Edebiyat ve Tarih arasındaki ilişki nedir kısaca

Konusu 'Bilgi bankası' forumundadır ve Deniz tarafından 6 Ekim 2015 başlatılmıştır.

  1. Deniz

    Deniz Moderatör Yönetici

    Edebiyat ile tarih arasındaki ilişki

    Tarih insanın geçmişini kültürel ekonomik ve sanat alanındaki gelişme ve değişmeleri yer ve zaman göstererek inceleyen bilim dalıdır. Mümkün oldugu kadar belgelere dayanır.Edebiyat tarihi aynı incelemeyi edebiyat eserlerini esas alarak yapar.İkisi arasında önemli benzerlikler vardır. ÖR:Orkun abideleri ve Dede korkut hikayeleri hem edebiyat Trahş hemde Tarih bakımında vazgeçilmez belgelerdir.Tarihçi ve edebiyat tarihçisi tarafsızdır.Belgelere dayanarak inceleme yapar ve neticeler cıkartır

    Edebi bir eser konusunu tarihi bir olaydan alabilir. Örneğin, bir Tarık Buğra'nın yazdığı "Osmancık" isimli roman. Romanda Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Bey'in hayatı anlatılmaktadır. Neticede edebi bir eserdir ve tarih biliminden faydalanmıştır.
    Tarihi gerçekleri ortaya çıkarırken edebi eserlerden de faydalanılabilir. Örneğin, Oğuzlar'ın yaşamlarını ve kültürlerini konu edinen tarihi bir araştırma kaynak olarak destanlardan faydalanabilir. Destanlar bildiğiniz gibi edebi türlerdir.
    Bu örneklerden de anlayacağınız üzere tarih ile edebiyat birbirine yardımcı olan bilim dallarıdır.






    Edebiyat tarihi, medeniyet tarihinin en önemli kısmıdır. Bir milletin uzun asırlar esnasında geçirdiği fikrî ve hissî gelişmeyi belirten bütün kalem ürünlerini inceleme ile onun manevi hayatını, gerçekte olduğu gibi tasvire çalışır.
    Edebiyat, toplumun bir kurumu olmasından dolayı, kendisini meydana getiren toplumun diğer kurumlarıyla bağlı ve onlarla ahenklidir. Hakikaten, bir milletin coğrafi çevresiyle, sonra iktisadi, dinî, hukuki, ahlâkî, bedii, siyasi hayatıyla edebiyatı arasındaki bağlantılar çok açıktır.
    Edebiyat tarihi, bir ulusun yüzyıllarca meydana getirdiği edebî eserleri inceleyerek geçirdiği dönemleri kronolojik bir sıra içinde inceleyen bilim dalıdır.
    Edebiyat tarihi, edebî eserlerle o eserleri yaratanları sosyal çevresi ile beraber inceler. Böylece geçmiş dönemlerde yaşayan atalarımızın duygu, düşünce ve sanat anlayışları hakkında bize bilgi aktarır. Bu konuda edebiyat tarihçisi Agâh Sırrı Levent, günümüz edebiyat tarihçisinin görevini şöyle anlatır: “Bugün gittikçe zenginleşen kültür dünyasında edebiyatın ufku genişlemiş, edebiyat tarihi de ağır görevler yüklenmiştir. Çağdaş edebiyat tarihçisi, şairleri unutulmaktan kurtarmak ya da eski zevkleri hikâye etmek için eserini yazmıyor. Sadece bilgi vermeyi de yeterli bulmuyor; incelemek, araştırmak, derinlere inmek, insanlığın gidişini, tarihini yazdığı ulusun dünya anlayışını kavrayıcı bir genişlikte yansıtmak istiyor. Edebiyat tarihi bunu yaptığı oranda görevini yapmış sayılır.”
    Bir başka deyişle edebiyat tarihi bir toplumun edebiyatının işlediği yolu ve geçirdiği dönemleri anlatan, edebiyat hayatını bütün olarak değerlendiren bir bilim dalıdır.
    Edebiyat tarihi aracılığıyla değişik çağlardaki kültür birikimimizi tanırız.
    Toplumların düşünce yapılarını, dünya görüşlerini öğreniriz. Bütün bu bilgiler bir edebiyat eserinin değerlendirilmesinde bize yol gösterir.