Don Kişot Kitap Özeti ve Kahramanları

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Nehir tarafından 8 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Don Kişot Kitap Özeti Cervantes

    Romanın Başlıca Kişileri

    Don Kişot: Romanın başkahramanı. Kendisinin şövalyeliği canlandıracağına inanan, yaşlı, zayıf görünümlü, nazik biri.
    Sancho Panza: Don Kişot’un uşağı. Şövalyesinin sağlayacağı yararlara kanan biri.
    Dulcinea del Toboso: Toboso’dan oldukça gelişmiş bir köylü kızı. Asıl adı Aldonza Lorenzo. Don Kişot onu soylu bir aileden gelmiş olarak görür.
    Master Nicholas: Köy berberi.
    Dük ve Düşes: Don Kişot’a kaba şakalar yaparak eğlenerek, ona ev sahipliği yapanlar.
    Rozinante: Don Kişot’un zayıf, güçsüz atı.

    DON KİŞOT (Kitabın konusu, eleştirisi)

    1. Kitap

    Zamanını serüven romanları okuyarak geçiren taşralı bir soylu olan Alonso Quijano, şövalyeliğin canlanmasını ister. Kendisinin son silahşor olduğunu söyler. Çok sevdiği efsanelerin kahramanlarıyla özdeşleştirir. Üstüne eski zırhlı bir elbise, paslı bir kılıç, başına berber tasından miğfer geçirir. Sarsak, bitkin yaşlı bir ata Rozinante adını verir. Buna binerek, bir macera yaşamak üzere yollara düşer. Okuduğu kitaplarda bütün gezgin şövalyeler, aynı zamanda âşık olarak da anlatıldığından, o da kendine bir sevgili düşler. Etkin olsun diye de adına Dulcinea del Toboso der.

    Dulcinea, düşlerine göre, soylu bir aileden gelmiş, güzel ve erdemli bir kızdır. Aslında Dulcinea diye biri henüz yoktur. Kendine de bir ad gerekir diye düşünür, onu da Don Kişot (Don Quixote) olarak seçer. Bu durumda şövalye olabilmenin koşullarını yerine getirmiştir, geriye resmen şövalye unvanının verilmesi kalır. Atı Rozinante ile yollara düşer. Yolunun üzerinde bir handa mola verir. Hanı düşlediği şato olarak görür. Hanın sahibinden kendine bir tören düzenlemesini ve şövalyelik nişanı vermesini ister. Han sahibi yolcunun uçuk biri olduğunu sezer, handa kalan öteki müşterileri de eğlendireceğini düşünerek, Don Kişot’a şövalyelik unvanını verir. Unvanı alan Don Kişot köyüne dönerken yolda, Sancho Panza adında bir köylüye rastlar. Ondan kendisinin uşağı ve yardımcısı olmasını ister. Bunun karşılığı olarak şövalyelikte büyük servete ulaştığı zaman ona armağan olarak bir ada vereceğini, bu adanın valisi yapacağına söz verir.

    Don Kişot’un düşgücü şövalye ile uşağının maceralarını gülünçlüklere soksa da, aynı zamanda romantik bir serüvene de dönüşmeye başlar. Başlarından o kadar çok sayıda macera geçer ki, burada sıralamak epey bir yer kaplar. Bunlardan en – ilginci yeldeğirmenleriyle olan savaştır. Don Kişot, yeldeğirmenlerini kollu devler olarak gördüğü için saldırıya geçer. Bu saldırı sırasında değirmenin kollarına çarpmasıyla da atından düşer. Bir başka gün, bir koyun sürüsünü ordu diye düşleyerek, saldırıya geçer, çobanlardan bir güzel dayak yer. Bir başka zaman, şato sandıklan ve içeriden birtakım gürültüler gelen bir binaya saldırıya geçerler. Oysa sesler imalathanedeki makinelerden gelmektedir. Şarap tulumlarından damlayan şarapları kan sanıp tulumlara hücum ederler. Bunun gibi birçok garipliklerle macera yaşayan Don Kişot ve uşağı Sancho Panza, düşmanlarının kıyafet, kimlik değiştirerek kendileri ne saldırdığı savında da bulunurlar.

    Don Kişot ve Sancho’nun maceralarının bir bölümü de günlük yaşamda olabilecek olaylardır. Onlar gerçeğe daha yakındır. Örneğin iki genç âşığın kilisede evlenebilmeleri için karşılaştıkları engellerle ilgilidir. Bir başka macera da İspanyol savaş tutsağının yanına bir güzel Faslı kızı da alarak, Cezayir’den, Faslılar’ın elinden kaçmasıdır. Böylece hikâye içinde hikâyelerle maceralar sürdürülür.

