Tarih El-Melikü'l-Mansur Muhammed kimdir

Konusu 'Tarih konu anlatımı' forumundadır ve Ceren tarafından 15 Temmuz 2016 başlatılmıştır.

  1. Ceren

    Ceren Süper moderatör

    El-Melikü'l-Mansur Muhammed kimdir

    El-Melikü'l-Mansur Muhammed (1198-1207):

    Kutlug'un öldürülmesi üzerine Ahlat'ta büyük karisikliklar çikti ve sonunda Bektimur'un oglu Muhammed "el-Melikü'l-Mansur" ünvaniyla tek basina tahta çikti (1198-1207). Onun devrinde Gürcüler yeniden birçok sehri isgal ettiler. 1204 yilinda Ercis'e kadar gelerek sehri yagmaladilar ve çok sayida esirle döndüler. Daha sonra Erzurum beyliginin sinirlarinda yer alan Samankale'de, Ahlat ve Erzurum askerleri tarafindan perisan edildiler. Pek çok Gürcü askeri esir alindi. Bunlar arasinda bas komutan Küçük Zekeriyya da vardi. Gürcüler, 1205 yilinda Ahlat'a tekrar saldirdilar. Bektimur'un oglu Muhammed, çok genç oldugu için asker ve halk üzerinde otorite saglayamamisti. Bu yüzden Gürcüler, ciddi bir mukavemetle karsilasmadilar. Ancak daha sonra sûfîler ve gönüllülerin etrafinda toplanan halk Gürcüler'i bozguna ugratti.

    el-Melikü'l-Mansur Muhammed'in içki ve eglence âlemlerine dalmasi, halk nezdindeki itibarini kaybetmesine sebep oldu. Askerler de ona karsi ayaklandilar. Bu gelismeler üzerine bir grup Ahlatli, II. Sökmen'in vaktiyle halef tayin ettigi yegeni Nâsireddin Artuk Arslan'a haber gönderip onu ülkelerine davet ettiler. Bu sirada II. Sökmen'in köle emirlerinden Balaban da el-Melikü'l-Mansur Muhammed'e isyan ederek Malazgirt'i ele geçirdi ve topladigi kuvvetlerle Ahlat üzerine yürüdü. Artuklu meliki Nâsireddin Artuk Arslan, davet sebebiyle hiç bir muhalefet ve mukavemetle karsilasmadan Ahlat'a hâkim olacagini düsündügü için yanina silah ve agirliklarini almadan gelmisti. Balaban ona haber gönderip:

    "Ahlat halki, beni sana mütemayil olmakla itham ediyorlar. Onlar Araplar'dan nefret ederler. Sen geri dönüp bir merhale uzaklasirsan daha iyi olur. Ben sehri ele geçirirsem sana teslim ederim, çünkü benim Ahlat meliki olmama imkân yoktur." dedi. Fakat Artuk Arslan uzaklastiktan sonra "Ülkene dön, yoksa gelir seni de maiyetini de perisan ederim." diye haber yolladi. Öte yandan Eyyubîler'in el-Cezîre ve Harran bölgesi meliki Melik Esref de Artuk Arslan'in Ahlat'a gittigini duyunca derhal Mardin üzerine yürüdü ve sehrin mahsulünü alip Düneysir'de konakladi. Bir yandan Balaban'in diger taraftan da Melik Esref'in tehdidine maruz kalan Artuk Arslan, Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmus ve Mardin'e dönmek zorunda kalmistir.

    Nâsireddin Artuk'un Ahlat'tan uzaklasmasi üzerine Balaban, sehri daha siddetli bir sekilde muhasara etmege basladi. Bektimur'un oglu Muhammed, askerleri ve halki toplayip Balaban'in üzerine hücum etti. Balaban kendi hâkimiyetindeki kalelere çekilmek zorunda kaldi. Daha sonra Malazgirt, Ercis ve diger kalelerden asker toplayip yeniden Ahlat üzerine yürüdü. Devlet büyüklerine de haber gönderip onlari kendi tarafina çekmeye çalisti. Onlara bol vaatlerde bulundu. Emîrler Bektimur'un oglunun ülkeyi idare edecek durumda olmadigini, içki ve eglenceye düskün oldugunu bildikleri için Balaban'in teklifini kabul ettiler. Ancak Balaban'dan verdigi sözde duracagina dair yemin etmesini istediler. Sonra da Bektimur'un oglunu ve Ahlat'i ona teslim ettiler. Balaban sehre hâkim olup Bektimur'un oglunu hapsetti (1206).

