Dini Bayramların Kişiye ve Topluma Kazandırdıkları Nelerdir

Konusu 'Dini soruların cevapları' forumundadır ve Nehir tarafından 9 Ağustos 2014 başlatılmıştır.

  1. Dini Bayramların İnsana ve Topluma Kazandırdıkları

    Bayramlar topluma sevinç ve hüznü paylaşma ortamı sunar.` diyen Diyanet İşleri Başkanı Bardak- oğlu`na akademisyenler de destek verdi: Bireyler sosyal kaynaşma fırsatını iyi değerlendirsin.Kurbanın nasıl kesileceğinden büyük şehirlerdeki sıkıntılara kadar birçok yönüyle tartışılan bayramın, manevi anlamı dikkatlerden kaçıyor. Uzmanlar, bayramların toplumsal kaynaşma için fırsat olarak görülmesini isterken, her topluma ait özel günlerin bulunduğuna dikkat çekiyor. Bayramların İslam dünyası için, birlik ve beraberliğin tutkalı olduğunu vurgulayan din psikolojisi profesörü Mehmet Zeki Aydın, `Bu bayramda herkes kendine bir söz versin.` diyor ve ekliyor: `Uzun zamandır görmediğiniz en az beş kişiyi ziyaret edin.` Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Mehmet Erdoğan da, günlük telaşe içerisinde yakınlarını ihmal edenleri, `Bari bu fırsatı değerlendirin.` diye uyarıyor. 1980 sonrasında toplumsal ilişkilerde sıkıntılar yaşandığına işaret eden sosyolog Cafer Vayni, bayramların artık daha önemli hale geldiğini vurguluyor. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu ise bayramların akrabalık bağlarını kuvvetlendirdiğinin ve toplumsal hayatı canlandırdığının altını çiziyor: Bayramlar, yalnızlaşan modern insana kendini ve çevreyi fark etme imkanı sağlayacak, topluma sevinç ve hüznü, sevgi ve dostluğu paylaşma ortamı sunacaktır. Bayramlar hakkında ilahiyatçılar, psikologlar ve sosyologlar bir noktada birleşiyor. O da bayramların sosyal dayanışma için en uygun zaman dilimi olması. Ortak tavsiyeleri ise `Bayramları, birlik ve beraberliğin sağlanması ve sosyal dayanışma için bir fırsat olarak değerlendirin.` Müslümanlar açısından yılda iki kez yaşanan bayramların birlik ve beraberlik adına önemli bir fonksiyona sahip olduğunun altını çizen Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın, bayramların bazı fonksiyonlarının kaybolmaya yüz tuttuğunu belirtiyor. Aydın`a göre bayramlar tatil olarak algılanmaktan ziyade kaynaşma aracı olarak kullanılması gereken en değerli günler. `Gelin bu bayram hiçbir karşılık beklemeden sadece Allah`ın rızasını kazanmak için bir kampanya düzenleyelim.` diyen Aydın`ın önerisi şöyle: `Uzun zamandan beri ziyaret etmediğimiz en az beş yakınımızı ziyaret edip bayramını kutlayalım. Yine ziyaretine gidemeyeceğimiz kadar uzak yerlerde bulunan en az beş dostumuzu telefonla arayalım.` Bayramların bir tatil havasına sokulduğunu ve insanların ziyaretleşme yerine adeta kaçarcasına tatil ve eğlence merkezlerine gittiğini ifade eden Prof. Aydın, bu tutumun, bayramlardan gözetilen İlahi amaçla bağdaşmayacağını vurguluyor. Eş dost ziyaretlerinin önemini anlatırken bir de tavsiyede bulunuyor: Mutlaka çocuklarınızı yanınıza alın. Kurban dağıtımı işini de çocuklarla birlikte yapın ki, vermeye ve yardım yapmaya alışsınlar.

    Bayram, yoksullarla, kimsesizlerle ve yüreği yaralı insanlarla güzelliklerin paylaşıldığı günler olsun. Bayram, dini şuur ve duyguların gelişmesine, dargınlık, kırgınlık ve küskünlüklerin giderilmesine, akraba, komşu ve büyüklerin, hastaların ziyaret edilmesine, fakir, yetim ve kimsesizlerin gözetilmesine, çocukların sevindirilip manevi havayı teneffüs etmelerine, kısaca her türlü insani ve ahlaki değerlerin kazanılmasına vesile olsun.` Sosyolog Cafer Vayni de 1980 sonrasında toplumsal ilişki ve kaynaşmalarda önemli derecede sıkıntılar ortaya çıktığına dikkat çekiyor. Vayni, `Ortalama 20-25 yılda bir kuşak oluşurken bugün bu süre neredeyse beş yıla inmiştir. Bu noktada her ne kadar bayramlarda dayanışma ruhumuz ve arzumuz kabarsa da, Müslümanlar her an kaynaşmak, dayanışmak durumundadır.` diyor. Vayni, dayanışmanın aynı zamanda insanın yaratılışının gereği olduğunun altını çiziyor.

    Sevinçlerimizi tüm bayramlarda "Bayram Sevinci" ile yaşadık. Gün oldu aradık böylesi günleri: "Nerede o eski bayramlar" dedik. Bazen zamanı gösterdiler, bazen yaşamın ta kendisini. Neşe ve sevincin bir tür ete kemiğe büründüğü günlerdir bayramlarımız. Bayramlarımız yaşantımızda hep oldular ve sonsuza kadar bundan sonrada hep olacaklardır. Toplumsallaşma sürecinde doğayı,dini ve kutsalı keşfeden insanoğlunun tarihi ile özdeş, köklü bir geçmişi var bayramlarımızın. Farklı bir zaman kavramına geçiyor insanoğlu.

    Sanayileşme, ilerleme, gelişme, globalleşme, küreselleşme derken çizgisel yaşanan bir zaman kavramına geçtik. Hızla tükettiğimiz zamanı geri dönülmez bir şey olarak algılıyoruz artık. Döngüsel yaşanan bir zaman kavramının anlamı kalmadı gibi. İşte geleneğin ya da bayramların önemi burada. "Nerede o eski Bayramlar" derken bu hızlı değişime bir tür tepkimizi dile getiriyoruz aslında! Son yıllarda eş dost hatırlanması ziyareti yapılması, sevgi ve saygının yaşanması gereken bayram günlerinde beş yıldızlı otellerde tatil yapma zamanı fırsatı olarak değerlendirilmesi de düşündürücü değimlidir. Bayramın gerçek amacından sapma saptırılma değimlidir iyi düşünmek gerekir.Teknoloji, her zaman her şeyi, "tüm iyi şeyleri" bile geri getirmiyor. Gelenek, içinde yaşarken farkında olmadıklarımızı bize hatırlatıyor. Bayramlarla belleklerimizi tazelerken, sürdürüyoruz aslında geleneği. Ne kadar teknoloji gelişse de,teknolojinin sağladığı olanakları da kullanarak, yaşadığımız eski ananelerimizi, dini ve milli bayramlarımızın verdiği şevk ve heyecanı, bayramlarımızı dolu dolu yaşamayı, sevgi ve saygı anlayışımızı, sürekli yaşamalıyız ve sürekli yaşatmalıyız.