Cumhuriyet Bayramının Anlam ve Önemi İle İlgili Yazı

Konusu 'Belirli gün ve Haftalar' forumundadır ve Nehir tarafından 12 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Cumhuriyet Bayramının Anlam ve Önemi Nedir

    23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması ile yeni bir Türk devleti kurulmuştu. Millet egemenliğine dayandığı ve demokratik bir yapıya sahip olduğu için, devletin isminin “Cumhuriyet” olması gerekiyordu. Ancak o günkü siyasi ortamın uygun olmaması nedeniyle rejimin adı açıklanmamış, iç ve dış düşmanların bunu bölücü amaçla kullanmalarına meydan verilmek istenmemişti. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, elçi kabul etme ve atama, yasaları uygulatma, devleti temsil etme yetkilerine sahip olduğu halde, kendisine “Devlet Başkanı” anlamına gelen bir unvan verilmemişti. Bu nedenle devlet başkanlığı boş gibi görünüyordu.

    Büyük zaferin kazanılmasından sonra 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılarak cumhuriyete giden yolda, en önemli engel aşılmış oldu. Mecliste hala, saltanatın kaldırılmasına rağmen, halifeyi devlet başkanı gibi görenler vardı. Gerçekte, rejimin değişeceği ve kişisel yönetime son verileceği Amasya Genelgesi’nde ilk kez şu şekilde belirtilmişti: “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” Rejimin değişeceği konusu daha sonra, Erzurum ve Sivas kongrelerinde de ifade edilmiştir.

    23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, 24 Nisan 1920 günü kabul ettiği ilk kararla, “TBMM’nin Türk milletinin gerçek temsilcisi olduğu, TBMM’nin üzerinde başka bir güç tanınmadığını” belirtmişti. Bu, cumhuriyet idaresinin başlangıcı demekti.

    TBMM, 1 Nisan 1923’te yeni seçimlerin yapılmasına karar verdi. Yapılan seçimler sonucu, ikinci TBMM 11 Ağustos 1923’te toplandı. TBMM kısa bir süre sonra, 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması’nı onayladı. (23 Ağustos 1923). Lozan Barış Antlaşması, Kurtuluş Savaşı’nı tamamlayan siyasi bir zafer oldu.

    27 Eylül 1923 günü Türk basını, Mustafa Kemal Paşa’nın Avusturyalı bir gazeteciye Cumhuriyetin teşekkül edeceğine dair verdiği beyanatın ardından, Ankara’da çıkan Yeni Gün gazetesi, 8 Ekim 1923 günü, “Yakında Cumhuriyet ilan edilecektir” başlığı ile bir makale yayımladı.

    27 Ekim’de Ali Fethi (Okyar) Bey’in başkanlığındaki hükümetin istifa etmesinin ardından gelişen olaylar cumhuriyetin bir an önce ilan edilmesini ve Cumhurbaşkanının bir an evvel seçilmesini mecbur kılıyordu.

    Nihayet, parti grubunda görüşe sunulan tasarının kabul edilmesinin ardından, aynı gün 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyetin ilan edilmesinden sonra Gazi Mustafa Kemal Paşa oy birliği ile Cumhurbaşkanı seçildi.

    Cumhuriyetin ilan edilmesi ile devlet rejiminin adı konuldu ve bu konudaki tartışmalar ortadan kalktı. Devlet başkanlığı sorunu çözümlendi. Meclis tarafından seçilen hükümet yerine, anayasa gereği kabine sistemine geçildi.

    Devletin temel organlarının seçimle iş başına geldiği bir yönetim biçim olan cumhuriyet, mutlak halk egemenliğini savunan bir devlet şeklidir. Cumhuriyet rejiminde Devlet Başkanı olan Cumhurbaşkanı’nı halk yada halkın seçtiği temsilciler (TBMM) seçer. Bu yönleriyle cumhuriyet, demokrasinin en gelişmiş şekli, demokrasi prensibinin en iyi uygulanmasını temin eden bir siyasi rejimdir.

    Seçim esasına dayanan bir idare olması cumhuriyet yönetiminin birinci özelliğidir. Seçme ve seçilme hakkı bakımından belli bir kişiye, belli bir zümreye, belli bir sınıfa hiçbir ayrıcalık tanınmaz. Cumhuriyet yönetiminde belli bir süreliğine seçimle iş başına gelenler, görev süresi boyunca millet menfaatleri doğrultusunda çalışmalarda bulunurlar. Yani cumhuriyet, bir başka deyişle kamu yararını ön planda tutan, kamu yararına dayanan bir yönetim şeklidir. Çünkü cumhuriyet kuvvetini, belli bir kişi ve sınıf hakimiyetinden değil, millet iradesinden almaktadır.

    Cumhuriyet rejimi milletimize çok şeyler kazandırmıştır. Her şeyden evvel devlet ve siyasi hayatımıza egemenliğin bir şahsa, bir zümreye, bir sınıfa değil, millete ait olduğu gerçeğini kazandırmıştır.

    Cumhuriyet rejimi, ülkemizde bütün vatandaşları kanun önünde eşit sayarak, hiçbir kimseye ayrıcalık tanımayarak, herkesin temel hak ve hürriyetlerini devlet teminatı altına alarak birleştirici bir özelliğinin varlığını da ispat etmiştir.

    Cumhuriyet rejimi, insana verdiği değer ve milletimize sağladığı insan hak ve hürriyetler nedeniyle, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma yolunda en iyi ortamı oluşturmuştur.

    Milletimizin Atatürk’ün önderliğinde bütün engelleri bir bir aşarak uygar bir toplum haline gelişi, laik ve demokratik cumhuriyet rejimi sayesinde mümkün olabilmiştir. Laik ve aynı zamanda demokratik bir cumhuriyet rejimine sahip olmamız, memleketimizin geleceği bakımından oldukça önemlidir. İşte bu yüzden anayasamızda “Türkiye Cumhuriyeti’nin idare şeklinin Cumhuriyet olduğu” hükmünün değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği ayrı bir anayasa maddesiyle teminat altına alınmıştır.

    Atatürk Onuncu Yıl Nutku’nu okurken cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim gününü en büyük bayram olarak armağan etmiştir (29 Ekim 1933). Görüldüğü üzere, cumhuriyetin anlam ve önemi oldukça büyük olup, Atatürk’ün büyük mücadeleler sonucunda kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığına ve bütünlüğüne var gücümüzle sahip çıkmalıyız.

    Cumhuriyet Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanı anısına her yıl 29 Ekim’de kutlanan milli bir bayramdır. Her yaştan insanımızla Cumhuriyet Bayramı törenlerine coşku içerisinde katılarak, birlik ve beraberliğimizi bütün dünyaya göstermeliyiz.