Fabl örnekleri kısa

Konusu 'Kısa Özet Bilgiler' forumundadır ve Nehir tarafından 24 Nisan 2015 başlatılmıştır.

  1. Fabl örnekleri kısa

    ŞEYTAN ve HANCI
    Bir zamanlar şeytan bir handa konaklamaya başladı. Eğitimleri epeyce ihmal edilmiş insanlarla doluydu han, kimse onu tanımadı. Haşarılığı aklına koymuştu bir kere, bir süre herkesi yıldırdı. Ama sonunda hancı resti çekip, şeytanı karşısına aldı.
    Elinde uzunca bir halat vardı.
    "Şimdi dayağı hak ettin," dedi hancı.
    "Bana sinirlenmeye hiç hakkınız yok ," dedi şeytan. "Ben buyum ve yanlış davranmak benim tabiatım”
    "Gerçekten mi?" diye sordu hancı.
    "Sizi temin ederim, gerçek bu," dedi şeytan.
    "Gerçekten kendini alıkoyamıyor musun kötülükten?" diye sordu hancı.
    "Bir an bile," dedi şeytan; "benim gibi birini dövmek yararsız bir zalimlikten öteye gitmez inanın."
    "Hakikaten öyle galiba," dedi hancı.
    Bir ilmek attı elindeki halata, boynundan geçirip şeytanı astı.
    Ve geriye çekilip mırıldandı, "Böylesi daha iyi!"


    Karga İle Tilki



    Bir dala konmuştu karga cenapları;

    Ağzında bir parça peynir vardı.

    Sayın tilki kokuyu almış olmalı,

    Ona nağme yapmaya başladı:

    “-Ooo! Karga cenapları,merhaba!

    Ne kadar güzelsiniz,ne kadar şirinsiniz!

    Gözüm kör olsun yalanım varsa.

    Tüyleriniz gibiyse sesiniz,

    Sultanı sayılırsınız bütün bu ormanın.”

    Keyfinden aklı başından gitti bay karganın.

    Göstermek için güzel sesini

    Açınca ağzını,düşürdü nevalesini.

    Tilki kapıp onu dedi ki: “Efendiciğim,

    Size güzel bir ders vereceğim:

    Her dalkavuk bir alığın sırtından geçinir,

    Bu derse de fazla olmasa gerek bir peynir.”

    Karga şaşkın,mahcup,biraz da geç ama,

    Yemin etti gayrı faka basmayacağına



    La fonten


    TÖVBEKÂR
    Adamın biri ağlamakta olan bir gence rastladı. “Niçin ağlıyorsun?” diye sordu.
    "Günahlarım için ağlıyorum," diye cevap verdi delikanlı.
    "Başka işin mi yok be oğlum!" deyip geçti gitti adam.
    Ertesi gün yeniden karşılaştılar. Delikanlı yine oturmuş ağlıyordu. "Bugün neden ağlıyorsun peki?" diye sordu adam.
    "Ağlıyorum çünkü bir lokma yiyeceğim yok," diye karşılık verdi delikanlı.
    Başını salladı adam, "Nedense biliyordum işin buraya varacağını".



    Tavşan İle Kaplımbağa

    Tavşan ikide bir böbürleniyor:

    -Kimse benden hızlı koşamaz, diyormuş. Sonunda kaplumbağa dayanamamış:

    -İstersen yarışalım, demiş.

    Koşuya başlamışlar. Tavşan epeyce yol aldıktan sonra, "Hıh, o sırtı kabuklu hayvancık sürüne sürüne kim bilir ne zaman sonra bana yetişir?" diye düşünmüş.

    -Şu ağacın altına biraz uzanıp dinleneyim, demiş. Uyuyakalmış.

    Kaplumbağa ağır yürüyüşü ile yürümüş yürümüş, hiç dinlenmeden yol almış.

    Tavşan bir ara gözünü açmış. Bir de ne görse beğenirsiniz, kaplumbağa neredeyse yarışı bitirmek üzereymiş. Hemen fırlamış, rüzgar gibi koşmaya başlamış. Ama ne çare, kaplumbağaya yetişememiş.

    Böylece tavşan yarışı kaybetmiş. Aldırış etmemenin cezasını çekmiş. Kaplumbağa ise düzgün adımlarla, durmadan yürüdüğü için yarışı kazanmış.


    Jean de La Fontaine



    ARSLANLA FARE

    Herkese saygı göstermeli elden geldikçe.
    Umulmadık kimselerden fayda görür insan.
    İşte bu, gerçeği anlatan bir hikaye,
    Daha nice bin hikaye arasından.
    Pençesi dibinde bir arslanın,
    Dalgınlıkla bir fare çıkıverdi.
    Bu fırsatı kullanmadı sultanı ormanın,
    Fareye dokunmayıp bir büyüklük gösterdi.
    Bu iyiliği boşa gitti sanmayın;
    Kimin aklına gelir ki bir an,
    Fareye işi düşer arslanın?
    Ama o da bir gün dışarı çıktı ormandan;
    Gitti tutuldu bir ağa.
    Ne çırpınma, ne kükreme … Kâr etmez tuzağa.
    Bay fare koştu; dişiyle arslanın ağını,
    Öyle bir kemirdi ki ağ söküldü nihayet.
    Sabırla zamanın yaptığını;
    Ne kuvvet yapabilir, ne şiddet.
    “İyilik eden iyilik bulur.”
    “Hizmet et benim için, hizmet edeyim senin için.”
    “İyilik iki baştan olur.”
     
    Son düzenleme: 2 Nisan 2015