Dört Kutsal Kitap Kimlere indirildi?

Konusu 'Dini Bilgiler' forumundadır ve Lavinia tarafından 13 Nisan 2015 başlatılmıştır.

  1. Dört Kutsal Kitap Kimlere indirildi?

    1. Hz. Musa (Tevrat)

    Hz. Musa, 4 büyük kitaptan biri olan Tevrat'ın verildiği ve yeryüzünde dinini tebliğ edip, hakim kılması için gönderdiği azimli peygamberlerden biridir. Hz. İbrahim'in soyundan olup, İsrailoğulları'nın inançlarını iyileştirmek ve onları Allah'ın dilediği düzene kavuşturmakla görevlendirilmişti. Hz. Musa'nın küfürle mücadelesi Kurân'da uzun uzun anlatılmaktadır.

    Hz. Musa, çocukların öldürüldüğü yıl dünyaya gelmiştir. Babası İmran ve ve annesi Yocheved, ona yalnızca 3 ay bakabilmiştir. Kurân'da anlatıldığına göre Hz. Musa'nın annesine: "Çocuğu emzir, başına geleceklerden korktuğun zaman onu suya (Nil'e) bırak. Korkma, üzülme. Biz şüphesiz onu sana döndüreceğiz ve peygamber yapacağız." denmiştir. Annesi Hz. Musa'yı ziftle birbirine yapıştırılmış otlardan oluşan bir muhafaza içerisinde Nil Nehri'ne bırakır. Yahudi kaynaklara göre Firavun'un kızı Thermuthis, Kurân'a göreyse Firavun'un karısı, Hz. Musa'yı bulur ve saraya alır. Fakat çocuğun İbranî olduğu kısa sürede anlaşılır. Hz. Musa'nın ablası, onu emzirecek bir İbranî aile bildiğini söyler ve onu gerçek annesine geri götürür.

    Hz. Musa büyür ve birgün İsraîloğulları'ndan biriyle sokakta kavga eden bir Kıptî'ye bir tokat atar. Kıptî, yere düşüp can verir. Hz. Musa, yaptığına pişman olur ve Firavun'dan korkarak Medyen şehrine gider. Orada Hz. Şuayb'ın kızı "Safura" ile evlenir. Bir süre sonra Mısır'a dönüp gitmek üzere eşiyle beraber yola çıkar. Giderken Tûr Dağı'na uğrar ve orada Allah'ın hitabına kavuşur, kendisine peygamberlik verilir. Büyük kardeşi Harun'la Firavun'u dine çağırmaya Allah tarafından görevli kılınırlar.

    Hz. Musa, Kızıldeniz'i mûcizevî bir şekilde asâsıyla yararak İsrailoğulları'nı Mısır'dan çıkarmış, Firavun 2. Ramses ve ordusu İsrailoğulları'nın peşinden gelirken Kızıldeniz'de boğulmuşlardır.

    Hz. Musa'ya verilen ve halk arasında Tevrat olarak bilinen "Eski Ahit", 39 bölümden meydana gelir. Bunlar arasında Allah'ın doğrudan Tur dağında Hz. Musa'ya yazılı levhalar halinde indirdiği kitap asıl Tevrat'tır. Alimlerin birçoğuna göre, bu Levhalarda ünlü 10 Emir vardı. Yani Tevrat, Kurân gibi parçalar halinde değil bir defada indirilmiştir.

    Tevrat'ın aslının Allah kelamı ve peygamberine indirdiği kutsal bir kitabı olduğuna inanmak her Müslüman'a farz olup, bunu inkâr etmek kişiyi küfre düşürür. Çünkü Kurân-ı Kerîm'de Tevrat'ın Allah'ın kutsal kitaplarından biri olduğu açıklanmıştır:

    "Biz, içinde doğruya rehberlik ve nur olduğu halde Tevrat'ı indirdik..." (el-Maide 5/44).

    İslam inancına göre Tevrat, Hz. Musa aracılığıyla İsrailoğullarına gönderilmiştir. Fakat onlar tarihte yaşadıkları kötü olaylar, uğradıkları sürgünler ve esaretler nedeniyle Tevrat'ın Allah'tan gelen şeklini koruyamamışlardır. Tevrat'ın asıl nüshası kaybolunca, Yahudi din biliminsanlarını tarafından kaleme alınan Tevrat nüshaları ortaya çıkmıştır. Bugün elde bulunan Tevrat nüshaları, çeşitli müdahalelere maruz kalmış, dolayısıyla ilahî kitap olma özelliğini önemli ölçüde yitirmiştir.


