Efendimiz'in (s.a.v) Hayvanlara Şefkati

Konusu 'Hz Muhammedin Hayatı' forumundadır ve Elif tarafından 18 Mayıs 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) Hayvanlara Karşı Şefkati

    Cahiliye ehli hayvanlara aşırı yük yükler, oyunlarda bir eşya gibi kullanır, ok atışlarına bir hedef tahtası yapardı.İhtiyaç duyduklarında develerin canlı canlı hörgüçlerinden su ve yağ almak adetleriydi. Hayvanların sahiplerini belli etmek için kızgın demirlerle dağlarlar, kulaklarını ve kuyruklarını keserlerdi. Onlarında can taşıdığı hep göz ardı edilirdi. Şefkat ve merhamet peygamberi Hz. Resulullah ise deryalar gibi çağlayan engin merhametiyle bu tür davranışları hiçbir zaman yapmamıştır. Ashabını da hayvanlara karşı yapılan tüm Cahiliye adetlerinden vazgeçirmiştir. Bununla beraber hayvanına eziyet edenler, fazla yük saranları ve hayvanlarına karşı sert ve acımasız davrananları her defasında ikaz etmiştir.

    Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] yine Cahiliye geleneğinden olan, hayvanları bir kürsü gibi kullanarak hitabet etmeyi de kaldırarak hayvanların yaratılışlarına uygun işlerde kullanılmasını sağlamıştır. Bereketli ömründe Hz. Resulullah'ın hayvanlara olan şefkatine dair birkaç hatıra şöyledir:

    Fahr-i Kainat Efendimiz bir gün yolda giderken açlktan karnı sırtına yapışmış bir deve görür. Devenin sahibine dönerek ''Konuşamayan (ihtiyacını söyleyemeyen) bu hayvanı beslerken Allah'tan kork'' diye ikaz eder.

    Fahr-i Kainat Efendimiz hayvanlara şefkatle davranılmasını telkin etmiştir.Güneş tutulmasının yaşandığı bir gün iki rekat namaz kılmış ve ashabına bir hutbe irad etmiştir.Efendimiz hutbesinin sonunda şöyle buyurmuştur: ''Ben cehennemde kedi sahibi kadını gördüm. Vaktiyle kedisini bağlayarak aç bırakmıştı. Yerin haşeratından yemesine müsaade etmemişti de hayvan açlıktan ölmüştü.''

    Hz. Peygamber [sallallahu aleyhi vesellem] 10.000 kişilik orduyla Mekke'ye ilerlerken yolları üzerinde yeni doğum yapmış bir dişi köpek ve yavrularını görür. Efendimiz sahabeden Cual b. Süraka'yı [radıyallahu anh] çağırır ve şu emri verir: ''Ordunun tamamı geçip gidinceye kadar bu dişi ile yavruların önünde duracaksın ve nöbetçilik edeceksin.Onları ezilmeden koruyacaksın.''

    Bir sefer dönüşünde sahabiler bir kuş yuvası görür ve yuvadaki yavruları sevmeye başlarlar.O sırada yavruların annesi dişi kuş gelir ve etrafta öylece çırpınmaya başlar. Fahr-i Kainat Efendimiz bu durumu görünce hemen müdahale eder ve sahabilere, ''Kuşa eziyet etmeyin, yavruları yerine koyun, diye emreder.''

    İbn Abbas [radıyallahu anh], Efendimiz'in hayvanlara olan şefkatini şöyle anlatmıştır:

    ''bir gün Allah'ın elçisiyle bir yere gidiyorduk. Biri kesmek üzere bir koyunu bağışlamış ve bıçağını koyunun gözü önünde biliyordu. Bunun üzerine Resulullah [sallallahu aleyhi vesellem] adama seslendi.
    'Onu defalarca mı öldürmek istiyorsun?'''

    Resulullah'ın [sallallahu aleyhi vesellem], eşi Hz. Aişe annemize yaptığı şu tavsiyesi de onun hayvanlara olan şefkatinin bir tezahürüdür. Hz. Aişe'ye [radıyallahu anha] binilmemiş bir deve gönderen Hz. Peygamber, ona şu telkinde bulunmuştur: ''Ey Aişe, buna yumuşak davran. İyi muamele et.Çünkü yumuşak muamele kimde bulunursa onu güzelleştirir. Yumuşaklık kimden söküp alınırsa onu çirkinleştirir.''