Cuma Suresinin Tefsir Ve Açıklaması

Konusu 'Ayet ve Hadisler' forumundadır ve Yavuz tarafından 8 Şubat 2013 başlatılmıştır.

  1. Cuma Suresinin Türkçe Anlamı Ve Tefsiri

    Kur'anı Kerim Mekke ve Medine şehirleri olmak üzere iki kısımda nazil olmuştur. Müfessirler Kur'an tefsirini yaparken Mekki ve Medeni olmak üzere iki ayrı gurupta incelemişlerdir. Bunun nedeni sadece şehirlerin ayrı olması değil, şartlarında birbirinden farklılık içermesindendir. Mekke şehrinde müslüman olmak, işkence, hapis ve tecride muhatap olmak demekti. Müslümanlar Mekke'de zayıf olduklarından insanlar çok fazla eziyorlardı. O yüzden gerçek iman sahibi olmayan kimseler, müslümanlara yaklaşmıyor hatta onlara acıyarak bakıyorlardı. Medine şehrinde ise müslümanlar Evs ve Hazreç kabilelerinin desteği ve orada yaşayan Yahudiler ile anlaşma sonucu devlet olmuş ve belli bir güce ulaşmışlardı. Bu yüzden Medine'de müslüman olmak hoş karşılanıyor ve bu güce dahil olup çevre etkilerinden emin oluyorlardı.

    Cuma suresi Medine'de Peygamber Efendimize indirlimiştir. Cuma suresi içerik olarak Yahudilerin Tevratı tahrifatını ve fıskını anlatırken, cuma namazının da hükümlerini belirtmektedir. Cuma sürsinin nüzül sırası 110 dur. Kur'an'ın 62. suresidir. Toplam 11 ayeti vardır. İsmini 9. ayette geçen Cuma ibaresinden almıştır. Cuma sursinin meal ve tefsiri.

    Bismillahirrahmannirrahim

    1- Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, aziz ve hakim olan Allah'ı tesbih eder.

    Cenabı Allah gökler diye buyurarak çoğul ifade kullanıp, yer tabiri ilede dünayayı işaret ederk, dünya merkezli bütün alem ve içindekilerin zikir ile Kendisini hatırladığını beyan etmektedir. İnsan hariç her canlı kendisine tayin edilen hayat çizgisinin dışına çıkmayarak Cenabı Allah'ı hatırlamakta ve tesbih etmektedir. Sadece insan bu konuda özgür bırakılmıştır. Bu ayet ile insanında hal ve hareketlerinde her zaman Cenabı Allah'ı hatırlayarak harek etmesi gerktiği vurgulanmaktadır. Mülkün sahibi, insanların uydurma ilahlarından uzak, izzetli, şerefli, kıymetli ve hükmedici güç sadece ve sadece Allah'tır. İnsan bunu hatırlamaktan gafil kalırsa karşlığı ahrette şidderli olacaktır.

    2- Çünkü ümmilere içlerinden, kendilerine ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab'ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.

    Ümmiler lafzı ile Cenabı Allah kendilerine daha önce kitap gönderilmeyen Mekke'li müşrikleri kast etmiştir. Müşrikler kendi kurdukları Darunnedve isimli meclislerinde güçlü ve çok olanların isteklerine göre yasalar çıkarıp, işlerine gelmedi zaman ise bu yasaları kaldırıyorlar yada istedikleri yerde uyguluyorlardı. Atalarından büyüklerinden gördükleri cahili adetleri hakk gerçekler gibi lanse edip, kız çocuklarını diridiri gömüyor, kendi elleri ile yaptıkları heykellere tapıyorlar ve "biz bunların izinden asla dönmeyiz" diyorlardı. yawux webokur.net Cenabı Allah böyle sapıklığın tavan yaptığı bir zamanda Peygamber Efendimizi görevlendirmiş ve Kendi yarattığı kullarına nasıl yaşamalrı gerektiğini öğreterek pisliklerden temizlemiştir. Ayrıca evrensel hikmetler barındıran Kur'an ayetleri ile fezadan, tıptan ve insanlık tarihinden haberdar ederek insani değerlerini yüceltmiş, çevrelerinede faydalı insanlar haline getirmiştir. Fakat ilk önce inananlar çok az olmuştur.

    3- (Rasulullah) müminlerden henüz kendilerine katılmamış bulunan diğer insanlara da göndermiştir. O, azizdir, hakimdir.

    Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa Aleyhisselam, son peygamber olup, kıyamete kadar gelecek bütün insanlığa gönderilmiştir. Cenabı Allah yüceler yücesidir, hükmünden sorumlu tutulamaz ve buna rağmen işleri ibret ve hikmetler ile doludur.

    4- Bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

    Peygamberlerin insanlardan olup, ayrıntılı ve uygulamalı bir şekilde kendilerine dinlerini öğretmeleri Cenabı Allah'ın kullarına büyük bir ikramıdır. Ayrıca Kur'an ayetleri kıyamete kadar hikmetsel olarak bütün insanlığa ışık tutacaktır.

