Dünya ve ahiret arasındaki ilişki nedir

Konusu 'Kısa Özet Bilgiler' forumundadır ve Demir tarafından 14 Ağustos 2014 başlatılmıştır.

  1. Dünya ve ahiret arasında nasıl bir ilişki vardır

    Müslümanların hayatında giderek varlığını hissettiren “dünyayı elde etme” hırsı, mevki- makam her inançtan ve prensipten üstün tutma meyli, dünyayı ahirete tercih etme arzusu, tehlikeli bir boyuta ulaşmıştır. Bununla beraber bir takım yanlış düşüncelerle dünya ve dünya nimetlerini kendi kendine haram edip her şeyden el etek çekip tamamen ahirete yönelme düşüncesi bulunan bir kısım müslümanlar da yok değil. Bu konuda Kur’an-ı Kerim gerekli dengeyi ve kuralları belirlemiştir.
    Aşırı dünyacı olanlar hakkında yüce kitabımız şöyle buyuruyor:
    “ Elbette onları insanların hayata en düşkünü olarak bulacaksın. Her biri arzu eder ki, bin sene ömür sürmek… Kendisini azaptan uzaklaştıracak değildir. Allah görüyor onlar neler yapıyorlar?” Bakara -96
    “Kim haddini aşarak küfretmiş dünya hayatını tercih etmişse gerçekten alevli ateş onun varacağı yerin ta kendisidir.” Naziat–37–39
    Bir grup dünyaya tamamen bağlanırken, diğer bir grup da kendini tamamen dünyadan soyutluyor. Birbirinin zıttı olarak görünen bu iki görüş, bugün maddeye ve dünyaya bağlılık konusunda birleşmiş bulunuyor. Sonuç aynı olunca hüküm de aynı olacaktır. Yani dünyayı tercih edenlerin akıbetine uğrayacaklardır. Yüce Rabbimiz müslümanları bu hususta aydınlatıyor ve şöyle buyuruyor:
    “Habibim sen bizim zikrimize arka dönen, dünya hayatından başkasını arzu etmeyen kimselerden yüz çevir.” Necm–29
    İslam’ın ana gayesi müslümanların dünya ve ahiret mutluluğu sağlamaktır. Bu böyle olunca her iki hayatta da birinin baki diğerinin fani olduğu unutulmaksızın istenilen önem ve değerin verilmesi gerekir. Allah Teala şöyle buyuruyor;
    “ Allah’ın sana verdiği (maldan harcayıp) ahiret yurdunu ara. Dünyadan nasibini de unutma! Allah’ın sana ihsanda bulunduğu gibi sen de ihsanda bulun. Yeryüzünde fesat arama. Çünkü Allah fesatçıları sevmez.” Kasas- 77
    Bu ayette “ahireti aramak, dünyayı unutmamak ve dünya huzurunun bozulmaması” emredilmiştir. Buna bağlı olarak sınırlı olan dünya huzurunu küçük görmemeli. Zira ebedi olan ahiret mutluluğunun ona bağlı olduğu unutulmamalıdır. Bu noktada sevgili Rehberimiz, önderimiz Hz. Resulullah da şöyle tavsiye de bulunuyor:
    “Hayırlınız ahiret için dünyasını, dünyası için ahiretini terk etmeyip her ikisini birlikte yürütendir. Zira dünya ahiretin tarlasıdır. Sakın insanlara yük olmayınız!”
    Kitabımıza göre “ahiret de dünya da Allah’ındır.”Şura–49. Hem dünyada hem de ahirette verilecek olan bedeller vardır. Dünya nimetlerinden bahseden ayetleri, ahiret nimetlerinden bahseden ayetler takip eder. Dünya; iman ve amel, ahiret ise hesap ve adalet yeridir. Dünya- ahiret ilişkisinde irademiz tamamen bir yöne çevrilmemiştir.
    “İnsan her iki hayat sahnesinden birini tercih yetkisine sahiptir!” Şura–20. Kur’anda şu dua da yer almaktadır.
    “ Ey Rabbimiz bize dünyada da iyi hal ver, ahirette de iyi hal ver. Ve bizi ateş azabından koru!” Bakara–201. Dünyadan yararlanma hakkı Allah’a hakkıyla kul olmuş olanlaradır. Yüce Allah şöyle buyuruyor;
    “De ki; Allah’ın kulları için çıkardığı zineti, temiz ve hoş rızıkları kim haram etmiş? Onlar dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet günü ise sadece müminlere mahsustur. İşte biz ayetleri bilecek kişiler için böylece açıklarız.” Araf–32
    “Ey iman edenler! Allah’ın size helal ettiği o, en temiz ve güzel şeyleri nefsinize haram kılmayın. Haddi aşmayın. Allah haddi aşanları sevmez! Allah’ın size rızık olarak verdiği şeylerden helal ve temiz olarak yiyin. Siz kendisine iman etmiş olduğunuz Allah’tan gerektiği gibi korkun.” Maide–87–88.
    Dinimiz insanın dünyası ile hem de ahireti ile ilgilenir. Ebedi saadete ermek için, ahirette mutlu sona ermek için dünya bir yoldur. Bu anlayışla yaşayıp, yüz akıyla ahirete iman üzere hayatını sonlandıranlardan olmak dileği ile…