    Maceralar sürerken Don Kişot’un ailesi, yakınları, onun güvenliğinden endişe ederler. Kasaba papazı ve berberi, hanımı Dulcinea’mn evine dönmesini çok arzu ettiğini söyler, Don Kişot’u bir kafese girmeye razı ederler. Bu kafesi bir öküz arabasıyla çekerek kasabaya getirirler. Geldiğinde köyün berberi ve papazının onu yoldan çıkaran fataplan törenle yaktıklarını görür. Şövalye Don Kişot’un başı döner, şaşkındır, aynı zamanda güçsüzdür. Ama evdekilerin sevincine diyecek yoktur. Onun uzun bir süre göremeyip özlemişlerdir. Yeğeni, onu yeniden evinde gördüğü için çok sevinir.

    2. Kitap

    Don Kişot’un sağlığı yerine gelir. Ancak aklı gidip gelmektedir. Bunun için de bir süre sonra; Don Kişot ve Sancho Panza, yeniden yola koyulurlar. Bu kez, Don Kişot’un soylu hanımı Dulcinea’yı bulmak üzere Toboso’ya giderler. Artık Sancho, Şövalyesinin her şeye inanma eğiliminde olduğunu sezer. Bunun üzerine Toboso’ya girerken yolda rastladıkları ilk genç fazın Dulcinea olduğunu söyler. Bunun üzerine Don Kişot, düşlerinde canlandırdığı hanımefendi ile bu köylü kızını ayırabilecek gücü hâlâ yitirmediğini söyler, buna inanmak istemez. Bunun olsa olsa, kötü niyedi büyücülerin ona yaptıkları bir oyun olarak görmektedir. Don Kişot’un ünü çevrede yaygınlaşır. Bu arada onun şaşkınlık yaratan maceralarını işiten ve kendilerine, küçük düşürücü şakalar yapmaya hazırlanan Dük ve Düşesin şatosuna giderler. Kurulan senaryoya göre, Don Kişot, Sir Lancelot ya da Sir Rolan olarak karşılanacak, eğlendirilecek, saygı gösterilecek, öte yandan sıkıntı ve karamsarlık içindeki hanımlara, sorunlarının çözümü için katkıda bulunması istenecektir. Dük’ün şatosundaki çalışanlar da bu oyunda yer alır. Dulcinea’nın büyülü olduğunu, bundan kurtulmasının da ancak Sancho’nun poposuna üçbin üç yüz kırbaç vurulduğu zaman mümkün olabileceği söylenir. Don Kişot hemen uygulamaya geçecektir. Ancak Sancho, zamanı geldiğinde bu cezayı kendisi uygulayacağını söyleyerek, bundan kurtulur.

    Dük, Don Kişot’la ilgili her şeyi bildiği için bu kez Sancho’ya verdiği sözü yerine getirir, yönetmesi için bir “ada” verir. Bu Dük’ün malikânesi sınırlan içinde bir köydür. Köy halkına yeni valilerine bağlı kalmaları, sözlerinden hiç çıkmamaları için öğütte bulunur. Sancho okuryazar değildir, görevini büyük bir dürüstlükle ve akıllıca yürütür. Ancak resmi doktoru, onun sevdiği yemeklerin hiçbirini yemesine izin vermeyince, bundan büyük bir üzüntü duyar. Köye sahte bir saldın düzenlenir, Sancho dövülür. Buna dayanamayan Sancho, on iki günlük görevinden istifa eder. İstifası sonrası, dürüstlüğünün kanıtı olarak, görevden önce ve sonra beş parasız olduğunu söyler. Don Kişot, kendi köyünden Sanson Carrasco adındaki bir gencin yardımıyla iyileşir, garip davranışları bırakır. Bir şövalye gibi giyinen Sanson, yenilen, yenenin emirlerine uymaya söz verirse, Don Kişot’u bir düelloya davet eder. Düelloyu Sanson kazanır ve Don Kişot’a evine dönme emri verir. Ayrıca bir yıl silah taşımayacaktır.

    Don Kişot üzülürse de evine döner ve bir yıl silah taşımaz. Üstelik artık çobanlık yapacağını, kırsal yaşamla ilgili şiirlerde anlatıldığı gibi, bir yaşam süreceğini söyler.

    Ama hastalık, bu projeyi uygulamasını dondurur. Çünkü Don Kişot yatağa düşer, normal bir insan haline gelir. Sancho’nun önerdiği yeniden Dulcinea’nın peşinde gitmeyi istemez. Vasiyetini söyler ve sağduyulu bir Hristiyan olarak son nefesini verir.