Deyimlerin Hayatımızdaki Yeri ve Önemi Nedir

Konusu 'Ödevim var' forumundadır ve Lavinia tarafından 22 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. deyimlerin günlük hayatımızdaki önemi nedir

    Dil insanlar arasında iletişimi sağlayan bir araç olarak tanımlanmıştır. Dilin kullanımı insanlık tarihiyle başlamış daha sonra zamanla gelişmiştir. Zaten insanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özellik de aralarında bir iletişimin olması değil midir? Bu iletişim önceleri sadece konuşma iken zamanla yazının icadıyla birlikte yazışmaya kaymıştır.

    Ve yazı insanların vazgeçilmezi olmuştur zamanla. Tabi ki konuşmayı bırakmamış yazının önem kazanmasıyla konuşma da başka bir vadide önemini devam ettirmiştir. Ortaya iki dil çıkmış biri yazı dili diğeri konuşma dili. Mektuplar da bu güzelliğin ürünü değil mi? Hasretin ve gurbetin tesellileri mektuplar. Sevgiliye duyulan sevginin en güzel sözcüklerle yansıtıldığı mektuplar. Aslında iletişimde mektup başlı başına bir güzelliktir. (Zamanla eski önemini yitirmiş olsa da)
    İnsanlar birbiriyle iletişim kuralken sözcükleri değişik anlamlarıyla kullanmışlar sözcüklere değişik anlamlar yüklemişler: Mecaz anlam gerçek anlam terim anlam yan anlam deyim anlam
    Evet bilerek ya da bilmeyerek insanlar bu anlamları konuşmalarında ya da yazıklarında kullandılar/kullanıyorlar. Mesela merak etmişimdir hangimiz kullandığımız deyimlerin anlamını ve ortaya çıkışlarını biliyoruz? Bazen dilimize geldiği gibi söyleriz deyimleri( hatta kullandığımız sözcüğün deyim olduğunu bilmeyiz bazen).
    Deyimler anlam deryaları. Deyimler mana hazinesi. Deyimler dilin ab-ı hayatı. Sanatçılarımız bu deryadan hazineden ab-ı hayattan her zaman faydalanmış ve en güzel şiirlerini yazılarını bu sözcüklerle oluşturmuşlardır. Ve gerçek sanatçılar bu deyimlerin hikâyelerini bildiği için bu sözleri kullanıp adeta lafı gediğine koymuşlardır.
    Sizleri sıkça kullandığımız ''Dolap Çevirmek'' deyiminin hikâyesi ile baş başa bırakıyoruz.

    DOLAP ÇEVİRMEK

    Gizli kapaklı işler yapanlar hakkında söylenen dolap çevirmek deyimi bize eski konak geleneğinin yadigârıdır.
    Kaçgöç devrinde zengin konaklarının erkekler kısmına selamlık; kadınlar kısmına da haremlik denilirdi. Aile dışından kimseler geldiği vakit kadın ile erkekler ayrı oturduklarından konağın harem ile selamlığı arasındaki duvarda bulunan dolap devreye girer ve iki taraf arasındaki hizmetler böylece yürütülürdü.
    Dolap eksen etrafında dönen silindir şeklinde bir aparattır. Raflar halinde düzenlenmiştir ve kadınlar tarafından yerleştirilen yemekler dolap çevrilerek erkekler kısmına geçer oradan boşalan kaplar yine aynı usul ile alınırdı. Eski konakların birçoğunda yemek servisi böyle yapılır mahremiyet hissi de dolapların her vakit kullanılmasını zaruri kılardı.
    Aşkın her devrin en geçerli duygusu olduğuna şüphe yoktur. Konaktaki halayıklar arabacılar bahçıvanlar vs. ile aşçılar hizmetçiler yamaklar dadılarkalfalar arasında fırsatını bulunca ilanıaşk için kırmızı gül demetleri çiçek ipekli mendiller lokumlar lavantalar vs. de bu dolaplara konularak karşı tarafa gönderilir böylece konak sahibine sezdirmeden dolap çevrilmiş olurdu. Hüseyin Rahmi'nin romanlarında heyecanlı örnekleri abartılarak anlatılan dolap çevirmeden günümüze bu deyim kalmıştır.