Gölge İle İlgili Deyimler ve Anlamları

Konusu 'Atasözleri ve Deyimler' forumundadır ve Nehir tarafından 9 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Gölge İle İlgili Deyimler

    *** (bir şeye) gölge düşürmek
    bir şeyin değerini veya ününü azaltacak işler yapmak: “Bu iki yazarın usta hikâyeci vasıflarına gölge düşürmüştür.” -A. Ş. Hisar.

    *** (birini veya bir şeyi) gölgede bırakmak
    ondan daha üstün bir düzeye yükselmek, ondan çok daha başarılı olmak: “Enişte, delikanlıları gölgede bırakacak kadar çalıştı; hâlâ ayak üstünde.” -S. M. Alus.

    *** gölge düşmek
    bir şey üzerine karaltı inmek, üzerine gölge gelmek.

    *** gölge etmek
    1) ışığa engel olmak; 2) mec. engel olmak; 3) mec. gereksiz yere rahatsız etmek: “gölge etme, başka ihsan istemem.” -Diyojen.

    *** gölge gibi
    varlığını belli etmeden, gizlice: “Bunlar yekdiğerlerine tutunarak birer gölge gibi duvara siftine, inleye, ıkına orada duran arabalara tırmanmaya başladılar.” -A. H. Müftüoğlu.

    *** gölgede (gölgesinde) kalmak
    adı sanı pek duyulmamak, ön plana çıkamamak, daha az ünlü olmak: “Önce akranlarının gölgesinde kaldı, sonraları kendinden sonra yetişen şairler gölge ettiler önüne.” -N. Cumalı.

    *** gölgesine sığınmak
    birinin emri altına girmek: Yakınları bağışlatınca da ayaklarına kapanarak gölgesine sığınmıştı.

    *** gölgesine yatmak
    daha önce elde edilen para, makam, ün vb.ne sığınarak zaman geçirmek veya bundan yararlanmak: “O, büyük aktörlüğün gölgesine yatmış, günlerini stüdyolara telefon etmekle geçiriyor.” -A. İlhan.

    *** kendi gölgesinden korkmak
    çok korkak olmak, bir sakınca söz konusu olmayan işlere girişmekten bile korkmak.