    2. Hz. Davud (Zebur)

    Hz. Davud, İsrâiloğulları'na gönderilen peygamberlerden biridir. Hem peygamber, hem de hükümdardır. Soy bakımından Hz. Yakup'un Yahuda adlı oğluna dayanır. Hz. Süleymân'ın babasıdır. Kendisine İbrâni dilinde "Zebûr" kitâbı verilmiştir.

    Allah, Hz. Mûsâ'dan sonra, İsrâiloğulları'na birçok peygamberler göndermiştir. Bu peygamberler, insanları Tevrât'ın hükümleriyle amel etmeye dâvet etmişler; fakat zaman geçtikçe azgınlaşan İsrâiloğulları, Tevrât'ın hükümlerini değişmişler, peygamberlerini dinlememişler, ahlâkları tamâmen bozulmuştur. Allah, Amâlika kavmi hükümdârı Câlût'u karşılarına belâ göndermiş; Câlût, İsrâiloğulları'nı vatanlarından sürüp çıkarmış, daha sonra, Tâlût isimli bir hükümdâr gelerek memleket işlerini ve orduyu düzene koymuş ve Câlût'un üzerine yürüdü. Tâlût'un ordusunda bulunan Hz. Davud, Câlût'u öldürmüş ve Tâlût'un ölümünden sonra, kendisi hükümdâr olmuştur. Bir süre sonra Allah, kendisine peygamberlik görevi ve Zebûr adlı kitabı vermiş ve Hz. Davud, insanları Allah'ın dinine dâvet etmiş ve adâletle hükmetmiştir.

    Hz. Dâvûd'un çok güzel ve tesirli sesi vardı. Kendisine İbrâni dilinde Zebûr kitabı geldi. Bu kitap, manzum şekilde olup, eski manzum kitapların en ünlüsüdür. Zebûr, ünlü 4 ilâhi kitaptan biri olup, Tevrât'tan sonra gönderilmiştir. Vaaz ve nasihat şeklinde olup, Tevrât'ı kuvvetlendirdi. Onu açıklayıp onunla amel etmeye çağırdığından, Tevrât'ın hükümlerini yürürlükten kaldırmadı. Hz. Davud, Hz. Mûsâ'nın getirdiği dinî kuvvetlendirdiğinden resûl olmayıp, Beni İsrâil'e gönderilen nebilerden biridir.

    Yazılı şey ve kitap anlamına gelen Zebur, Hz. Davud'a indirilmiştir. Zebur'un bölümlerine “Mizmar” denir. İslam inancına göre bugün Zebur'dan geriye birkaç Mizmar kalmış, diğerleri kaybolmuştur. Zebur, “Mezmurlar” başlığı altında Tevrat'ın içinde yer almaktadır. Yine İslamiyet'te Zebur'un da zamanla Tevrat ve İncil gibi metinleriyle birlikte tahrif edildiğine inanılır.


    3. Hz. İsa (İncil)

    İsa Mesih, Kurân'da adı geçen ve İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden biridir. İsa Mesih, Batılı tarihçilere göre miladi yıldan 4 ya da 5 yıl kadar önce doğmuştur. Yine Batılı tarihçilere göre İsa Mesih, Romalıların elinde bulunan Yahudiye'de Romalılardan Tiberius iktidarı döneminde 30 yaşlarına doğru peygamberliğini insanlara bildirmiş ve önce Celile'de sonra Kudüs'te insanları hak dine davet etmiştir. Yahudilerin dinini ikmal onların dine kattıklarını düzeltmek için gönderilen İsa Mesih, kendisine indirilen İncil adli kutsal kitapta bunu söyle anlatır: "Ben yok etmeye değil, tamamlamaya geldim." İsa Mesih, Yahudilerin tahrif ettiği Tevrat'ı onların anlayışından kurtarmaya, Hz. Musa'nın getirdiği akideyi yerleştirmeye ve Yahudilere daha önce bildirilen zahmetli kimi ilahi yasaları hafifletmeye çalışmıştır.

