Demokrasinin Tarihi Serüveni

Konusu 'Zengin Bilgiler' forumundadır ve Bahar tarafından 25 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Demokrasinin Tarihi

    Demokrasi; Eski Yunan’a dayanan bir kavramdır. Yunanca’da halk anlamına gelen “demos” ile güç, kudret, iktidar ve yönetim anlamına gelen “kratos” kelimelerinin birleşmesiyle meydana gelmiştir. Bu noktadan hareketle kavrama, halkın kendi kendisini yönetmesi anlamı da yüklenmektedir.

    Antik Yunan’ın site devletlerinden Atina M.Ö. 6. ve 4. yüzyıllar arasında sistemin uygulama örneğine tanıklık etmiştir. Aristophones, Ksenophon, Sofokles, Epikür, Aristoteles, Eflatun ve Socrates’in düşünce olarak katkıda bulundukları demokrasi Atina’da bir çeşit yönetim sistemi olarak siyasi tarihteki yerini almıştır. Bu ilk uygulamanın zemini şehir devletinin temel belirleyicisi dir. Site görünürde şehir halkının tümünü ifade eden bir kavram gibi olsa da gerçekte durum bundan farklıydı. Bir kere kadınlar ve köleler site halkının dışında kabul edildiklerinden halk kavramı toplumun tüm kesimlerini kapsamıyordu.

    Atina sitesinde nüfusun bir kısmını esirler teşkil ederdi. Atina uygulaması büyük çoğunluğu site dışına itmekle kalmıyor, bu ilk örneğinde halk (demos) kavramın ayrıntılardan ayıklayarak adeta homojen bir anlama (elitizme) indirgiyordu. O bakımdan Atina’da “demos” buna hak kazanmış homojen bir kitledir. Bu homojen kitlenin sosyolojideki karşılığı “cemaat” “sınıf” ya da “klan”dır. Cemaatin sosyolojik bir olgu olduğu yerde ise birey yerine cemaatin ortak ruhu, irade ve çıkarları söz konusudur. Dolayısıyla böyle bir uygulamada bireyin çıkarları yerine sitenin çıkarları önde gelir.

    Site, ortak iradesi, kolektif mülkiyet uygulaması ve doğal dayanışma boyutuyla bir çeşit cemaat toplumudur. O nedenle eski Yunan’da birey yok, klan, sınıf ve site vardır. Demokrasinin kamusal alanı olan gerçek zemininde işte bu tanımlanmış mensubiyetler yer alır. Oysa demokrasilerin ayırt edici öğesi bireydir, vatandaştır. Vatandaş kavramı aynı zamanda demokrasinin kamusal alanının en temel belirleyicisidir.

    Betimlenen görünümüyle Eski Yunandaki demokrasi uygulaması, vatandaşlar arasında eşitliği sağlamış ama insanlar arasındaki eşitliği tanıyan bir aşamaya ulaşamamıştı.
    Ortaçağda demokrasi adına ciddi adımlar atılmamıştır. Ortaçağa özgü kişi ve grup iktidarına dayalı oligarşik devlet uygulamaları, demokrasinin gelişmeme nedeni olmuştur. Eski Roma’nın, eski Yunan site devletlerinin demokrasi tecrübesinden yararlandığı görülür. Her ikisi de halk kitlelerine açılan bir demokrasi yerine aristokratların ve askerlerin iktidarına yol açan bir uygulama olmuştur.

    Aydınlanma düşüncesi demokrasinin düşünsel temellerini geliştiren önemli bir aşamadır. Denilebilir ki Anayasal demokrasinin düşünsel temelleri 18. yüzyıl Avrupa Aydınlanma Felsefesi ile atılmıştır. İngiliz siyaset filozofu John Lock ile Fransız siyaset filozofu ve hukukçusu Montesquieu bu konuda katkısı çok güçlü olan aydınlardandır.

    John Lock, doğal hukuku ortaya atarak, iktidarın, özellikle monarşinin Tanrısal kökenli varlık zincirlerinin bir halkası olduğu iddiasını çürüttü. Lock’a göre doğal hukuk, Tanrısal hukuk ile özdeşleşti ve tüm insanların, yaşama hakkı, belirli özgürlükler, mülkiyet sahibi olmak ve emeğinin ürünlerinden yararlanmak da dahil olmak üzere temel haklarını garanti ediyordu. Lock’a göre bu hakları güvence altına alabilmek için, sivil toplumdaki insanlar yönetimle bir sözleşme ilişkisine giriyorlardı. Vatandaş yasaya itaat etmekle yükümlüyken, yönetim de yasaları yapmak ve ülkeyi dışarıdan gelecek zararlara karşı savunmak hakkına sahipti ve bunların tümü kamusal esenlik içindi.

    Bu öğreti ilerleyen dönemde iktidarı başkanlık, kongre ve yargı arasında bölen ABD Anayasasının düşünsel temellerinin oluşmasında da etkili olmuştur. Ortaçağın sonlarında İngiltere’de ilk demokrasi hareketi ile karşılaşılmıştır. Kralın hareketlerini kısıtlayarak, halka kişi hürriyeti, can ve mal güvenliği getiren bu hareket tarihte Manga Carta Libertatum olarak bilinen Büyük Hürriyet Fermanı ile gerçekleşmiştir.

    Jean – Jacques Rousseau, insanların doğuştan itibaren hür ve eşit oldukları düşüncesini savunmuştur. Onun bu konudaki görüşleri demokratik düşünceye önemli katkılar olarak değerlendirilir. Bu görüş, insanlar arasında hem eşitlik anlayışının, hem de hak ve hürriyet bilincinin gelişmesinde önemli bir düşünsel aşama olarak kabul edilmektedir.

    Demokrasi konusunda atılan somut adımlardan biri de Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’dir. 1776’da Amerika’da İngiliz kolonilerinin haklarını temsel eden bir kurul ülkeyi kendi iradesi ile yönetme arzusunu bu bildiri ile ortaya koymuştur. Daha sonraki yıllarda Fransız İnsan ve Vatandaşlık Hakları Beyannamesi demokrasi tarihinin önemli aşamalarından biridir.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 14 Eylül 2014