    Bir müddet sonra Meyyafarikîn hâkimi Necmeddin Eyyub, Ahlat üzerine yürüdü ve Ahlat'in bazi kalelerini ele geçirdikten sonra Ahlat'i muhasara etmege basladi. Bunun üzerine Balaban onu aldatmak için hileye basvurarak sehri müdafaa etmekten aciz oldugunu bildirip muhasarayi kaldirmasi için güzel sözler söyledi. Bu davranis Necmeddin Eyyub'u daha da tahrik etti. Fakat Balaban düzenledigi bir baskinla onu perisan etti. Necmeddin çok az sayidaki askeriyle Meyyafarikîn'e dönmek zorunda kaldi.

    Bu karisikliklar sirasinda Gürcüler, Kars sehrine saldirdilar ve uzun süre muhasara ettikten sonra ele geçirdiler. Kars valisi, kaç defa elçi gönderip Ahlat'tan yardim istediyse de bu yardim gerçeklesmedi. Vaziyetin giderek aleyhlerine gelistigini ve kendilerine yardim edilemedigini gören vali, sonunda onlardan alacagi iktalar ve para karsiliginda sehri teslime razi oldu. Devrin hükümdarlari, birbirleriyle mücadele etmekle, zulüm, içki ve eglenceyle mesgul olduklari için Kars'in düsman eline düsmesine mâni olamadilar. Böylece Kars, bir Islâm beldesi olmaktan çikip bir küffâr ve sirk beldesi oldu.

    Ahlatsahlar'in iç ve dis müdahaleler sebebiyle giderek zayiflamaga baslamasi üzerine Necmeddin Eyyub, büyük bir orduyla Ahlat'a saldirdi. Balaban ona karsi savastiysa da basarili olamadi ve Ahlat'a siginip Erzurum meliki Mugiseddin Tugrulsah'tan yardim istedi. Tugrulsah, ordusunun basinda bizzat yardima geldi ve müttefikler Necmeddin Eyyub'u maglup ettiler. Eyyubîler'in ele geçirdigi Mus kalesini de geri alacaklari sirada Tugrulsah Balaban'a hainlik etti ve ülkesine göz diktigi için onu öldürdü. Buradan süratle Ahlat'a gittiyse de halk onun bu hareketini tasvip etmedigi için sehre sokmadi. Tugrulsah eli bos; fakat bu cinayet sebebiyle günahkâr olarak ülkesine dönerken halk, Necmeddin Eyyûb'a haber gönderip Ahlat'a davet etti. O da bu daveti kabul ederek Ahlat'a gitti ve bir asri askin zamandan beri bölgeye hâkim olan Ahlatsahlar hanedanina son verdi (1207).

    Eyyubîler sehre hâkim olduktan sonra pek çok kisiyi öldürdüler. Ileri gelenleri de Meyyafarikîn'e sürdüler. Bu Ahlat için çok agir bir darbe oldu.

    Eyyubî hükümdari Melik el-Adil, Abbasî halifesi en-Nâsir Lidinillah'a haber gönderip Ahlat ve Meryafarikîn'e hâkimiyetini tasdik etmesini istedi. Bu teklifini onaylayan halifenin mensûrunu aldiktan sonra, bu iki sehri oglu Necmeddin Eyyub'a verdi (1207). Fakat Ahlat halki ve askerler, yabanci bir yönetimi kolay kolay kabul edecege benzemiyordu. Bazi askerler, Van kalesine çekildiler ve daha sonra Ercis'i kendi hâkimiyetleri altina aldilar. Bunun üzerine Necmeddin Eyyub, babasindan yardim istedi. O da diger oglu Melik Esref'i kardesine yardima gönderdi. Bu sayede Van'i ele geçirdiler. Malazgirt üzerine yürüdükleri sirada Ahlat halki, Sökmen'in bayragini açarak halki bu bayrak altinda toplanmaga ve Eyyubîler'e karsi ayaklanmaga çagirdi. Melik Esref tekrar müdahale ederek sehri muhasara ve zaptetti. Isyana katilan pek çok kisiyi öldürdü.

    Bu olaylar Gürcüler'in ihtiraslarini tahrik ediyordu. Nitekim 1208 yilinda Ercis'i isgal ve yagma ettiler. Necmeddin Eyyub halkin isyan etmesinden endise ettigi için Ahlat'tan ayrilamadi. Bundan dolayi Gürcüler, sehri diledikleri gibi yagma edip, yakip yiktiktan sonra ayrildilar.