    Memleketi Celile'de Genaseret gölü kıyısında ilk vaaz ve tebliğlerini bildiren İsa Mesih, daha sonra Kudüs'e gitti. Yahudiler İsa Mesih'i, dönemin Romalı Kudüs valisi Pontus Pilatus'a şikayet ettiler. Havarilerin içinde Yahuda isimli birisi İsa Mesih'e ihanet etti ve Hıristiyanların inancına göre İsa Mesih, çarmıha gerilerek öldürüldü. Kurân'daysa bu olay söyle anlatılmaktadır:

    "Halbuki onlar İsa Mesih'i öldürmediler ve asmadılar. Fakat kendilerine bir benzetme yapıldı" (en-Nisa, 4/156).

    Rivayete göre İsa Mesih'e ihanet eden Yahuda, Romalılar tarafından İsa zannedilerek asılmıştır.

    Kurân'a göre İsa Mesih'in annesi Hz. Meryem'dir. Meryem, yine Kurân'da ismi geçen 4 seçkin aileden biri olan İmrân ailesindendi. Hz. Meryem, Zekeriya'nın koruması ve gözetim altındaydı. Meryem, Beytü'l-Makdis'te, doğu tarafta özel bir bölmeye yerleştirilmişti. Zekeriya, Meryem'in yanına geldikçe orada, rızkını ve yiyeceğini hazır görürdü. Hz. Meryem, Beytü'l Makdis'te zikirle, ibadetle hayatîni geçiriyordu. iste bu sırada Allah, ona bir beşer sûretiyle Cebrail'i gönderdi. bu durum, Kurân'da şu şekilde anlatılır:

    "Meryem dedi ki; ben senden Rahman'a sığınırım. Eğer O'ndan korkuyorsan bana dokunma! O da, ben, temiz bir oğlan bağışlamak için Rabbinin sana gönderdiği elçiden başkası değilim, dedi. Meryem; bana bir insan dokunmamışken, ben kötü kadın olmadığım halde nasıl oğlum olabilir? dedi. Cebrail, bu böyledir; çünkü Rabbin, "bu bana kolaydır, onu insanlar için bir mûcize ve katımızdan da bir rahmet kılacağız, " diyor, dedi. İş olup bitti. Böylece Meryem, İsa'ya gebe kalarak bir köseye çekildi. Doğum sancıları başladı ve başına gelen bu hadiseden dolayı çok üzülerek, keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim, dedi" (Meryem, 19/1 8-23).

    Cebrail, Meryem'e, babasız doğuracağı çocuğun özelliklerini ve mücadelesini haber vermiş, Meryem'i teselli etmiş ve ayrılıp gitmişti. Hz. Meryem'in kendisini Allah'a ibadete verdiğini ve onun tertemiz bir kadın olduğunu bilenler de bilmeyenler de bu duruma hayret etmiş ve doğumun bu şekilde nasıl olabileceği tartışmasına girmişlerdi. Hz. Meryem ise olayı, çocuğa sormalarını işaret etmişti. Fakat "Onlar, biz beşikteki çocukla nasıl konuşabiliriz?" dediler. Çocuk, "ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı. Nerede olursam olayım, beni mübârek kildi. Yaşadığım sürece namaz kılmamı ve zekât vermemi, anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum gün de, öleceğim gün de, dirileceğim gün de, bana selâm olsun, dedi" (Meryem, 19/23-33).

    İsa Mesih'in babasız olarak mûcizevî bir şekilde doğusu, Allah'ın dilemesinden ibâretti. Hatta Allah katında, oluş itibariyle Adem ile İsa arasında fark yoktu. Gerçekten de ayet-i kerimede, durum su şekilde izah edilir:

    "Gerçekten İsa Mesih'in babasız dünyaya geliş hâli de Allah katında Adem'in hâli gibidir. Allah, Âdem'i topraktan yarattı, sonra da ona ol dedi; o da hemen (insan) oluverdi." (Âli İmrân, 3/59).

    İsa Mesih, 30 yaşında iken peygamberlik görevi aldığında, hemen İsrailoğullarına durumu bildirdi. İsa Mesih'in çağrısına kulak tıkayan ve ellerindeki Tevrat'ı tahrif edip pek çok değişiklikler yapan İsrailoğulları, İsa Mesih'e inanmadılar. Ayrıca Allah, İsa Mesih'in peygamberliğini destekleyen mûcizeler de gösteriyordu. İsrailoğulları, İsa Mesih'i ve ona tâbi olanları durdurmak için pek çok yol denediler; sonunda İsa Mesih'i öldürmeye karar verdiler. Fakat Allah, onların planlarını etkisiz hâle getirdi. Yahudiler, İsa Mesih'e benzeyen birini yakalayıp astılar ve "Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" dediler (en-Nisâ, 4/157). Öte yandan Kurân, asıl durumu su şekilde açıklar:

