Dil ve Toplum İlişkisi Nedir

Konusu 'Bilgi Zemini' forumundadır ve Ayaz tarafından 4 Nisan 2013 başlatılmıştır.

  1. Dil ve Toplum İlişkisi Hakkında Bilgi

    Her doğal dil bir çeşitler, bir başka ifadeyle varyantlar yığınından ibarettir. Tek biçimli, hiçbir değişkenliğe izin vermeyen bir doğal dil yoktur. Dil meraklıları arasında, hiç değişmeyen bir dil arzusu sıkça görülse de, değişmezlik doğal dillerin yapısına aykırıdır. Doğal dillerdeki çeşitlenme nedenlerinden bazıları toplumla ilgilidir.

    Dil ve toplum arasındaki ilişki çok yönlü ve karmaşıktır. Dilin toplumsal bir anlaşma sistemi olması, toplumsal değer yargılarının ve normlarının, bir davranış biçimi olarak dile yansımasına neden olmakta; bireylerin toplumsallaşma sürecinde edindiği birtakım özellikler, o toplumu oluşturan bireylerin dil alışkanlıkları üzerinde belirleyici rol oynamaktadır. Türkçede akrabalık bildiren isimlerin fazla olması, Japoncada saygı ve statü bildiren hitap sözlerinin çok çeşitli ve kendi içinde özel bir sisteme sahip olması, bazı dillerde belli alanların diğerlerine göre daha ayrıntılı adlandırılması, toplumsal yaşamın dile yansımasını gösteren yüzlerce tipik örnekten birkaçıdır. Ancak dil ve toplum arasındaki ilişki her zaman bu derece belirgin ve sistemli olmamakta; sıkça çok yönlü ve değişken olabilmektedir.

    Dil ve toplum etkileşimi üzerinde duran toplum dilbilimi çalışmaları, kişilerin X dilini ya da varyantını Y sosyal bağlamında kullandığı temel girdisi üzerinde odaklanmakta ve “kim, kiminle, hangi bağlamda, hangi varyantı konuşuyor” gibi sorulan çalışmalarının merkezine yerleştirmektedir. Bu dil ya da varyant kullanımı üzerinde, bireylerin toplumsal statüleri, sosyal ve kültürel arka planları, yaşı, cinsiyeti, mesleği, dâhil olduğu sosyal gruplar, sosyal mesafe ve güç gibi birçok toplumsal faktör etkilidir. Bireylerin kullandığı dil varyantlarının toplamı dil topluluğunun sözlü repertuvarını oluşturmaktadır. Belli bir durumda bu sözlü repertuvardan neyin kullanılacağı sosyal faktörlere göre değişebilmektedir. Dil kullanımını etkileyen ve dil üretimlerinin anlamlandırmasında belirleyici olan tüm bu faktörler sosyal bağlam, sosyal bağlama göre değişen dil türleri de sosyal diyalekt olarak adlandırılmaktadır.

    Bireylerin dil kullanımlarını etkileyen sosyal faktörlerden biri toplumsal statüdür. Toplumsal statü prestijle ilgilidir ve toplumsal güç ile paralellik gösterir. Toplumsal statü kavramı yaş, cinsiyet, meslek, gelir, sosyal sınıf, din, ırk vb. öğelerle ilişkili olabilmektedir. Dil kullanımına yansıması ise dil türü tercihi, telaffuz, aksan, ses niteliği, sözcük seçimi vb. biçimlerde kendini göstermektedir. Toplumsal statünün, bireylerin dil kullanımını etkilemesi ile ilgili en meşhur çalışma, ünlü toplum dilbilimci William Labov’a aittir. Labov, toplum dilbiliminde adeta çığır açan çalışmasında, alışveriş merkezlerinde, toplumsal statüyle bağlantılı olarak İngilizcede [r] sesinin telaffuzunun nasıl değiştiğini göstermiştir. Çalışmasında toplumsal statü arttıkça r’nin telaffuz oranının da arttığını gözlemlemiştir.

