Edebi sanatlar nelerdir ve örnekler

Konusu 'Ödevim var' forumundadır ve Ayaz tarafından 6 Eylül 2014 başlatılmıştır.

  1. Mecaz

    Kelime veya kelime gruplarını bilinen ilk manalarından başka bir manada kullanmaya mecaz denir. Mecaz edebî eserlerde kullanıldığı gibi zaman zaman günlük konuşmalarda da kullanılır. Mesela "yüreksiz" kelimesi "korkak" manasında kullanıldığı zaman mecaz sanatı yapılmış olur. Eğer kelimeye kazandırılan mana ile asli mana arasında bir benzerlik var ise bu mecaz; hiç bir ilgi yok ise mecaz-ı mürsel adını alır.

    ÖRNEK

    Akif'in "Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal" mısraındaki "hilâl" kelimesi ile Türk bayrağı kastedildiği için mecaz-ı mürsel sanatı yapılmıştır. “Ankara bu konuda kararlı.” cümlesinde kararlı olan Ankara değil, Ankara’daki hükûmettir. Bir ilgi dolayısıyla Ankara kelimesi hükûmet anlamında kullanılmıştır.

    Teşbih

    Aralarında ilgi kurulabilen iki şeyden, ilgili oldukları konuda zayıf olanın kuvvetliye benzetilmesine teşbih denir.

    Tam bir teşbihte dört unsur vardır:

    Kendisine benzetilen: Aslan
    Benzetme edatı: Gibi
    Benzetme yönü: Kuvvetli
    Benzetilen: Çocuk
    Bunlardan benzeyen ve benzetilen aslî unsurlardır.

    ÖRNEK



    Kömür gibikara gözlerin...





    İstiare (Eğretileme)

    İki temel unsurundan (benzetilen ve benzeyen) sadece biri söylenerek yapılan teşbihe istiare denir.

    İstiarelerde ya benzeyen veya benzetilen vardır. Yalnız benzetilen söylenmiş ise açık istiare, yalnız kendisine benzetilen söylenmiş ise kapalı istiare denir.

    ÖRNEK

    Bu tilki her sınavda kopya çeker.
    Şeytan bu sezon gol kralı olur.

    İlk örnekte benzetilen “tilki” kullanılmış, benzeyen “öğrenci” kullanılmamıştır. İkinci örnekte ise benzetilen “şeytan” kullanılmış, benzeyen “futbolcu” kullanılmamıştır. Her iki örnekte de yalnız, benzetilen kullanıldığından “açık eğretileme” vardır.





    Teşhis (Kişileştirme)

    Canlı veya cansız varlıklara insan benliği vermek, yani onları şahıs gibi kabul etme sanatıdır.

    ÖRNEK

    Seslen liman sislerine boğulur
    Gemiler yorgun ve uykuludur.

    Bu parçada, gemiler kişileştirilmiştir.



    İntak (Konuşturma)

    Kelime olarak söyletmek konuşturmak manasına gelir. Canlı ve cansız varlıkları insan gibi konuşturmak sanatıdır. La Fontaine'in küçük hikâyeleri bu sanatın en güzel örneklerini verir.

    ÖRNEK

    Mor menekşe: ’’Bana dokunma;’’diye bağırdı.





    Tariz

    Söylenen bir sözün; alay etmek veya sitemde bulunmak maksadıyla tam tersinin kastedilmesi sanatıdır.

    ÖRNEK

    Araba o kadar hızlıydı ki, yürüyerek geçebilir
    Bu yürekli insan, tavşandan çok korkar

    Bu örneklerde “hızlı” sözüyle vurgulamak istenen “yavaş”, “yürekli” sözüyle de vurgulamak istenen korkaktır.





    Kinaye

    Bir sözün aynı anda hem gerçek hem de mecazi manada kullanılması sanatıdır.


    Örnek:

    Bulmadım dünyada gönüle mekan
    Nerde bir gül bitse etrafı diken

    dizelerinde son dizede kinaye yapılmıştır. Çünkü; gerçekten gülün olduğu yerde, mutlaka dikenler de vardır. Ancak burada asıl söylenmek istenen “nerde iyilik olsa çevresinde mutlaka kötülük de olur” anlamıdır. Yani dizede söylenen gerçek anlamın ardında bir mecaz anlam vardır. Buna kinaye denir.



