Efendimizin Ümmetine Düşkünlüğü

Konusu 'Hz Muhammedin Hayatı' forumundadır ve Elif tarafından 22 Mart 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Peygamber Efendimizin (s.a.v) Ümmetine Düşkünlüğü

    Resulullah Efendimiz'in en belirgin vasıflarından biri de ümmetine düşkünlüğüdür. Alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz [sallalahu aleyhi vesellem] ümmetinin sulh ve selameti için her türlü zorluğa katlanır ve her durumda onların iman selametini ve ebedi hayatlarını düşünürdü. Öyle ki Efendimiz'in ümmetine olan düşkünlüğü Yüce kitabımız Kur'an'da şöyle zikretmiştir.

    ''Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlerine karşı çok şefkatlidir, merhametlidir''(Tevbe 9/128)

    Efendimiz (s.a.v) ise, ''hiç şüphesiz ben size bir babanın evlatlarına olan durumu gibiyim.'' buyurarak ümmetinin fertlerine en az bir babanın evladına duyduğu şefkat kadar şefkat duyduğunu ifade etmiştir.

    Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) hayatı boyunca ümmetin affolunması için yalvarmış ve gözyaşı dökmüştür. Her namazda Tahiyyat oturuşlarında okuduğumuz ''es-Selamü aleyke eyyühennebiyyü'' (Ey nebi, selam üzerine olsun) hitabına Mi'rac gecesi mazhar olmuştur. O Rabbimiz'in özel konuğu olduğu ve başka hiçbir canlıya verilmeyen böylesine büyük şeref ve manevi tecelli anında dahi yine ümmetini düşünerek ''es-Selamü aleyna ve ala ibadillahi's-salihin'' (Selam bize ve Allah'ın salih kullarına olsun) diyerek selam ve emniyetten ümmetinin de istifade etmesini niyaz etmiştir.

    Peygamber Efendimiz, kıyamet gününde sırat köprüsünün başında duracaktır. Ümmeti sırat köprüsünden geçerken sarsılıp alttaki cehenneme düşme tehlikesi geçirince feryat ederek şefaat sahibi Resulullah Efendimize'e seslenecektir: '' Ya Resulullah, yetiş imdadımıza, Ey Muhammed, yetiş imdadımıza!'' Bu çığlıklar üzerine rahmet peygamberi yüksek sesle, ''Ya Rab ümmetim, ümmetim! Ben bugün nefsimi istemiyorum, kızım Fatıma'yı istemiyorum. Ümmetimi istiyorum.'' diye yüce Mevla'ya niyaz edecektir.

    Mahşer gününün sıkıntı ve dehşeti içinde insanlar bir kurtuluş yolu yolu ararlar ve şefaat için insanlığın atası Hz. Adem cennette yediği yasak buğdayın hesabını verememekten korktuğunu beyan edip insanları Hz. Nuh'a (aleyhisselam) gönderecektir; Hz Nuh, Hz Musa'ya (aleyhisselam); Hz. Musa da Hz İsa'ya (aleyhisselam) gönderecektir. Hz. İsa da insanların kendisini ilahlaştırdıklarını ve bundan sual edilmekten korktuğunu söyleyip ahir zaman peygamberi Efendimiz'e yönlendirecektir. Ülü'l-azm olan peygamberlerin bile ''nefsi, nefsi''(nefsim) dediği gün, Efendimiz ''Ümmeti, ümmeti'' (ümmetim) diyecek , livaü'l-hamd sancağı altında ümmetiyle beraber tüm inananlara kucak açacaktır.

    'Allahım kavmime hidayet et,
    çünkü onlar bilmiyorlar.''

    [​IMG]