    "Halbuki onlar İsa Mesih'i öldürmediler ve asmadılar. Fakat kendilerine bir benzetme yapıldı. Ayrılığa düştükleri şeyde, doğrusu şüphededirler. onların bu öldürme olayına ait bir bilgileri yoktur. Fakat kuru bir zan peşindedirler. Kesin olarak onu öldürmediler, bilakis Allah, onu kendi katına yükseltti. Allah güçlüdür, hâkimdir" (en-Nisâ, 4/157-158).

    Hz. İsa ayette de belirtildiği gibi, öldürülmeden göğe yükseltilmiştir. Mezarı dünyada değildir. Ayrıca Miraç'ta, peygamberimiz kendisini görmüştür. İsa Mesih, göğe yükselmeden önce, havârîlerine ve tüm İnsanlığa su müjdeyi vermişti: "Ey İsrailoğulları! doğrusu ben, benden önce gelmiş olan, Tevrat'ı doğrulayan ve benden sonra gelecek ve adi Ahmed olacak bir peygamberi müjdeleyen Allah'ın size gönderilmiş bir peygamberiyim" (es-Saf, 61/6).

    Hz. İsa göğe çekildiği sıralarda kendisine inananların sayısı çok azdı. Daha sonra bir ara İsa Mesih'in getirdiği inancı kabul edenlerin sayısı arttıysa de, sonunda Hıristiyanlar da İsrailoğulları gibi yoldan çıktı ve pek çok yanlışlıklara saptılar. Bugün, Hıristiyanların sahip oldukları teslis inancı, İsa Mesih'in göğe yükseltilmesinden hemen sonra ortaya çıkmıştır.

    İsa Mesih'e 4 büyük ilâhi kitaptan biri olan İncil verilmiştir. Kurân'da İncil'in İsa Mesih'e verilişiyle ilgili şu bilgiler vardı:

    "Arkalarından da izlerince Meryem oğlu İsa Mesih'i Tevrat'ın bir tasdikçisi olarak gönderdik; ona da bir hidâyet, bir nur bulunan İncil'i, ondan önceki Tevrat'ın bir tasdikçisi ve sakınanlara bir hidâyet ve öğüt olmak üzere verdik" (el-Mâide, 5/11).

    Fakat bu İncil de Tevrat gibi tahrifata uğramıştır. Bununla birlikte Allah tarafından son peygamber Hz. Muhammed'e indirilen Kurân, Zebur, Tevrat ve İncil'in hükümlerini ve geçerliliklerini ortadan kaldırmıştır. İsa Mesih İslam bilginlerinin çoğunluğuna göre cisim ve ruhuyla göğe yükseltilmiştir. Kıyamet vaktine yakın yeryüzüne inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek ve İslam şeriatıyla hükmedecektir.


    4. Hz. Muhammed (Kurân-ı Kerîm)

    Hz. Muhammed, 571'de Mekke de dünyaya geldi. Doğmadan önce babası yaşamını yitirdi. Doğduktan kısa bir süre sonra annesini kaybetti. Sonra dedesi Abdulmuttalip'in koruyuculuğunu girdi. Onun ölümünden sonra da amcası Ebû Tâlib'in yanında kalmaya başladı.

    Hz. Muhammed, küçük yaşlardan itibaren ticarete atıldı. Mekke'de yaşayan ve puta tapan insanlara karşı çıkıyordu. Bu yüzden de o insanlardan uzak kalmak için sürekli gözlerden uzak Hira mağarasına çekiliyordu. Bu arada ilk eşi Hatice'yle evlendi. Hatice'den Kasım, Abdullah, Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm, Fâtıma adında altı çocuğu oldu Kasım ve Abdullah küçük yaştayken yaşamını yitirdi.

    Yine birgün Hira mağarasına çekildiğinde vahiy meleği olan Cebrail geldi ve ona ilk vahiy olan "oku" emrini verdi. Böylece Hz. Muhammed'e 40 yaşında peygamberlik verilmiş oldu. Ona ilk eşi Hatice iman etti ardından Hz. Ali, sonra Zeyd bin Harise, ardından da Hz. Ebû Bekir iman etti. Sonra birçok insan bu mesaja kulak verdi.

