Doğu Anadolu Bölgesinin Su Kaynaklarının İsimleri

Konusu 'Coğrafya atlası' forumundadır ve Lavinia tarafından 17 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Doğu Anadolu Bölgesinin Su Kaynakları

    Günümüzde bile büyük bir hayranlıkla izlenen Urartu Krallığı'na ait baraj, gölet ve sulama kanalları, kendisinden sonra Doğu Anadolu Bölgesi'nde kurulan uygarlıkların söylencelerine ve türkülerine konu olmuştur. Çünkü ne Eskiçağ ve Ortaçağ'da, ne de Yeniçağ'da hiçbir uygarlık Doğu Anadolu Bölgesi'nde Urartu Krallığı'nın yapmış olduğu kadar baraj, gölet ve sulama kanalı inşa etmiştir. Bugüne değin saptadığımız çok sayıdaki Urartu barajı, Doğu Anadolu Bölgesi'nde ırmaklar üzerine yapılan modern barajların ilk örneklerini yansıtmasının yanı sıra, 2800 yıllık baraj inşa tekniğinin tarihsel gelişimini göstermesi açısından da, çok büyük bir önem taşımaktadır.
    Urartu Kralları'nın Doğu Anadolu Bölgesi'nde yaptırdıkları çok sayıdaki baraj, gölet ve sulama kanalları, Eskiçağ'da Hitit ve Assur Krallıkları'nın baraj ve sulama kanalı yapma geleneğini Pers, Hellenistik, Bizans, Ortaçağ ve Osmanlı Devleti dönemine taşımıştır. Yani Anadolu'da sulamaya dayalı modern tarım kültürünün yaygınlaşmasında ve baraj yapma geleneğinin gelişmesinde, Urartu Uygarlığı çok önemli bir köprü görevini üstlenmiştir. Günümüzde Doğu Anadolu Bölgesi'nde Fırat ve Dicle ırmakları üzerine yaptırılan modern barajların ilk örneklerini, 2700 yıl önce Urartu Kralları tarafından küçük çay ve dereler üzerine kurulan barajlar oluşturmaktadır.

    Doğu Anadolu Bölgesi'nin en zengin su kaynaklarından birini de, Van Ovası'nın doğusunu yarım ay şeklinde çevreleyen 3200 m. yüksekliğindeki Erek Dağı oluşturmaktadır. Urartu Krallığı döneminde Erek Dağı ve eteklerindeki su kaynakları üzerinde toplam 14 adet gölet ve baraj yapılmıştır. Yapılan gölet ve barajların hemen hepsi, Erek Dağı'nın batısından Van Gölü'ne kadar eğimli bir şekilde uzanan yaklaşık 150 km² genişliğindeki Van Ovası'nda yapılan tarımın su gereksinmesini karşılamaktadır. Van Ovası oldukça verimli topraklara sahip olmasına karşın, su yönünden fakirdir. Yapılan barajların en eskisini, Urartu Krallığı'nın kurulmasından önceki döneme ait Bakraçlı ve Harabe Barajları oluşturmaktadır. Bakraçlı Barajı tahrip edilmesine karşın, Harabe Barajının 1.5-2 m. yüksekliğindeki duvarları yıkılmadan günümüze değin özgün biçimini korumuştur. 30x30 cm. büyüklüğündeki savağı, bugüne değin bulunan baraj savaklarının en küçük örneğini oluşturmaktadır. Yalnızca baraj alanının içi toprak ile dolduğu için, son 80 yıldan beri tarla olarak kullanılmaktadır. 1 km. güneyinde bulunan Yoncatepe Kalesi ve nekropolleriyle birlikte Erken Demir Çağı'na tarihlenen Harabe Barajı, Urartu Barajlarının ilk prototipini yansıttığı için çok büyük bir önem taşımaktadır. Zivistan Köyü yakınlarındaki Azab Göleti, Kral İşpuini (M.Ö.830-810) döneminde kurulmuştur ve Urartu göletlerinin bilinen ilk örneğini yansıtmaktadır. Kevenli ve Yukarı Ömer Gölü, Aşağı Ömer Gölü, Kilise Gölü ve Kadim Barajları, Urartu Kralı Menua (M.Ö.810-786) döneminde yapılmıştır. Rusa (Keşiş Göl) ve Köşebaşı Barajları ile Yakup, Kurubaş ve Sıhke Göletleri de, Kral II.Rusa (M.Ö.685-645) döneminde yapılmıştır. Hatta yapılan baraj ve göletler Van Ovası'nın güney bölümünün su gereksinmesini karşılayamadığı için, Gürpınar Ovası'ndan Van Ovası'nın güneyindeki topraklarda bulunan meyve ve sebze bahçelerinin su gereksinmesini karşılayabilmek için 51 km. uzunluğunda olan ünlü Menua (Semiramis/Şamram) Kanalı yapılmıştır. Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki diğer su kaynakları üzerinde birbiriyle bağıntılı olarak bu kadar çok sulama tesisinin yapılmadığı görülmektedir. Yani Doğu Anadolu Bölgesi'nde bu güne kadar bulunan Urartu sulama tesislerinin yaklaşık olarak beşte biri, Van Ovası'nın doğusunda yükselen Erek Dağı ve eteklerinde yer almaktadır. Öyle anlaşılmaktadır ki Urartu başkenti Tuşpa'nın (Van Kalesi) Van Ovası'nda kurulmasında, Erek Dağı ve eteklerindeki zengin su kaynakları da bir başka olumlu koşulu hazırlamıştır.