Cenaze Namazı Nedir ve Nasıl Kılınır

Konusu 'Namaz İlmihali' forumundadır ve Nehir tarafından 8 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Cenaze Namazı Nedir

    Vefat eden bir Müslümanın. tertemiz yıkanması, kefenlenmesi, namazının kılınması ve kabre defnedilmesi bir “farz-i kifaye”dir. Bir bölük Müslümanın yükümlülüğü yerine getirmesiyle diğerleri üzerinden düşen buyruklardandır. İnsan ölüsü anlamına gelen cenazeye karşı İslam cemaatının önemli bir görevi de onun, namazında hazır bulunmaktır.

    Cemaatın ön tarafında, genellikle bir tabut içinde, hazırlanmış olan bir Müslüman cenazesinin namazı, abdestli ve Kıble’ye yönelmiş olarak kılınır. Bu namazın şartı niyettir. Ölünün erkek, kadın veya çocuk olmasına göre niyet edilir. “Allah’a ibadet için Kıble’ye yönelerek cenaze namazı kılmaya erkişi – yahut kadın kişi” diye tasrih edilip, “niyet ettim, imama uydum” şeklinde niyet edilmesi uygundur. İmam, cenazenin göğsü hizasında durur. Niyetten sonra dört tekbir ile bu namaz eda edilir. (Cenaze namazında “rükü” ve secde yoktur. Ayakta kılınır.)

    İlk tekbir alınırken eller, namazda olduğu gibi, yukarı kalkar ve sonra göbeğin altında bağlanır. “Sübhaneke” ve “celle s-senaüke” sözcükleri de unutulmamak şartıyla okunur. Bundan sonra eller kaldırılmaksızın ikinci tekbir alınır. Bu defa “teşehhüd’te okunan “Allahümme salli” ve “Allahümme barik” salavatları okunur. Bunu da üçüncü tekbir (Allahu Ekber) takip eder, hem ölü için, hem de bütün Müslümanlar için gizlice, içinden dua edilir. Eğer Arapça dua okumak bilinmiyor ve Türkçesi de hatırda değilse Fatiha Süresi’ni de okumakta beis yoktur. Nihayet dördüncü tekbir alınıp, sağ ve sol taraflara selam verilince eller yana salıverilir ve cenaze namazı da biter.

    Cenaze namazlarında okunması usulden olan dua şöylece Türkçeye çevrilebilir:
    “Allahım, bizim dirilerimizi, ölülerimizi, burada bulunanlarımızla bulunmayanlarımızı, erkeklerimizi, kadınlarımızı, küçüklerimizi, büyüklerimizi yarlığa, bağışla. Allahım, içimizden yaşattıklarını İslam üzere yaşat; bizden öldürdüklerini de iman üzere öldür. Özellikle bu ölüyü, kolaylığa, rahata, mağfirete ve rızana kavuştur. Allahım, eğer bu ölü muhsin (iyilik edici) ise onun mükafatını artır; eğer kötülük işlemişse, onu affet. Ona rahmetinle güven, müjde, kerem ve yüksek derece nasip buyur, ey merhametlilerin en merhametlisi. .. “

    Cenazeleri, kabirlerine kadar uğurlamak sünnettir. Büyük sevaptır. Hele akraba, komşu, bilgin, iyiliğiyle ün kazanmış insanların cenazelerinde bulunmak bir görev olduğu gibi, “nafile ibadet” kadar da erdemlidir. Hazırlanmış olan cenazeleri, gereksiz nedenlerle, bekletmeden bir an önce defnetmek daha iyidir. Tabutu taşımak da sünnettir. Cenazeyi teşyie gelenler, onun arkasından yürümelidirler. Cenaze törenlerinde gürültüler, hayhuylar, feryad figanlar da hoş görülmemiştir.” Ama sessizce göz yaşı dökmekte, ölünün meziyetlerini anlatmakta hiçbir sakınca yoktur. Cenaze kabre konduktan sonra, oradan ayrılmadan, onun için tekrar duada bulunmak da din öğütlerindendir. Ayrıca kabir civarında hazır bulunan ölünün ailesine de başsağlığı dilemelidir.