Ekonomi Alanında Yapılan İnkılaplar

Konusu 'Tarih konu anlatımı' forumundadır ve Suga tarafından 3 Ağustos 2016 başlatılmıştır.

  1. Suga

    Suga Süper moderatör Yönetici

    Ekonomi Alanında Yapılan İnkılaplar
    Devleti Ali Osman’nın gerilemeye başladığı zamanlardan bu yana sürekli mağlubiyetlerle sonuçlanan savaşlar sebebinden çok sarsılan ekonomisini, Trablusgarp, Balkan ve Birinci Dünya Savaşlarıyla Kurtuluş Savaşı hepten sarsmıştı. Eşya , para , birey gücü, teknik vasıtalar ve uzman kişiler , erişim (Demiryolu olarak, Haydarpaşa – Bağdat demiryolu ile Batı Anadolu’da bir takım demiryolları vardı. Onların yapımında da yabancıların hususi çıkarları rol oynamıştı) bakımından esasen zayıf olan iktisadi kaynaklar neredeyse tamamen kurumuştu. Türk malı üretcek sanayimiz yok denecek kadar az ve ilkeldi. Bu sebeple sanayi mahsulleri bakımından tamamıyla dışarıya bağımlı idik. Türkiye’nin en başta gelmesi gerekli olan tarımı da araçların iptidaliliği ve yalnız doğa ve iklim koşullarına bağlı olacak kadar yoksulluğu nedeniyle aşağı yukarıya benzer vaziyette idi. Maliye işleri de bozuktu. Devlet gelirlerinin mühim bir bölümünü fukara köylünün tarım ürünlerinin % 1O’unun para karşılığı olan ve aşar adı verilen vergi sağlardı. Bu Ortaçağ tipindeki vergi mültezim olarak bilinen kişiler tarafından, üstelik devletin de yardımıyla , toplandığı için köylüyü sömüren, geri kalmış bir vergi sistemi idi. Devlet gelirlerinin bir bölümü , Düyun-u umumiye olarak bilinen dış borçlara gittiği, çağdaş bir vergi politikası meydana gelmediğinden devlet hazinesi fakirdi. Dışa bağımlı bir iktisad ve kapitülasyonlardan yararlanan yabancı sermaye nedeniyle , pek düşük de olsa, ulusal gelir dışarıya akıyordu. Anapara birikimi yoktu. Ziraat Bankası ve Güven Sandığı haricinde ulusal bankalar da kurulamamıştı. Üstelik devletin para işleri yabancılar tarafından kurulan ve merkezi Avrupa’da yer alan Osmanlı Bankası aracılığıyla yürütülüyordu. Azınlıklar haricinde, dayanıklı bir tacir sınıfı yoktu. Bin bir fedakarlık ile yapılan Kurtuluş Savaşı bu iktisadi durumu hepten ağırlaştırmıştı. Her şeye anında hemen sıfırdan başlamak gerekiyordu.

    Mustafa Kemal Atatürk dönemindeki iktisadi(ekonomik) politika: Atatürk Anadolu’da Ulusal Devletin kurulmasından, Kurtuluş Savaşının zaferle neticelenmesinden, Lozan Barışının sağlanarak Cumhuriyetin ilanının hemen ardından sıranın iktisadi kalkınmamızın, bunun için de iktisadi bağımsızlığımızın gerçekleştirilmesine geldiğine haklı olarak inanmakta idi. Bu hedefe erişmek amaçlı gereken çareleri, uygun ekonomi siyasetinin esaslarını tesbit etmek üzere İzmir’de bir İktisat Kongresi’nin toplanmasını talep etti . 17 Şubat 1923 tarihinde rençber(çiftçi), işçi, tacir ve endüstri temsilcileri olarak 1135 kisinin katıldığı 15 gün devam eden kongrenin açılışında uzunca bir konuşma yapan Atatürk şunları söylüyordu:

    «Arkadaşlar, sizler doğrudan doğruya milletimizi teşkil eden halkın sınıflarının içinden geliyorsunuz ve onlar tarafından seçilmiş olarak geliyorsunuz. Bu itibarla memleketimizin milletimizin halini, ihtiyacını ve milletmizin emellierini ve elemlerini yakından biliyorsunuz… Sizin söyleyeceğiniz sözler, alınmasının lüzumunu beyan edeceğiniz tedbirler doğrudan doğruya halkın lisanından söylemiş gibi telakki olunur… Halkın sesi hakkın sesidir… Kılıç ile fütuhat yapanlar, sapanla fütuhat yapanlara mağlüp olmaya ve binnetice yerlerini terk etmeye mecburdurlar. Nitekim Osmanlı Saltanatı da böyle olmuştur… Kılıç kullanan kol yorulur, nihayet kılıcı kınına koyar ve belki kılıç o kında küflenrneye, paslanmaya mahkum olur. Lakin sapan kullanan kol gittikçe daha ziyade kuvvetlenir ve daha çok kuvvetlendikçe daha çok toprağa malik ve sahip olur…»

    Atatürk’ ün devletçilik görüşünden bundan önce belirttiğimiz üzere, 0 bu sözleri ile de ulusal bağımsızlığın temelinin ekonomik bağımsızlığa dayandığını anlatmaya çalışıyordu. Kongrenin ilk yaptığı iş

    «Türk milletinin kan dökerek sahip olduğu milli bağımsızlık prensibinden hiç bir şekilde fedakarlık yapmıyacağını, ekonomik kalkınmamızın bu bağımsızlık içinde sağlanacağını, siyasi bağımsızlık gibi ekonomik bağımsızlığın da esas olduğunu»

    anlatan bir «Misak-ı İktisadi» başka bir deyişle İktisat Andı onay etmesi olmuş ve uzunca tartışmaların hemen ardından alınması gereken ekonomik tedbirler tespit edilmiştir.

    Misak-ı İktisadinin Önemli Kararları:

    Vergi sisteminde reform yapılması, kredi kurumlarının tertip etmesi , ulaşım probleminin çözümlenmesi, işçilerin hayat şeklinin düzeltilmesi, topraksız rençbere toprak verilmesi, tarımın ilkel usullerden kurtanlması, ticari spekülasyonlara engel olunması, yeraltı servetlerinin tesbiti ve işletilmesi, sanayiciye gümrük himayesinin sağlanması, ekonomi ve ticaret işlerini düzene koyacak kanuni önlemlerin alınması idi.