    Mübalağa (Abartma)



    Bir şeyin vasıflarını veya bir olayı olduğundan fazla büyüterek veya küçülterek ifade etme sanatıdır.

    ÖRNEK:

    Dövüşüyorduk Üç Şehitler’imizde Zorluyordu derya gibi düşman Attığım boşa gitmiyordu Lüzumsuzdu nişan.
    (F. Hüsnü Dağlarca)



    Tezat (Karşıtlık)

    Aynı varlığın iki zıt yönünü bir arada ifade etme veya birbirine zıt iki kavram arasında ilgi kurma sanatıdır.

    ÖRNEK

    Yükseğinde büyük namlı karın var,
    Alçağında mor sümbüllü bağın var.





    Tecahül-i Arif (Bilmezlikten Gelme)

    Şairin çok iyi bildiği bir şeyi bilmezlikten gelmesi sanatıdır.

    ÖRNEK

    Sen güneş misin ha?
    Kaya mısın yoksa su mu?
    Giderken
    Bunca can
    Susmuşsun da
    Sanki var mısın?

    Yukarıdaki örnekte ozan onun güneş, kaya, su ya da var olup olmadığını bilmemesi olanaksız olduğu halde bilmez görünüyor





    İstifham (Soru Sorma)

    Anlatımı etkili kılmak için soru sorarak anlatmaya denir.

    ÖRNEK

    Ben mi çıldırmışım, sen mi delirdin
    Yalvaran sesimden bu kaçışın niye?

    Yukarıdaki dizelerde de istifham vardır. Şair, sevgilinin kendisine iltifat etmemesini, kendisine karşı acımasız davranmasını soru sorarak anlatmak istemiştir.





    Hüsn-i Ta'lil (Güzel Nedene Bağlama)

    Sebebi bilinen bir olayı, bir durumu, gerçek sebebi dışında daha güzel bir sebebe bağlama sanatıdır.

    ÖRNEK

    Sen yoksun hiçbir şey yok Güneşin rengi
    Ağustos yıldızlarının sıcaklığı Karanfil kokusu…
    (Suat Taşer)

    Şair, karanfil kokusunun, ağustos yıldızlarının sıcaklığının, güneşin renginin olmayışını gerçekçi bir nedene değil de sevdiğinin yok oluşuna bağlıyor.





    Tevriye

    Bir kelimenin aynı yerde birden fazla manada kullanılması sanatıdır. Kelimenin asıl anlamı yanında uzak anlamının da kastedilmesidir.

    ÖRNEK

    Gül gülse daim ağlasa bülbül acep değil
    Zira kimine ağla demişler kimine gül

    Bu şiirde “gül” sözcüğü hem “çiçek” anlamını, hem de “gülmek” eylemi olan anlamını içerecek biçimde kullanarak tevriye sanatı yapılmıştır.



    Tenasüp (Uygunluk)

    Manaca birbirine uygun kelimeleri bir arada kullanma sanatına tenasüp denir.

    ÖRNEK

    Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.





    Telmih (Anımsatma)

    Herkes tarafından bilinen geçmişteki bir olayı , bir veya birkaç kelime ile hatırlatma sanatıdır.

    ÖRNEK

    İnsanız, en şerefli mahlûkuz!”
    Deyip de pek fazla
    Övünmemiz haksız
    Atamız elma çaldı cennetten
    Biz o hırsızların çocuklarıyız!
    (Orhan Seyfi Orhon)

    Şair, “Atamız elma çaldı cennetten” dizesiyle okuyucuya Adem’le Havva’nın cennetten kovulmasına neden olan olayı anımsatmakta ve telmih sanatına başvurmaktadır.





    Cinas (Sesteşlik)

    Ses bakımından (okunuş ve yazılışları) aynı veya birbirine çok yakın fakat manaları ayrı kelimelerin bir arada kullanılması sanatıdır. Bu sanat daha çok mani ve hoyrat türünde kullanılır.

    ÖRNEK

    Kısmetindir gezdiren yer yer seni
    Göğe çıksan âkıbet yer yer seni.