Çevre Bilinci Nasıl Olmalı

Konusu 'Zengin Bilgiler' forumundadır ve Lavinia tarafından 16 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Çevre Bilinci Nasıl Olur

    Çevre bilinci ile ne anlıyoruz; Basit bir ifade ile, canlı cansız varlıkların bir arada bulundukları, birbirlerini etkiledikleri, etkileşim gösterdikleri ve de birbirlerinden etkilendikleri ortam olarak ifade edebiliriz.

    Dünyamıza, her gün ortalama olarak 200 bin ve her yıl 100 milyon insanın katıldığı, araştırmalarda ortaya çıkmaktadır.

    Bu durumunda, hızla artan dünya nüfusunun doğal kaynaklarını ne kadar etkilediği ve bu kaynaklar üzerinde ne kadar büyük baskı oluşturduğu ve kaynakları ne denli hızlı tükettigi ve de yok ettiği bir gerçektir.

    Su, toprak ve havanın anormal kirlenmesi ve gürültü kirliliklerinin maksimum artması , ilk kez nüfusu hızla artan ve nüfusun yoğun olduğu fazla olan kentlerde ve endüstri merkezlerinde çok olduğu bölgelerde karşılaşılmış ve bu kirliliklerin hızla dünyaya yayılmaları, çevrenin kirlenmesine ve bozulmasına neden oluşturmuştur. Çarpık yerleşim sonucunda çevre kirliliği alabildiğince hızla artmıştır.

    Çevre kirliliği konusunda önce eğitimcilere, belediyelere ve vatandaşlara çok büyük sorumluluklar ve görevler düşmektedir.
    Bu durumda; şimdi ve gelecek kuşaklarımızın temiz hava soluyabilmeleri, sağlıklı ve temiz su içebilmeleri, kırlarda çocuklarımızın rahat oynayabilmeleri, topraklardan bol ve bereketli hasat veya balık alınabilmesi için bireylerin, tek tek ve örgütlü bir şekilde sorumluluklarını bilmeleri ve ona göre davranmaları gerektiği kanaatindeyim.

    Geleceğini ve yaşamını düşünen herkes, çevresini temiz tutmalı ve korumalıdır. Her ne kadar çevreyi temiz tutmanın yolu eğitimden geçerse de, aileden alınan kültür de bu konuda fevkalade önem arzetmektedir. Almış olduğumuz eğitimi toplumun tüm bireylerine ulaştırma çevre ahlakının oluşmasına yardımcı olacaktır diye düşünmekteyim.

    Bu nedenle çevre bilincinin tüm topluma yerleşmesi için çevre eğitiminin düzenli, tutarlı ve sürekli bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Bu konularda Görsel basınımıza fevkalade önemli görevler düşmektedir. Bilhassa reklamlar bu konunun başını çekmektedir.

    Eğitimin özünde benimseme olgusu, temelinde sevgi ve sorumluluk duygusunun geliştirilmesi yatmaktadır. Doğayı sevmek, denizi sevmek ; insancıllığı, iyiliği, güzelliği, uygar, barışçıl ilişkileri de beraberinde getirmektedir. Bu bilinçlenme ancak çağdaş bir eğitim düzeni ile kazandırılabilir. Neden bizde olmasın ki !!!!

    Her ne kadar bu olayların egitimden geçmesi esas isede, uygulayıcı eğitimcilerin de aydın fikirli , çağdaş olmaları çok önemlidir. Gelecek kuşaklara sağlıklı bir çevre bırakmanın sorumluluğu ise eğitimcilere ve gelecek kuşağa ait olacaktır.
    Bu nedenle her insan en azından biraz dahi olsa çevreci olmak ve bu sorumluluğu taşımak zorundadır. Çöplerimizi atarken ne gibi bir uygulama yapmamız gerektiğini evimizdeki bireylere göstermeliyiz....Bu düşünce ve arzularla geç kalmadan, bana ne, beni ilğilendirmez demeden hepimiz bu çabanın ve gayretin içinde olmalıyız diye düşünmekteyim....

    Elimizdeki siğara izmaritini, boş sigara paketini , pet şişeyi vede tükürüğümüzü beni hiç kimse görmez düşüncesi ile , pat diyerek, sokağımıza, caddemize atmamalıyız..

    Bu kötü alışkanlığımızı yaparken, illede birilerinin bizleri görmesi önemli değildir. Ben kendimi görüyorsam,hareketimin ne denli kötü olduğunun bilincinde olursam eğer...kendime saygımı veya sayğısızlığımı , kendi kendime yapmış olurum.....
    Temizliğin ifadesi, açılımı bakımından bazı örnek ifadelerde dillerde dolaşmaktadır. Aslan yattığı yerden belli olur...İslamiyetin olmazsa olmazlarından temizlik şarttır...gibi ifadeler ne denli önemlidir.

    Yapabildiğimiz kadarı ile çevreci olalım, temiz olalım ve arkadaşlarımızı da bu konularda uyaralım