Eski Türklerde Mahalle Hekimleri

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Elif tarafından 13 Temmuz 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Türkiye'de ilk modern eczane, 1812 yılında Galata'da açılmıştı. Daha sonra Beyoğlu'nda çoğaldı ve İstanbul'a yayıldı. Eski Türklerde Mahalle Hekimlerinin, şifalı bitkilerden ilk ilaç yapma işi Şamanizme kadar uzanır.

    Ancak, ilk zamanlar; özellikle cahil halk, hastalıkları için doktora bile görünmek ihtiyacını duymadan doğru kökçülere giderek dertlerini anlatır ve onların buna göre hazırladıkları ilaçları almakla yetiniyorlardı. Doktorlara başvuru ise, ya çok ağır vakalar veya bir türlü iyileşmek bilmeyen kronik hastalıklar için olurdu.

    Zamanla modern ezcanelerle birlikte modern tabiplerin de sayısı arttı. Ancak bunlarla yeni tarzda yetiştirilmiş cerrahların çoğu Galata ve Beyoğlu'nda oturmaktaydılar. Böylece nüfusu en yoğun olan İstanbul tarafında özellikle geceleri acele doktor veya cerrah, yani operatör lazım olunca bulunması mümkün olmuyor ve bu hal büyük bir sıkıntı yaratıyor hatta bazen ölümlere yol açıyordu. 1843 yılında durum genç padişaha duyuruldu. Son derece ince ruhlu ve merhametli olan Abdülmecit, buna hemen kesin ve kalıcı bir çare olmak üzere şehrin merkezi yerinde her baş vuranın faydalanabileceği bir poliklinik açılmasını ve nöbetçi tabip ve cerrah bulundurulmasını istedi. Bunun üzerine İstanbul'da, şimdiki nöbetçi ezcaneler gibi, nöbetçi doktor usulü konulmasına karar verildi. Yer olarak da Koska'da, Sırmakeşhane karşısındaki ''eczacı dükkanı'', yani eczane seçildi. Burada Tıbbiye mektebinden seçilmiş tecrübeli on doktor ve iki cerrah, her gece sabaha kadar nöbet tutacak, gelenleri muayene edecek, ayrıca hasta ağırsa veya kaza geçirmişse çağrıldıkları yere hemen gidecek, kudreti olmayan hastalardan da para almayacaklardı. Bunların maaşlarıyla fakir ve muhtaç hastalara bedava verilecek ilaçların bedeli, devlet hazinesinden ödenecekti.

    Bu uygulama, İngiltere'deki ''Mahalle Doktorları'' teşkilatının kuruluşundan yüz yıl kadar evveldir ve geceleri ya da hafta sonlarında hastalanan bir kimseye yardım çağırmanın zorlaştığı günümüz İstanbul'unda bile ibret vericidir.