gösterir. Bu da Greenberg’ün 28. evrensel kuralını oluşturur. Türetim çekim eklerinin üzerine uygulanamaz.

    Zengin bir ek sistemine bağlı Türkçede genelde bu kuralın işlediğini söyleyebiliriz. Vatandaşlıklar örneğinde vatan sözcüğü ilk önce -Daş, sonra -lXk ekiyle türetime girmiştir. Ancak bu eklerden sonra çokluk çekim ekini almıştır. Çokluk ekinden sonra da bir yapım eki getirilemez. Fiil çekimlerinde de belli bir sıralama uygulanır.

    Fakat bu kuralın uygulanamadığı bazı durumlar, hem Türkçede hem de başka dillerde vardır. Aitlik eki -ki, hem çekim eki kısmında hem de yapım ekleri bahsinde verilir. Bu ek evdekini örneğinde olduğu gibi bulunma durum ekinden sonra gelmekte ve kendisini belirtme durum eki izlemektedir. Yani, iki durum eki arasında yer almaktadır. Bu ekin sözcüğe doğrudan geldiği örnekler de vardır: dünkü, yarınki gibi.

    h) Psiko-lengüistik (psycholinguistic) farklılık da çekim ve tiiretimi birbirinden ayırır. Düzenli çekim şekilleri doğrudan işlenir. Yani bir anlamda otomatik bir işlem gibidir. Türetime girmiş kelimeler ise zihinsel sözlükte yer alır ve burada türetilir. Bu yüzden sözlüklerde kelimelerin türetime uğramış şekilleri varken onların çekime girmiş şekilleri yer almaz. Çünkü çekim şekilleri tahmin edilebilir ve otomatik biçimlerdir. Düzensiz şekiller ancak sözlüklerde yer alır, örn. bana, sana. Bu özellikten dolayı bebeği, bebekle, bebekten gibi biçimler çekim eklerinin kelimelere düzenli uygulanabilmesinden ve tahmin edilebilir olmasından dolayı sözlüklerde bulunmaz. Çekim özelliğini yitirmiş eklerle türetilmiş kelimeler de sözlükte yer alır. Bu yüzden araç (-n ekiyle türetilen), eşitlik ve yön gösterme durum eklerini taşıyan kelimeler de sözlüklerde kolayca bulunabilir: yazın, kısın gibi.

    ı) Yapım ve çekim arasındaki diğer bir fark da ilgililik özelliğidir. Çekim kategorilerinin anlamları kelime tabanıyla daha az ilgiliyken türetilen kelimelerin anlamları kelime tabanıyla daha yakından ilgilidir. Çekim kategorileri yukarıda da ifade edildiği gibi tabanlarıyla tahmin edilebilir anlamsal bağ kurarlar. Diğer taraftan türetime girmiş kelimeler anlamsal olarak özeldirler. Haspelmath uyum, durum ve kip eklerinin eklendikleri kelimelerin tabanlarıyla ilgilerinin bulunmadığını söyler.

    i) Çekim kategorilerinin tekrarlanamayacağı, türetimin ise tekrarlanabileceği ayrımı, çekim ve türetim arasındaki başka bir özelliktir. Türkçede çekim eklerinin tekrarlanabilmesi az da olsa birisi, kimisi vb. örneklerde oluşabilmektedir. Türkçede aynı kategorideki çekim eklerinin üst üste gelmesi görülmez. Fakat bir yapım ekinin bazı durumlarda bir kelimede birden fazla kullanılması göz-lük-çü-lük, ver-dir-t-tir- gibi örneklerde ortaya çıkabilir.