Çocukta çekingenlik nedenleri nelerdir

Konusu 'Soru Bankası' forumundadır ve Bahar tarafından 9 Ağustos 2014 başlatılmıştır.

  1. Çocukta çekingenlik sebepleri

    Eğitim yuvaları okullar şu sıralar; ayakkabıları, çantaları, telefonları, bilgisayarları kısaca sahip olduğu kişiliği değil sahip olduğu markaları ile bir sosyal çevre oluşturmaya çalışan öğrencilerle doluyor. Olayın bir diğer önemli boyutu var ki; içine dönük ve utangaç çocuklar. Çoğu aile aşırı sosyal olan çocuklarından kaygılandıkları kadar içine dönük çocuklarından da o derece kaygı duyuyorlar. Öne itilmeye çalışılan çocukların sayısı hiç de az değil.

    Çocuğunuz gerçekten çekingen mi?

    Yabancılara karşı çekingenlik ilk olarak bebeklik döneminde ortaya çıkar. On beş aylıkken zirveye ulaşabilir ve bazen dört bazen beş yaşına kadar bazen de daha uzun süre devam edebilir. Daha ileriki yaşlardaki çekingenlik ise çocğunlukla aşırı endişeden kaynaklanmakatdır. (Swedo, 2003)

    Tıpkı yetişkenler gibi çocuklarda farklı yaşantılar ile karşılaştıkça dünyayı öğrenir ve uygun yaklaşım biçimlerini geliştirirler. Büyüdükçe ve daha farklı ortamlara girdikçe verdiği tepkilerin çeşitliliği ve uyumunun artması beklenir. Yeni ortama giren çocukların tepkileri; ortamda bulunan kişilere, doğuştan getirdiğimiz mizaç özelliklerine ve daha önceki yaşantılara göre şekillenmektedir. Bunlara bağlı olarak bazı çocuklar yeni girdikleri bir ortama kolay adapte olurken, bazı çocuklar anne-babalarının yanında kalmayı tercih etmekte, ortamı ve kişileri tanıdıkça ebevynlerinin yanından ayrılabilmektedirler. Bazı çocuklar ise anne-babalarının yanından hiç ayrılmamakta, hatta anne-babalarının ellerini daha sıkı tutmaya başlamakta, huzursuzlanmakta, kaygıları iyice artmakta ve o ortamı terk etmek isteyecek bir durumda olabilirler. Bazıları arkadaşları ile olmaktansa yalnız kalmayı tercih ederler. Bazıları yaşıtlarından çekinir ve kendilerinden küçüklerle biraraya gelirler. Bazıları kendilerini sözlü olarak ifade etmekten çekinirler. Soru sorulduğunda bazen cevap vermekten kaçınırlar, başlarını öne eğer, nadir hallerde de göz veya baş hareketi ile cevaplamakla yetinirler. Okul ortamı veya arkadaş grubu içinde olduklarında oyuna katılmak isteseler de kendilerinde bu cesareti bulamazlar. Mutlaka birisi onları elinden tutup oyuna sokmalıdır, oyuna girdikten sonra da mutlu oldukları dikkati çeker. Bu tarz davranan çocuklar genellikle çevredeki yetişkinler tarafından “utangaç” ya da “çekingen” olarak adlandırılmaktadır.

    Aslında yetişkinler de benzer tepkileri yeni girdikleri ortamda verirler. Bu yüzden büyüme çağında yeni girilen ortamda çocuğun utangaç davranması normal bir durumdur. Örneğin; çocuklar yuvaya ilk başladıklarından annelerini yanlarında isterler, sonraki haftalarda ise tek başlarına devam edebilmektedirler.

    Çekingenliğin Altından Yatan Nedenler

    Utangaçlığın genetik olup olmadığını inceleyen davranış bilimcilerin çoğu davranışımızın genetik yapımıza bağlı olduğunu savunmaktadırlar. Anne ya da babası utangaç olan bir çocuğun, utangaçlık davranışını gösterme olasılığının yüksek olduğunu söylenmektedir. Bir diğer neden ise davranışçıların savunduğu çocukların anne ve babasını model alma eğilimleri.

    Çocuklar, her durumda anne-babalarını model aldıkları ve onların davranış kalıplarını örnek alarak uyguladıkları gibi, utangaçlık tutumunda da anne-babalarını örnek aldıklarını sıklıkla görebilmekteyiz. Anne-baba daha içe dönük, sosyal ortamlarda bulunmayı çok çok tercih eden ebevynlerin çocukları, hem anne-babalarının bu özellilerini kalıtsal olarak taşıyabilecekleri gibi aynı zamanda onların yaklaşımlarını model alabilmekte ve onlara benzer davranışlar sergiyebilmektedirler. Daha az sosyal ortama giren ebeveynlerin çocukları da tıpkı anne-babaları gibi daha az sosyal ortamda bulunarak sosyalleşme yönünden yeterince zenginleşmeyebiliri.

    Bu nedenle nerede, nasıl davranacaklarına dair uygun davranış kalıplarını öğrenip geliştiremeyerek sınırlı davranışlar ile ortama uyum sağlamaya çalışmakta ve yeterince sosyalleşemeyerek içinde bulundukları yaş düzeyinde sergilenmesi beklenen uygun sosyal gelişim düzeyini yakalayamamaktadir.

    Özgüveni yeterince gelişmemiş olan, ailesi ve çevresinden sürekli negatif geribildirim alan, yeni rotamlara girdiği zaman konuşması ve oyuna katılması zorlanan, yapamadığı şeyleri yapması gerektiği konusunda diretilen çocuklar genellikle dışadönük olma özelliklerini kaybederek içedönük çocuklar haline dönüşmektedir.

    Anne-Babalar Ne Yapabilir?

    · Ebeveynlere düşen en önemli görev; çocuklarını tüm yönleriyle tanımaktır. İçinde bulundukları yaş dönemlerini ve hangi becerilere sahip olmaları gerektiğini bilerek çocukları gözlemlemek ve uygun yaklaşımları sergileyerek çocuğun gelişimine katkı yapmak çok önemlidir.

    · Çocuğunuza model olmak ve uygun davranışlar sergilemek önemli bir noktadır.

    · Çocuğunuzu utangaç durduğu ve ortama girerek uyum sağlamakta zorlandığını durumlarda zorlamayın.

    · Çocuğun duygularını ifade etmesine ve yaşamasına fırsat verin. Tıpkı mutluluk ve üzüntü duygularını yaşamak gibi, bazı durumlar karşısında huzursuzlanmak ve kaygılanmak normal karşılanması gereken bir durumdur.

    · Dah çok sosyal ortama girmek, çocuğun dışadönük özellikler kazanmasına ve daha çok kişi tanıyarak paylaşımlarını artmasına ve bu tarz yeni ortamlara girereken kendini daha rahat etmesine fırsat yaratacaktır.

    · Çocuğunuzu kendine güvenmesini yönünde destekleyin. Kendisi ve yaşantıları hakkında olumsuz duygu ve düşüncelere sahip çocukların özgüven düzeyleri, negatif düzeyde bir gelişim göstereceğinden, çocuğunuzun özgüven gelişimini olumlu yönde desteklemek çok önemlidir.

    · Eğer bu utangaçlık durumu sizi ve çocuğunuzu olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor ve içinden çıkılamaz bir sıkıntı haline geliyor, tüm yaşantınızın kalitesini etkliyor ise bu konuda bir uzmandan destek almalısınız.