Eve düşen yıldırım kitabının özeti

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Elif tarafından 10 Mart 2012 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Eve Düşen Yıldırım isimli kitabı Ünlü edebiyatçı Nahid Sırrı yazdı.

    Nahid Sırrı Eve Düşen Yıldırım’da paratonersiz evlerden birinin hikayesinin yazıyor. Hikaye 1931 yılında Ankara’da geçmektedir.. Yazar Eylül ve Ekim aylarında bu uzun hikayesini tamamlar. Ertesi yıl hikaye Milliyet’te ondokuz sayı tefrika edilir ancak Nahid Sırrı’nın ebedi kaderi bir kere daha kendini gösterir ve eseri okuyucunun çokça ilgisini çekmez.Eve Düşen Yıldırım, okuduğu hikayede girift ve heyecanlı olaylar arayan okuyucu için çekici değildir. Nahid Sırrı’nın o kendine has incelikler taşıyan anlatımı ile çizdiği figürler ve özel dikkat gerektiren teferruatlarla bezeli, ağır gelişen olay örgüsü de devrin genel okur tipine sıcak gelmemektedir.

    alıntı
     

  2. webkolik

    webkolik Süper moderatör Yönetici

    Cevap: Eve düşen yıldırım kitabının özeti

    Nahid Sırrı Örik'in 1934 yılında yazdığı romanın Dizideki Hikayesi kısaca şöyledir:

    Eve düşen yıldırım Konusu

    Beklemediği bir anda babasının ölümüyle yıkılan Muazzez, İzmir'de yapayalnız kalmıştır. Durumu haber alan amcası yıllardır görmediği ve konuşmadığı ağabeyinin kızı Muazzezi İstanbula yanına almak ister. Muazzez İstanbulda amcasının köşküne taşınır. Ancak amcasının iki oğlu Namık ve Sait, Muazzeze aşık olur. Üstelik Namık evlidir. Muazzez yeni ailesiyle tanıştığı andan itibaren hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır..
     


  3. Cevap: Eve düşen yıldırım kitabının özeti

    Eve Düşen Yıldırım Kitap*

    Eve Düşen Yıldırım Roman Özeti

    Nahid Sırrı Orik Eve Düşen Yıldırım kitabın da paratonersiz evlerden birinin hikayesinin yazıyor. Hikaye 1931 yılında Ankara’da geçmektedir.. Nahid Sırrı Örik Eylül ve Ekim aylarında bu uzun hikayesini tamamlar. Ertesi yıl hikaye Milliyet’te ondokuz sayı tefrika edilir ancak Nahid Sırrı’nın ebedi kaderi bir kere daha kendini gösterir ve eseri okuyucunun çokça ilgisini çekmez.

    Eve Düşen Yıldırım, okuduğu hikayede girift ve heyecanlı olaylar arayan okuyucu için çekici değildir. Nahid Sırrı’nın o kendine has incelikler taşıyan anlatımı ile çizdiği figürler ve özel dikkat gerektiren teferruatlarla bezeli, ağır gelişen olay örgüsü de devrin genel okur tipine sıcak gelmemektedir.

    Kitabın ve Filmin konusu...

    İzmir'de babasıyla birlikte yaşayan Muazzez, hiç beklemediği bir anda hayattaki tek dayanağı olan babasını kaybeder. Babasının ölümüyle sarsılan Muazzez, koca şehirde artık yapayalnız kalmıştır.

    Yıllardır görmediği ve konuşmadığı ağabeyinin ölüm haberini alan Ahmet Şükrü, yeğeni Muazzez'in hayata dair girdiği çıkmazın farkına varır. Vicdanının sesini dinleyerek, ağabeyine 'vefa borcunu' ödemek isteyen Ahmet Şükrü, yeğeni Muazzez'i İstanbul'a, yanına almak ister.

    Muazzez'in babasıyla yoktan var ettiği hayatı, İstanbul'da bir köşkte yeniden can bulur. Hiç tanımadığı amcasının köşküne taşınan Muazzez, güzelliğiyle kuzenleri Namık ve Sait'in dikkatini çeker. Muazzez'in eve gelişi, özel bir üniversitede okuyan Sait'in hızlı yaşantısını da, artık giderek sıradanlaşan Namık'ın bütün hayatını da etkileyecektir.

    Muazzez yeni hayatına alışırken farkında olmadan bu iki adamı da ruhunda esir eder. Ancak Namık evlidir ve karısı Şayeste eve gelen bu kusursuz güzellikten pek de memnun olmayacaktır. Öyle ki, Şayeste'nin Muzazzez'i o evden yıldırma çabaları da gecikmez.

    Muazzez üzerinde hissetiği baskıyla bir an için İstanbul'daki hayatına alışamayacağını düşünüp, İzmir'e dönmek ister. 'Herşeyini' İzmir'de bıraktığını düşünen Muazzez, sadece 'bir kişiyi' unutmuştur.