Dua etmek insan için neden güç ve güven kaynağıdır kısaca

Konusu 'Kısa Özet Bilgiler' forumundadır ve Nehir tarafından 3 Eylül 2014 başlatılmıştır.

  1. Dua etmek insan için neden güç ve güven kaynağıdır

    Allah, tüm evrendeki canlı ve cansız her varlığın tek Hakimi, tek Yaratıcısıdır ve tüm evrendeki tek Güç'tür. Tüm güçler, tüm ordular, insanlar, gruplar Allah'a aittir ve kabul etseler de etmeseler de tamamı Allah'a boyun eğmiştir. Allah bir ayetinde bu gerçeği şöyle bildirir:

    Peki onlar, Allah'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de, istemese de- O'na teslim olmuştur ve O'na döndürülmektedirler. (Al-i İmran Suresi, 83)

    Tüm evrenin tek hakimi olan Allah'a teslim olan, O'nu kendisine tek vekil ve tek dost edinen, O'na gönülden bir sevgi, itaat ve saygı dolu bir korku ile boyun eğen her insan, tüm evrendeki yegane kurtuluş yolunu bulmuştur. Çünkü Allah herşeyin üstünde güç sahibi olandır. Rabbimizin yüceliği ve üstünlüğü bir ayette şöyle bildirilmiştir:

    Allah O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbirşeyi kavrayıp- kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür. (Bakara Suresi, 255)

    Kuran'da Allah'ın büyüklüğünün ve yüceliğinin anlatıldığı bu ayetten sonra insanın Allah'a yöneldiğinde "kopması olmayan bir kulba" yapıştığı şöyle bildirilir:

    Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulba yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir. Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekçisi)dir. Onları karanlıklardan nura çıkarır; inkar edenlerin velileri ise tağut'tur. Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda süresiz kalacaklardır. (Bakara Suresi, 256-257)

    İnsanların büyük bir bölümü bu gerçeğin farkında olmadıkları için kendilerine, gerçekte hiçbir şeye güç yetiremeyen, kendileri de aciz olan varlıkları veli ve dost edinirler, bu varlıklara dayanıp güvenirler. Bu ise ömür boyu korku ve endişe içinde yaşamalarına, kendilerini güvende hissetmemelerine neden olur.

    Örneğin, bir insan düşünelim. Bu insan hukuki bir problem yaşadığında kendisini savunması için bir avukat tutacaktır. Avukatı tüm hukuki konuları kendisinden çok iyi bildiği için ona güvenecek ve vekaletini bu kişiye verecektir. Avukatının niteliklerine güvendiği ve ondan emin olduğu sürece, davası ile ilgili konularda içi rahat edecektir. Oysa hukuki konularda bilgi sahibi olmadığı halde, bir avukata güvenmeyip, böyle bir sorumluluğu kendisi üstlenirse gereksiz yere büyük bir sıkıntı ve zorlukla karşılaşacaktır. Veya hasta bir insan, kendisini doktoruna büyük bir iç rahatlığı ile emanet eder. Doktoru ne derse yapar, sözünü dinler. Doktorunun işinde ehil olduğuna güvendiği sürece, kendisi için başka bir ilaç veya tedavi arayışı içinde olmaz. Bunlar bir insanın, niteliklerinden dolayı başka bir insana karşı duyduğu teslimiyet ve güven duygusunun birer örneğidir. İnsanın güvendiği bir varlığa olan teslimiyeti büyük bir huzur, rahatlık ve güven kaynağıdır. Allah'a olan güven ve teslimiyet ise, buradaki örneklerle kıyaslanmayacak kadar büyük ve önemlidir.