Fabl Örnekleri ve Yazarları

Konusu 'Ödevim var' forumundadır ve Demir tarafından 25 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Fabl Örnekleri Kısa

    Fabl örneği/Keçi Can Pazarında

    Keçiciğin aklı bir karış havada ya, sürüsünü bir yana bırakmış, bir başına otlaya otlaya çekip gitmiş. Hain koca kurt, kaçırır mı; hemen görmüş keçiciği:
    "Heh, işte ağzıma lâyık bir lokma. Yaşasın!" demiş.
    Keçicik, bakmış can pazarı. Hiç kurtuluş murtuluş yok:
    "Eh, n'apalım, demek kaderimizde sana yem olmak varmış kurt ." demiş. "Madem ölüm kapıya geldi, bari bana biraz kaval çal ki, neşeleneyim, kendimi unutup öyle öleyim.."Kurt, "Son isteği zavallının... "demiş. Bulmuşbir kaval, füyt füüyt çalmaya başlamış. Kurt çalmış, keçicik, oynamış. Derken ötelerden kaval sesini alan köpekler koşturmuşlar; gelmişler, kurdu önlerine düşürüp bir güzel kovalamışlar. Kaçmadan önce, kurt, durumu anlayıp oyuna geldiğini sezinlemiş:

    "Suç sende değil bende. Neme gerekti benim kaval çalmak, neme gerekti bana köçekli kurban!" demiş.

    Zamansız bir işe kalkışmanın sonu budur. Ölçmeli, biçmeli adımını ona göre atmalı. Tersi oldu mu, işte böyle Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurundan olursun. (Aisopos, Ezop Masalları, Tarık Dursun K. Mayıs 1981.)


    Fabl Örneği-2 Horoz ile Tilki

    Görmüş geçirmiş, anasının gözü bir horoz
    Tünemiş bir ağacın dalına.
    Kurnaz tilki, sesini yumuşatarak, ona
    Dedi ki: “Kardeşçiğim, artık dostuz;
    Barış oldu hayvanlar arasında.
    Müjde getirdim sana, in de bir öpüşelim;
    Ama Allah aşkına oyalanma;
    Çünkü bilirisin ya, başımdan aşkım işlerim.
    Oysaki siz serbestsiniz daima,
    İşleri düşünemeye bilirsiniz;
    Hem artık siz yardım da ederiz.
    Ama, kuzum, in de aşağıya bir
    Doya doya öpeyim gözlerinden”
    “Kardeşim” dedi horoz, “Bu mutlu haberinden
    Daha güzel bir haber almazdım şüphesiz.

    Bu nefis

    Bu mutlu haberinden.
    Üstelik bunu senden öğrenmekle
    Sevincim iki kat oldu. Ama, dur hele…
    Bunu müjdelemek için olacak,
    Bak iki tazı geliyor koşarak”
    Hızlı da koşuyorlar; haydi ben ineyim de
    Hep birden öpüşelim tazılar geldiğinde.
    “Hoşça kal “ dedi tilki, “Yolum biraz uzunca,
    Kutlarız bu barışı yeniden buluşunca.”
    Çabuk toplayıp tası tarağı,
    Külhani bir anda tırmandı dağı.
    Bir iş çıkmamıştı numarasından.
    O sırada çalının arkasından,
    İhtiyar horoz kıs kıs gülüyordu.
    Oyunbazı oynatmak pek tatlı oluyordu.
    La Fontaine’den çeviren; Orhan Veli Kanık
    Fabl Örneği-3 / Aslan ile Fare
    Herkes herkese yardım etmeli,
    Ben büyük, o küçük dememeli
    İki masalım var bunun üstüne,
    Başka da bulurum isteyene.
    Aslan toprakla oynuyormuş bir gün;
    Birde bakmış pençesinde fare,
    Aslan, aslan yürekliymiş o gün,
    Kıymamış canına, bırakmış yere.
    Boşuna gitmemiş bu iyiliği.
    Kimin aklına gelir,
    Farenin aslana iyilik edeceği?
    Etmiş işte, hem de canını kurtarmış.
    Günün birinde aslan
    Biraz çıkayım derken ormandan,
    Düşmüş bir tuzağa,
    Ağla içinde kalmış;
    Kükremiş durmuş boşuna;
    Bereket fare usta yetişmiş imdada;
    Bu iş kükremekle değil,
    Kemirmekle olur demiş.
    Başlamış incecik dişlerini işletmeye
    Gelmiş ipin hakkından kıtır kıtır.
    Bir ilmik kopunca ağdan hayır mı kalır?
    Sabır, biraz da zaman
    Güçten, öfkeden daha yaman.
    La Fontaine Masalları

    (Çev. Sabahattin Eyüboğlu)