    5- Tevrat'la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerce kitap taşıyan merkebin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlamış olan kavmin durumu ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

    Cenabı Allah bu ayet ile azgın Yahudileri işaret ederek kendilerine gönderilen Tevrat'ı değiştirip, kendi fikirlerine göre yasalar oluşturmalarını yalanlama ve zulüm ile nitelendirmiştir. Yahudiler o dönemde insanların en bilgilileri ve çağdaş yaşayanlarıydılar. Fakat Cenabı Allah'ın emir ve yasaklarına karşı geliyor kendi isteklerine göre yaşam istiyorlardı. İman ve islami yaşam olmazsa çok bilmenin insana bir faydasının olmayacağını hatırlatarak, kıyamete kadar gelecek insanların Yahudiler gibi olmamaması için dikkat etmeleri gerektiği vurgulanmıştır.

    6- De ki; Ey yahudiler. Bütün insanlar değil de, yalnız, kendinizin Allah'ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız, bunda da samimi iseniz, haydi ölümü temenni edin (bakalım).

    Yahudiler, biz haşa "Cenabı Allah'ın oğullarıyız ayrıcalıklı bir ırkız, diğer bütün insanlardan üstünüz" diyerek ırkıçık yapıyorlar ve diğer ırkları kendilerinden değersiz ve aşağı görüyorlardı. Fakat ölüm akıllarına geldiğinde yüzlerinin rengi değişiyordu. Çünkü kendilerine gelen Tevrat'ı nasıl tahrif ettiklerini biliyorlardı. Peygamber Efendimizi kendi oğullarını tanıdıkları gibi özellikleri ile Tevrat'ta tanımışlardı. Sırf inad ve dünyevi çıkarlar yüzünden Peygamberimizi inkar ediyorlardı.

    7- Ama onlar, önceden yaptıklarından dolayı ölümü asla temenni etmezler. Allah, zalimleri çok iyi bilir.

    Yahudiler Hz. Musa'ya isyan ettikleri gibi, Hz. İsa'yı da bildikleri halde karletmek istediler. İnsanlar içinde bozgunculuk çıkararak, Allah'ın hükümlerini gizleyip kendi istekleri doğrultusunda yasalar uydurdular. Cenabı Allah Yahudilerin bu durumunu anlatırken, insanlar Yahudilere lanet okusun diye değil, bunlardan ibret alarak aynı duruma düşmemelerini öğütlemiştir.

    8- De ki; Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir.

    Ölüm en büyük ibret ve nasihattir. Fakat insan oğlu en az ölümü hatırlamak ister. Hayatta iken, ilk ayette işaret edildiği gibi sürekli Cenabı Allah'ı tesbih, zikir yani hatırlama ile hesap vereceğimiz güne hazırlıklı olmalıyız. Bu hatırlama, namaz, hacc, zekat gibi dini emirler ile olduğu gibi, günahlardan kaçınma ve kimsenin görmediği yerlerde bile hatırlayıp şeytan ve nefse uymamakla olur. Çünkü gizli ve açık yaptığımız her şey mahşer günü bir film gibi önümüze serilecektir. Yarın yüzümüzün kızaracağı işleri bu gün yapmamalıyız.

    9- Ey iman edenler. Cuma günü namaza çağırıldığı -ezan okunduğu- zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.

    Yahudiler dünya malına çok düşkün ve ticaretlerini herşeyden üstün tutan bir kavimdi. Cenabı Allah, islami olan ibadet ve esasların dünya ve içindekilerinden çok daha değerli olduğunu hatırlatıyor. Ticaretleri, karları ve dünyevi çıkarları için İslamı değişip Cenabı Alah'ın emirlerini değersiz, yok sayıp ötelememelerini beyan buyuruyor. Değer yargılarını ve önceliklerini islama göre ayarlamaları emrediliyor. Tabi iman ile bilenler için... Ayrıca bu ayet Cuma namazının farziyetini içermektedir.

    10- Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. Allah'ı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz.

    Cuma Namazından sonra da ticaretinize devam ederken hepten dünayaya dalmayın, yine Cenabı Alah'ı hatırlayın ve hakkınıza hayırlı olanı isteyin. Hırslı ve doyumsuz olmayın. Cenabı Allah'ı her durum ve halde hatırlayarak kendinizi onun emir ve yasaklarına göre ayarlayın ki, ebedi kurtuluş bununla mümkündür.

    11- Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: Allah'ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha yararlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

    Medine'de kıtlık olduğu bir dönem, Peygamber Efendimiz Cuma Namazından önce hutbe okurken, Şam tarfından bir ticaret kervanı gelmiştir. İnsanlar kervanın Medine'ye giriş yaptığını haber alınca, hutbeyi bırakıp kervana yöneldiler. Peygamber Efendimizin mescidinde Ensar ve Muhacirden mümtaz az bir cemaat kalmıştı. Cenabı Allah eğer bu topluluk üzerinden gelecek insanlara islam dinini ulaştırmayacak olsa hepsi helak olacaklardı. Bu ayeti kerime ile müslümanlar eğitim ve öğretimden geçirilerek merhale merhale insani değerler açısından yetiştirilmiştir. Cenabı Allah; dinini, imanını, islamını öğrenip, öğrendikleri ile yaşayan müslümanlardan eylesin.
    [​IMG]
    yavuz yıldırım/webokur.net