Düyun-u Umumiye İdaresi Nedir Kısa Bilgi

Konusu 'Öğrenci Web' forumundadır ve Demir tarafından 26 Eylül 2014 başlatılmıştır.

  1. Düyun-u Umumiye İdaresi Nedir Kısaca

    Osmanlı Devletinin dış borçlarının ve bu dış borçlarını idâre eden birimin ismidir. İlk dış borç , 1854 Kırım Savaşından ardından alındı . Osmanlı Devleti , Padişah 2. Abdülhamîd Han zamânına geldiğinde , zor dış borçlar altında ezilme mevkindeydi . Akıllı tedbirlerle belli bir zaman içerisinde bu borçlar ödenebilirdi . Lâkin 93 Harbi ( 1877-78 ) hezîmeti , devleti iflâsın eşiğine getirdi

    Devlet , en verimli topraklarını kaybetti . Akın akın iştirak eden göçmenlerin sayısı bir milyona ulaştı . Bu civarı göçmeni bir yıl içerisinde rahata kavuşturmak çok zordu . bu sırada , Rusya’ya zor tazminât tediye mecbûriyetiyle karşı karşıya kalındı . Rusya Ağrı kendilerine bırakıldığı halde , tazminât hakkından vazgeçebileceğini teklif etti ise de , Padişah Abdülhamîd Han bu teklifi şüphesiz kabul etmedi . Şayet Padişah Abdülhamîd Han Ayastefanos Antlaşmasındaki tazminâtı Berlin Muâhedesi ile düşürmemiş olsaydı , hükümet daha o sırada batabilirdi . Ordunun hali ise perişan bir vaziyetteydi .
    Emperyalist Avrupa devletleri yıllardır peşinde koştukları emellerine erişmek üzereydi . Onlar dış baskıların çemberi içerisinde sıkışan imparatorluğu borç bataklığı içerisinde boğmak istiyorlardı . İşte 2. Abdülhamîd Hanın devraldığı mâlî vaziyet bu idi .
    1875 yılında borçları ödeyebilmek için rüsûm-ı sitte idâresi hizmete konuldu ise de , bu idâre biçimi Avrupalı alacaklıları hoşnut etmedi . Netîcede Tevhîd-i Düyûn yapılması kararlaştırıldı . Böylelikle tüm dış borçlar birleştiriliyordu . Devletin bâzı mallar üzerinden aldığı gelir bundan bunun benzeri Ülkemiz Mâliye Nezâreti aracılığıyla değil , ancak Düyûn-i Umûmiye aracılığıyla tahsil edilecekti . Bu vaziyet hükümet içerisinde müstakil 2. bir Mâliye Bakanlığı ihdas etmek manasına geliyordu . Ne var ki , yapacak yabancı çâre de kalmamıştı . Düyûn-ı Umûmiyenin yetkisine bırakılan gelirler şunlardı: Tütün , tuz ve ipek vergi gelirleriyle damga pulu ve balık resimleri .
    Düyûn-ı Umûmiyenin idâre meclisi 7 üyeden müteşekkil olup , bunların üyelik müddeti 5 yıl için idi . Üyelerin ikisi Türk , diğerleri de her birinden birer fert olmak üzere İngiliz , Fransız , Alman , Avusturyalı ve İtalyan’dan müteşekkildi . Dış borçların tamâmına yakın bölümü İngiliz ve Fransızlara âit olduğu için , Meclis-i İdâre Başkanlığı yalnız onlardan seçilebilmekteydi . Ne var ki konseyi teftiş etmek üzere Türklerden meydana iştirak eden fevkalâde bir müfettiş heyeti de bulunuyordu .
    3 Ekim 1880 yılında Muharrem Kararnâmesi İstanbul’daki büyük devletlerin elçilerine tebliğ edildi . Düyûn-ı Umûmiye ile Ülkemiz huzurlu bir soluk almaya ve borçlarını ödemeye başlamıştı . Bu târihte devletin dış borçlarının toplam fâizleri ile beraber 280 milyon tutarındaydı . Rusya’ya harp tazminâtı ise bu hesâbın dışarısında kalıyordu . Muharrem Kararnâmesi ile bu borçlar 117 milyona civarı düşürüldü . Bu muazzam başarı Padişah Abdülhamîd Hanın şahsî kâbiliyeti ve akıllı siyâseti sâyesinde sağlanmaştı .
    Düyûn-ı Umûmiye , devletin sonuna kadar devâm etti . Son derece muntazam bir idâre sistemi olan Düyûn-ı Umûmiye , gerçi hükümet içerisinde hükümet bulunan 2. bir mâliye gibiydi . Ne var ki Türk dış borçlarının ödenmesi için yabancı olanak kalmamıştı . Benzer sürede Avrupa devletlerinin yıllardan beri alışılagelmiş tatsız müdâhalelerine de bu sâyede son verilmişti . Pekçok gelirini Düyûn-ı Umûmiyeye bırakan devletin sıkıntıya azalması kaçınılamazdı ki , bu sıkıntılarla zaman zaman karşı karşıya kalındı . Görevli ve asker maaşları iki ayda bir ödenmeye başlandı . Yalnız o devirde asla pahalılık ve sorun görülmedi