En Son Yürekler Ölür Kitap Özeti Canan Tan

Konusu 'Ödevim var' forumundadır ve Ceren tarafından 15 Mayıs 2015 başlatılmıştır.

  1. Ceren

    Ceren Süper moderatör

    Canan Tan En Son Yürekler Ölür Kitap Özeti

    Hatırlanmayan bir kaza anı, ortaya saçılmış kanlardan oluşan kapkara bir pıhtı... Kazayı çağrıştıran tek şey ise arabaları, karşı yönden gelirken birden bire şerit değiştiren kamyonun altında kaldığı kare. Önce trafik ekipleri ardından ambulans kaza yerine akın etmişler. Belli bir süre öncesine kadar dingin, sakin, ıssız bir şehirler arası, Kuşadası-İzmir yolunun Seferihisar kavşağı bir anda ana baba gününe dönmüş. Kasası meyve sebze yüklü olan kamyonun sol tarafına adeta bir ok misali saplanan kıpkırmızı, son model spor arabadan tanınamayacak halde çıkarmışlar, genç kadınla erkeği. Ardından boyunluklar takılmış sedyelerle beraber iki ayrı ambulansa alınmışlar.

    "Bilinci kapalı, nabzı zayıf..."
    "Tansiyon düşüyor, hasta şokta..."
    "Ameliyathane hazırlansın. İki ağır hastamız var..." diye konuşmalar geçmiş sağlıkçıların arasında. Bütün bunlar olurken kamyon şoförü ise zıpkın gibi ayaktaymış. Kendini kurtarmak istercesine "İki gündür uyumamıştım abi." diye ifade veriyormuş polise. Gazeteciler ise olayın fotoğraflarını çekmeye uğraşıyorlarmış. Sonuçta ertesi günün haberi bu olay olacakmış.

    Nurcan, Hilmi ve Halil Sezen'in üçüncü kuşaktan akrabası olan Deniz Sezen'in asistanı Yelda Hanım'dan Nehir için 17.30'a bir randevu almış. Bunu hemen Nehir'e haber vermiş. Nehir ise bundan pek memnun olmayıp kafasında bir sürü düşünce gezdirmiş.

    Nehir, zamanı gelince randevu yerine gitmiş. On altıncı kata çıkmış. İçeri girmiş. Bir de karşısında ne görsün? Deniz Sezen, kadın değil de erkekmiş. Sersemliğini üzerinden atmış olmalı ki konuşmaya başlamışlar. Nehir konuştukça Deniz Sezen onu hayranlıkla dinliyormuş. Maketin diğer bölümüne geçmişler ve oranın üzerine konuşmaya başlamışlar.

    Konuşmaları görkemli kırk bir tane konak üzerine devam ederken Deniz Sezen başlamış konuşmaya. Bir Nehir, bir Deniz derken art arda konuşmayı sürdürmüşler. Fakat anlaşamayıp Nehir oradan ayrılmış. Nevzat Bey'e haber vermek için ertesi günü bekleyemeyip arabayı kenara çekmiş telefonu ile aramış. Olan biten her şeyi anlatmış. Nevzat Bey de, Nehir'i tanıdığından olayı hiç üstelememiş.

    İşte Deniz ile Nehir böyle tanışmışlar.

    Gecenin karanlığını yırtan bir telefon sesi ile fırlamış Nehir'in ablası Nevin. Arayan kocasıymış. Nehir ile Deniz'in kaza geçirmiş olduklarını ve hastaneye kaldırılmış olduğunu söylemiş. Kendini ayakta zor tutan Nevin koltuğa bırakıvermiş kendini. Nevin'in kocası Ali gelip Nevin'i almış. Onlar hastaneye giderken Nehir ameliyattan yeni çıkmış hâlâ narkozun etkisinde kafasında olan bitenleri birleştirmeye çalışmış ama becerememiş. Nehir ile Nevin'in annesi Nehir'in doğumunda fazla kan kaybından ölmüş. Babası da bir zaman sonra onları terk edip Amerika'ya gitmiş ve böylelikle Nehir'in tüm yükü ablası Nevin'in üzerine kalmış. Nevin ise büyüyüp evlenme çağına gelmiş. Görücü usülü Ali adında kafa dengi bir gençle evlenmiş. Ali ile Nevin'in hiç çocukları olmamış. Onlar da Nehir'i kendi çocukları gibi büyütmüşler.

