Cumhuriyet ve Türk Gençliği Kompozisyon

Konusu 'Ödevim var' forumundadır ve Lavinia tarafından 23 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Cumhuriyet ve Gençlik ile ilgili Kompozisyon

    Biçare kalmış umudu tükenmek üzere olan milletimin üzerine o güzelim ilkbahar aylarında zemheriyi aratmayan birkasvet çökmüş. Bağımsızlık ateşiyle tutuşup kül olmakta Türk halkı. Tüm okyanusların ve denizlerin kaynağı, şehit analarının gözpınarlarından çıkıyor adeta. Bu günler ki tutar ellerimizin tutmaz, görür gözlerimizin görmez olduğu yüreklerimizin hala bir yangın sonrasının acısını yaşadığı hüzünlü, bir o kadar da canımızı acıtan, devam ettikçe yüreğimizi kanatan günlerdi. Ama yurdumun üstünde en son ocak tütmeye devam ettikçe hala bir ümit vardır ülküsüyle milletimin her ferdi bağısızlığa, özgürlüğe olan inancını muhafaza ediyordu.

    Yurdumun her zerresini parçalamak istercesine akbabalar gibi tetikte bekliyor düşman. Sinsice yaklaşıyor çakallar, şuheda kanlarıyla sulanmış vatan topraklarıma ve leş kargaları geliyor çakallardan arta kalanları almaya. Soğuk nefesleriyle havayı boğuyorlar, akıllarınca elde kalan ümitlerimizi çalmaya çalışıyorlar.

    İşte tam bu sırada-19 Mayıs 1919’da Samsun’da bir özgürlük kıvılcımı parlıyor. Mustafa Kemal Paşa:”Türk milleti için tutsak yaşamaktansa ölmek daha iyidir!”diye haykırıyor. “Ya istiklal ya ölüm!” emriyle koşuyor. Mehmetçiğim kendisine doğrultulmuş binlerce namlunun üstüne savaş değil ölüm emri veriliyor onlara ; vatan uğruna bayrak sevdasına… Bu sevda, bu ask, bu şevk yüreklerdeki yangınlara çağlarcasına akıyor. Asık çehrelerde tebessümler beliriyor. Ve Samsun‘daki kıvılcım Amasya ‘da, Erzurum’da , Sivas’ta büyüyüp tüm yurdu saran bir yangına dönüşüyor Türk’ün bağımsızlık ateşi. Akbabalar çakallar birer birer toprağa düşüyor. Bu gençlerin her biri yarınları düşünmeksizin ansının atasının kardeşinin bacısının rahatı,huzuru için kendilerini feda ediyordu. Karanlıklar aydınlığa, karamsarlıklar yaşama sevincine, gamlar ve kederler tebessüme dönüşüyordu bir bir. Bu çetin mücadelenin sonunda Osmanlının küllerinin arasından yepyeni, eğitimiyle sanatıyla batılı değerlere ulaşmayı ülkü edinmiş bir devlet doğuyordu. Bu devletin doğuşunda nice canlar, nice cananlar hak ile yeksan olmuş; ama çekilen her zorluğa yaşanan her zulme yeni kurulan bu devlet ilaç olmuştu. Ama mücadele henüz bitmemişti, şimdi uygarlık mücadelesi başlıyordu. Tabi ki bu mücadelenin baş aktörü yaptıklarıyla bütün dünyada kendisine saygın bir yer edinen Mustafa Kemal Atatürk olacaktı.

    Atatürk ve çevresindeki bir avuç insan şimdi de güçlü, medeni, özgürlüklere önem veren bir devlet inşa edebilmek için varını yoğunu, tüm enerjisini döküyordu bu vatan uğruna. Şüphesiz ki Cumhuriyet’in doğuşu, demokrasi anlayışınınn gelişimi kişisel ve toplumsal özgürlük çıtasının yükseltilmesi için Atatürk başarılı bir devlet adamı ve komutan olarak bu mücadelenin kazanılmasında gençleri en temel aktörlerden biri kabul ediyordu. Biliyordu ki gençlerin içindeki aşk ve şevk her türlü zorluğun üstesinden gelmesinde kendisinin en önemli yar ve yardımcısı olacaktır. Atatürk yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti için bütün hedeflerini tedbirlerini Türk gençliği üzerinden planlamış, gençlere sınırsız güven duymuştur. Bu da Mustafa Kemal’in ne kadar ileri görüşlü bir lider olduğunun en güzel emarelerinden biridir. Mustafa Kemal Atatürk:”Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi kafi değildir.Muhakkak ki ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi lazımdır.” diyerek Türkiye Cumhuriyeti’nin yol haritasında gençlerle birlikte belirlenmiştir. Türkiye’nin gelecekte karşılaşabileceği sorunları görmüş bu konuda Türk milletine sık sık uyarıda bulunmuştur. Bunun en güzel örneği, gençliğe seslendiği sözlerinde gizlidir. O,yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun en evvel her şeyden önce Türkiye’nin gençliğine;kendi benliğine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmenin gerekliliği öğretilmelidir, diyerek bağımsızlığımıza göz dikenlerle mücadeleye girişmekten çekinmemiz gerektiğini vurgulamıştır. Atatürk bu mücadele de Türk gençliğinin nelere dikkat etmesi gerektiğini şu sözleriyle açıklamıştır: “Bir gün istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin .Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”

    Biz gençler Ulu Önder Atatürk’ün yaptığı o müthiş mücadeleyi örnek alarak onun hayatının her anını bir kez bir kez daha değerlendirmeli ,işaret ettiği hedefleri hiçbir zafiyet emaresi göstermeden bir bir gerçekleştirmeli, Atasına ve milletine layık birer genç odlumuzu tüm dosta düşmana göstermeliyiz. Ancak böyle bir gençlik olursak Atamıza tam anlamıyla layık olabiliriz. Hak ettiğimiz gibi özgürce medenice yaşamanın onurunu tadabiliriz. Türk gençliğinin sıradan bir bireyi olan bendeniz en kalbi duygularımla Ulu Önder’i selamlar önünde saygıyla eğilirim. Ruhu şad olsun!

    Elif ÇÖLPEZ
    Bucak Şehit Ayfer Gök Anadolu Lisesi
    11-E Sınıfı