Dikiş Makinesinin İcadı Özet

Konusu 'Kısa Özet Bilgiler' forumundadır ve Deniz tarafından 5 Ocak 2015 başlatılmıştır.

  1. Deniz

    Deniz Moderatör Yönetici

    Dikiş Makinesini Kim İcat Etti

    Dikiş dikmek insanlar için giyinmekle aynı anlama geldiği zamanlardan itibaren, bu konuda kolaylık sağlayacak her tür buluşa ihtiyaç duyan insanlar, dikişi seri halde dikebilen bir araç arayışı içine girdiler ve nihayetinde buldular. Fakat bu buluş, bu kadar ihtiyaç duyulan bir aracı bulan kişiye, ne gariptir ki, hiçbir yarar sağlamadı. Bu talihsiz mucit İngiliz asıllı Thomas Saint adında biridir. 1790 yılında yaptığı bu aleti daha çok deri dikmek maksadıyla tasarlamıştı. Fakat insanlar deri değil kumaş dikmek istiyordu. E be adam sen de kumaş dikenini bulaydın ya. Büyük heveslerle icadının patentini alan Saint, beş kuruş para kazanamadan elinde kalan icadına öylece bakakalmış, arada bir burnunu çekmiştir.
    Takvimler 1830 yılını gösterdiğinde Barthe- lemy Thimonnier adında bir mucit çıktı. Adını yazarken bir hâl olduğumuz bu zor isimli mucit, ayak pedalıyla döndürülen bir tekerleğin iğneyi kaldırıp indirmesi suretiyle dikiş dikebilen modern bir dikiş makinesi icat etti. Artık bu dikiş makinesinde nasıl bir uğursuzluk varsa bunun da icadı pek yolunda gitmedi. O dönemde elleriyle dikiş diken terziler işimiz elden gidecek diye bu alete gıcık olup 80 tanesini kimsecikler görmeden usulcacık ortadan kaldırmışlardır. İlk ve son kez Fransa’da kullanılan bu makinenin mucidi de bozuk para bile kazanamadan yoksulluk içersinde öldü.
    Yine 1830’lu tarihlerde New Yorklu Walter Hunt isimli bir mucit mekik sistemiyle çalışan bir başka dikiş makinesi yaptı. Fakat neden bilinmez bu makinenin patentini almadı.
    Zaman her zamanki gibi akıp gitti ve tarih 1851 yılını gösterdi. New York’un meşhur eğlence merkezi Broadway’de bir opera gösterisi sergilenecekti. Kostüm hazırlığı içersindeki iki kız canla başla uğraşıyorlar ama gösteriye iki saat kalmasına rağmen başrol oyuncusunun kostümünü bir türlü yetiştirmiyorlardı. Tam sinirden ağlayacakları sırada İsaac Singer isimli bir adam çıkageldi ve “Zırlamayın. Ben size bu kostümü yarım saat sonra teslim ederim.” dedi. Ve hakikaten de teslim etti.
    Hollanda’ya Amerika’dan göç etmiş olan Singer, mekanik işlerine büyük heves duyan biriydi ve önce kendisine küçük bir atölye açmış, daha sonra Boston’da bir fabrika kurmuştu. Ve elinde kendi kendine tasarlayıp imal ettiği bir dikiş makinesi bulunuyordu. Patentini aldığı bu makine de dikiş makinesinin icadındaki tekinsizlikten nasibini alıp bir şaibeye konu edildi.
    Elias Howe adındaki biri, “Buluşumu çaldılar. İmdaaat poliiiss!” diye ortalığı birbirine kattı ve İsaac Singer’i icat hırsızlığıyla suçlayıp muazzam bir tazminat istedi. Bu şekilde mahkemelik olan taraflar tam 3 yıl boyunca adliyenin kapısını aşındırdılar. Sonunda dava sonuçlandı ve iş açığa çıktı. Howe’nin “Benim de benim” diye tutturduğu makine 12 yıl önce gene böyle bir makine bulan Walter Hunt’un makinesiydi. Saftirik Hunt o zaman icat ettiği makinenin buluşunu sen tut Howe’ye ver. Howe de dikiş makinesi adını duyar duymaz Singer’in Hunt’unkinden tamamen farklı olan makinesine sahip çık. Tabi ki işin doğrusu anlaşıldı ve zaten kendisine ait olan icadı gene Singer’e ait oldu. Bu makineler günümüze kadar gelişerek gelip zamanımızın vazgeçilmez aletlerinden biri olmayı başarmış ve ülkemizde bir dönem “Her genç kızın rüyası” şeklinde pazarlanmıştır.