    Dil kullanımına etki eden bir başka sosyal faktör de cinsiyettir. Cinsiyet, kadınlar ve erkekler arasındaki bütün psikolojik, sosyal ve kültürel farklılıkları içine alan sosyal bir yapıdır. Cinsiyetin diller üzerinde gözlenebilen etkileri birbirinden farklıdır. Bazı dillerde cinsiyetin doğrudan dil bilgisel işaretleyicileri vardır (örn. Rusça, Almanca vb.). Bazılarında ise cinsiyet dile sözcük seçimindeki farklılık olarak yansır. Örnek olarak Türkçede, ayol kadın, ulan ise erkek dağarcığına özgü sözlerdir. Virjin Adalarındaki Kariplerde, erkeklerin kullandığı kelimelerin kadınlar tarafından kullanılmasının uğursuzluk getireceği düşünülür. Zulu’da ise bir kadının kayınpederinin adını söylemesi yasaktır. Eğer söylerse ölümle cezalandırılabilmektedir. Cinsiyetin sözcük seçimine etkisi Güney Sibirya Türk dillerinde ve bazı Anadolu köylerinde de gözlenebilmekte; kadınların bazı sözcükleri söylemeye izinli olmaması, tabuların ve örtmece sözcüklerin olduğu farklı bir kadın dilinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Cinsiyet, dil kullanımına telaffuz farkıyla da yansıyabilmektedir. Örneğin Darkhat Moğolcasında erkeklerin konuşmasındaki /u/ ve /o/ kadınların konuşmasında İyi ve /öl ile temsil edilir.

    Temelde tüm bu sonuçlar, kadınların ve erkeklerin farklı sosyalleşme süreçleri yaşamalarından kaynaklanmaktadır. Toplumda kadına biçilen davranış kalıpları ve roller, kadının dilsel davranışları üzerinde de belirleyici olmakta; kadın, içinde bulunduğu toplumsal bağlamda, büründüğü -kendisine yüklenen- toplumsal role göre konuşma davranışı geliştirmektedir. Erkekler için de durum benzerdir. Deborah Tanen kadınların ve erkeklerin bir kültürün farklı alt kültürlerini oluşturduklarını, bunda farklı yetiştirilmelerinin etkili olduğunu söyler. Bu yetişme sırasında bireyler sadece cinsiyete bağlı davranış biçimlerini değil, cinsiyete bağlı dil davranışlarını da öğrenirler.

    Dil kullanımına etki eden bir başka sosyal faktör toplumsal güçtür. Bir dil topluluğundaki bireyler arasında değişken bir güç ilişkisi olabilir. Güç ilişkisi karşılıklı ve dengeli olabileceği gibi, A kişisinin yaş, meslek, gelir vb. nedenlerle B kişisi üzerinde gücü bulunabilir. Her iki durum da dil kullanımını, özellikle de hitap sözcüklerinin seçimini etkilemektedir. Özetle, konuşmaya başlamadan önce bireyler, dinleyici ile aralarındaki güç ilişkisine karar verirler ve güç ilişkisi dillerine de yansır. Türkçede eğitimli kesim toplumsal açıdan daha güçlü biri ile konuştuğunda s/z ile hitap edip karşılığında sen bekler. Dinleyiciden daha güçlü iseler sen ile hitap eder ve karşılığında siz alırlar. Ancak Türkçe için burada çizilen genel çerçeve, çeşitli nedenlerle daha da karmaşıklaşabilmektedir. Türkçede daha çok eğitimli kesimin dilinde mesafe ve nezaket ifade eden siz’in taşıdığı anlamlar, başka sosyal sınıflarda akrabalık adları kullanılarak dile getirilmektedir.

    Dil kullanımına etki eden bir başka sosyal faktör ise toplumsal ağdır. Toplumsal ağ, bireylerin günlük hayatlarında iletişim içinde oldukları kişilerden oluşur ve kişilerin konuşmalarını etkiler. Aileler, çocuklarının dil kullanımının, ailedeki konuşma biçimlerinden çok okuldaki arkadaşlarının konuşma biçiminden etkilendiğini, yani toplumsal ağın dil kullanımı üzerindeki etkilerini kolayca gözleyebilir. Yetişkin insanlar birden fazla toplumsal ağa aittirler. Bir toplumsal ağdan diğerine geçtiklerinde farkında olmadan konuşma biçimlerini de değiştirirler.

    Yukarıda, bireylerin dil kullanımını etkileyen toplumsal faktörlerin birkaçı özetlenmiştir. Toplumsal faktörler dile yansıyarak dil kullanımını etkilediği gibi, dil de toplumsal algılama, duyma, düşünme biçimlerini yansıtarak toplum hakkında da bilgi verir. Dilin araştırılması suretiyle toplum hakkında Önemli tespitlerde bulunulur. Çoğu zaman başka alanların yararlanmış olduğu veriler de bir dille üretilmişlerdir. Örnek olarak Türkçe konuşanların tarihte hangi topluluklarla sıkı ilişkiler içinde olduğunu, Türkçedeki alıntı kelimelerin yardımıyla kolayca çıkarabiliriz.