    Nehir, tekrar uykuya dalmış ve tam bu sırada ablası ve eniştesi gelmiş. Hemen doktora durumunu sormuşlar. Doktor da "Hastamız gayet iyi. Hayati tehlikesi yok. Sağ bacağında kırık olduğundan palet takıldı." demiş.Forumdas.com Ardından Ali, Deniz'in durumunu sormuş. Fakat doktor bir şey söyleyip söylememe arasında kararsız kalmış ama orta yolu bulup "Henüz ameliyatta. Arkadaşlarımız onun için elinden geleni yapıyorlar." demiş. Ablası ve eniştesi hemen Nehir'in yanına gitmişler. Yavaş yavaş tekrar kendine geliyormuş. Nehir kendine gelirken içeri bir hemşire girmiş ve Deniz'in ameliyattan çıktığını söylemiş. Ali ve Nevin birden ayaklanmışlar. Ali, Nevin'i geri yerine oturtmuş ve kendi gitmiş Deniz'in doktorunun yanına. Bir on beş dakika sonra Ali, Deniz'in doktorunun yanından gelmiş. Nehir gözlerini açmış ve yavaşça konuşmaya başlamış. Ardından Deniz'i sormuş. Öldü mü diye merak etmiş. Onlara soruyor "Öldü mü yoksa?" ablası da "Merak etme yaşıyor ama komada." "Ne?" diye bir kez daha haykırmış Nehir ve cılızlanan sesi ile beraber, sayıklayarak tekrar uyumuş.

    Açıkça belirtilmemiş olsa da Deniz Sezen ölmüştü. Nehir, bir daha yalnız kalmıştı. Sıra gelmiş Sezen ailesinden Nehir'e kalan mirasa. O gün ablası Nevin,Nehir'in evine konuşmaya gitmiş. Ablası mirası ne yapacağını sormuş. Nehir ise "Artık Sezen ailesinden gelen hiçbir şeyi kabul edemem." demiş." O mirası istemediğimi ailesine de bildireceğim." dedikten sonra miras meselesi de böylelikle kapanmış.

    Deniz'in ölümünden zaman geçmiş olmalı ki Nehir'in hayatına yeni biri girmiş. Arda adında bir gençmiş. Bir süre sonra Arda, Nehir'i mutlu etmek için ve beraber vakit geçirmek için Nehir'i kendi doğum günü partisine davet etmiş. Fakat Nehir "Kusura bakma Arda. Henüz bu tür kalabalıklara girmeye hazır değilim." demiş. Daveti reddetmiş. Arda ise bunun peşini bırakmamış. Konuşmaya devam etmiş. "Kalabalık olmayacak. Sadece sen ve ben." demiş. Fakat Nehir hâlâ gitmemekte diretiyormuş. Arda ise "Bu gece düşün taşın, yarın sabah tekrar arayacağım." demiş ve telefonu kapatmış. Nehir ise cevabı kesin bir şekilde yatmış, uyumuş.

    Sabah kalktığında ise hazırlanmış ve bekliyormuş. Telefon çalmış. Arayan Ardaymış. Arda "Geliyor musun?" demiş. Nehir'de "Evet,geliyorum." diye karşılık vermiş. Akşam programı belli olmuş. İş çıkışı Arda gelip Nehir'i alacakmış. Trabya'ya gideceklermiş iki kişilik doğum günü partisi için. Akşam olmuş. Trabya'ya gitmişler ve Arda ile Nehir konuşmaya başlamışlar. Konuşma devam ederken Nehir, Arda'ya "Arda hani sen 'Deniz'in bir parçasını taşıyorum',demiştin." demiş ve Arda söze girmiş. "Evet?" demiş. Nehir devam etmiş. "Deniz'in bir diğer parçası da bende yaşıyor Arda! Onun bebeğini taşıyorum.Ben hamileyim." demiş. Arda şaşırmış ve " Senin adına sevindim." demiş.

    Ne yazık ki ablası Nevin, Arda kadar anlayışla karşılamamış. Nehir olan biteni heyecan ile anlatırken Nevin, Nehir'in suratına bir balyoz gibi inecek o soruyu sormuş. "Doğuracak mısın o çocuğu?" demiş. Nehir önce bir sersemleşmiş ve ardından "Ne diyorsun sen abla? Ne dediğinin farkında mısın?" diye çıkışmış. Konuşma böylece sonlanmış.

    Doğuma iki hafta kala Nehir'in şirkette çalışan arkadaşları bebek için sürpriz bir parti düzenlemişler. İki haftayı evde dinlenerek geçiren Nehir son bir hafta kala sancıları artmış ve apar topar hastaneye götürmüşler. Hemen doğuma alınmış ve bir erkek çocuğu dünyaya getirmiş. Çocuğunun adını ise 'Derin' koymuş. Derin'in doğumundan uzunca bir süre geçmiş. Bir gün Arda'nın mezuniyet balosunda Arda, Nehir'e onu ne kadar çok sevdiğini söylemiş ve evlenme teklifi etmiş. Fakat Nehir kabul edememiş.