    Müslümanların çok olmasına rağmen Mekke'nin ileri gelenleri, Müslümanlara türlü eziyetler işkenceler ve boykot uyguluyorlardı. Bundan korunmak için bir kısım Müslümanlar, Habeşistan'a hicret etti. Daha sonra arkalarında bir kısım Müslüman daha Habeşistan'a hicret etti. Sonunda Hz. Muhammed'in emriyle bütün Müslümanlar Medine'ye hicret etti. Önden Müslümanlar gitti arkalarından da Hz. Muhammed ve arkadaşı Ebû Bekir gitti. Medine yerlileri (ensar), Müslümanları çok iyi karşıladılar. Medine yerlileriyle (ensar) Mekke'den hicret edenler (muhacir), kardeş ilan edildi. Böylece Medine İslam devleti kurulmuş oldu.

    İslam devletinin kurulmasıyla müşrikler Müslümanlara saldırmaya başladı ilk savaş Bedir savaşı oldu. Müslümanlar, ticaret için giden bir Mekke kervanını Mekke'de kalan eşyaları için el koymak istediler bunu duyan Mekkeliler savaş hazırlığı yaptılar ve Müslümanların üzerine geldiler. Bedir kayalıklarında karşılaşan ordular savaştılar. Bedir savaşında Müslümanlar galip geldi bunun sonucunda Şam ticaret yolu Müslümanlara açılmış oldu. Savaşta ele geçen esirler, 10 Müslüman'a okuma yazma öğretmek şartıyla serbest bırakıldı.

    Mekkeli müşrikler, Bedir savaşının intikamını almak için Uhud savaşını başlattı. Uhud savaşının başında Müslümanlar galipken peygamberimizin görevlendirdiği okçuların yerini terk etmesiyle Müslümanlar mağlup oldu. Fakat yine de müşrikler kesin bir zafer kazanamadılar. Ardından hendek savaşı oldu çünkü Mekkeliler Müslümanlara ağır bir darbe vurmak istiyorlardı. Müslümanlar bunu duyunca Selman-ı Farisi'nin önerisi üzerine Medine'nin etrafına kuyular kazdılar ve şehir savunmasına geçtiler. Böylece savaş Müslümanların zaferiyle sonuçlandı.

    628'de Müslümanlar hacca gitmeye karar verdiler. Bundan tedirgin olan Mekkeliler onları içeri almayarak Hudeybiye anlaşmasını imzaladılar. Hudeybiye anlaşması artık Müslümanların tanındığını gösteren bir anlaşmadır. 629'da Müslümanlar Hayber'i fethetti. Hayber'in fethiyle Şam'ın ticaret yolu Müslümanların eline geçti.Hayber'in fethinden sonra Müslümanlar ilk kez Bizans'la savaştı Mute'de savaşan ordular hiçbir sonuç elde edemeden geri döndüler.

    630'da Mekke'nin fethi gerçekleşti. Mekke'nin fethinden sonra Arap yarımadası hızlı bir şekilde Müslümanların kontrolü altına girdi. Müslümanlar ve putperest Arap kabileleri arasında yapılan Huneyn savaşını da başarıyla Müslümanlar kazandı. Huneyn zaferinden sonra Taif şehri kuşatıldı. Hz. Muhammed'in son seferiyse Tebük seferi olmuştur. Hz. Muhammed son kez Müslümanlarla beraber hacca gitti ve buna veda haccı adı verildi veda haccında Müslümanlara veda niteliğinde konuşan Hz. Muhammed 632'de Medine de yaşamını yitirdi şu anda kabri Medine de Ravza-ı Mutahhara da bulunmaktadır.

    Kurân-ı Kerîm, Allah'ın insanlara indirdiği son Mukaddes Kitaptır. Kurân, son Peygamber Hz. Muhammed'e Cebrâil tarafından vahiy yoluyla indirilmiş ve ondan tevatür yoluyla nakledilerek günümüze kadar gelmiştir. Kurân-ı Kerîm, ferde ve cemiyete, bütün insan sınıflarına, bütün memleketlerde ve bütün devirlerde insan hayatının bütününe, maddî-mânevî bir hidayet rehberidir. Hükümet başkanından, kumandandan sade vatandaşa ve sokaktaki adama kadar herkes, orada kendisiyle alâkalı olanı bulur. Dünyevî ve uhrevî huzur ve saadeti için gerekli bilgi ve dersleri ondan alır.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 2 Nisan 2015