    Gürcüler 1210 tarihinde tekrar saldiriya geçince, Ahlatlilar, köprüyü yikarak yolu kapattilar. Sarhos olan Ivani, köprüden geçmek isterken atindan düstü ve esir alindi. Ivani'den alinan fidyeyle Ahlat'in surlari onarildi ve Gürcüler'le üç yillik bir mütareke imzalandi.

    Necmeddin Eyyub, bu sirada ölünce kardesi Melik el-Esref Ahlat'a hâkim oldu. Çok geçmeden Mogol istilâsi her tarafi altüst etti. Onlara karsi kahramanca savasan Harezmsah Sultan Celâleddin, Gürcüler'in Azerbaycan, Ahlat, Erzurum ve Sirvan'da yaptiklari zulüm ve iskenceleri duyunca, 1225 yilinda Tiflis'e girdi ve sehri yeniden Islâm topraklarina dahil etti. Böylece Ani ve Kars sehirleri Gürcüler'den temizlenmis oldu. Bu basarilari ona karsi duyulan sevgiyi kat kat artirdi. Fakat Ahlat muhasarasi bütün iyiliklerini silip süpürdü. Harezmsah 1229 yilinda Ahlat'i muhasara etmeye baslayinca, Anadolu Selçuklu sultani Alâeddin Keykubat, ona haber gönderip âlim, zâhid ve din adamlariyla dolu olan ve bundan dolayi da Kubbetü'l-Islâm adiyla anilan bu sehri muhasaradan vazgeçmesini istedi. Fakat Celâleddin bu teklifi reddetti ve muhasarayi kis boyunca sürdürdü. Halk çok perisan oldu.

    Sehirden disari çikan halk açliktan o derece sararmisti ki, baba evlâdini, evlât da babasini taniyamaz haldeydi. Nihayet 14 Nisan 1229'da Ahlat'a giren Harezmsah'in askerleri sehri üç gün yagma ettiler. Sakladiklari altin, gümüs ve degerli esyayi almak için halka iskence ettiler. Celâleddin bu hareketinin cezasini 1230'da Yassiçimen'de maglup olduktan sonra kaçarken Meyyarafarikîn yakinlarinda öldürülerek ödedi.

    Alâeddin Keykubad Yassiçimen savasindan sonra Ahlat, Van, Bitlis, Malazgirt ve civarini topraklarina katarak bölgede ziraat ve ticaretin gelismesi için çalisti. Fakat 1243 Kösedag bozgunuyla Mogollar, her tarafi tahrip etmeye basladilar. Ahlat daha sonra Ilhanli, Karakoyunlu ve nihayet Osmanli hâkimiyetine girdi ve Osmanlilar uzun yillar önce yurt tuttuklari bu sehre yeniden hâkim oldular.

    "Ertugrul Bey'in ecdadi ve mensup oldugu boy, Anadolu'nun ilk açilisinda yani XI. asrin ikinci yarisinda Sultan Tugrul Bey ve Alparslan'in ümerâsinin maiyyetinde Ahlat bölgesine gelmisler ve Anadolu gaza ve fetihlerine istirak etmisler ve Ahlat bölgesinde yurt tuttuklari gibi Mus, Malazgirt, Eleskirt ve Sürmari (Sürme-Çukuru) ovalarinda ve daglarinda kislak ve yaylak tesis etmisler ve bilâhare Ahlat emîrlerine yani Sökmenliler'e tâbi olmuslar ve onlarin maiyyetinde olmak üzere Gürcüler'e bazen de Erzurum ve Erzincan emirleriyle birlikte Trabzon dükaligina ve bilahare imparatorluguna karsi yapilan gazalara istirak etmislerdir. XIII. yy. baslarinda Ahlat'in Eyyubîler'in eline geçmesi, belki de daha sonra Celâleddin Harezmsah'in Ahlat bölgesini istilasi üzerine Ertugrul Bey'in babasi, maiyyetindeki boy ile birlikte ve tipki kendisi gibi Kayi boyundan olan Artukogullari'nin yani Mardin hükümdarlarinin maiyyetine girmistir. Bu arada Ertugrul'un babasi herhangi bir sebeple belki kislamak üzere Ceber'e giderken Firat'ta bogulmus olabilir".