Gözünü Dört Açmak Deyimi ile ilgili hikaye

Konusu 'Ödevim var' forumundadır ve Lavinia tarafından 15 Kasım 2013 başlatılmıştır.

  1. Gözünü dört açmak ile ilgili hikaye

    Gözünü dört açmak deyimi ile ilgili hikaye örneğini aşağıda okuyabilirsiniz..

    Uzun zamandır kıtlık vardı. Bütün böcekler açlık çekiyorlardı. Böyle devam ederse yakında hepsi öleceklerdi. Toplanıp konuştular. Aralarından çekirgeyi başkan seçtiler.

    Başkan çekirge “Tek bir kurtuluş ümidimiz var arkadaşlar. Biliyorsunuz, karınca kardeşlerimiz bizlerden daha şanslılar. Zira onların depolarında bir miktar yiyecek var ” dedi.

    Böcekler bunun üzerine homurdanıp söylendiler.

    Tespih böceği “Haksızlık bu! Biz açlıktan ölürken onlar karınlarını bir güzel doyuruyorlar.” diye bağırdı.

    Diğerleri tespih böceğinden cesaret alıp hep bir ağızdan “Baskın yapalım. Karıncaların depolarına el koyalım ” dediler.

    Başkan çekirge eliyle “Susun!” der gibi bir işaret yaptıktan sonra “”hayır, kötülükle olmaz.” diye devam etti. “Eğer karıncaların yiyeceklerine ortak olacaksak, bu mutlaka onların rızasıyla olmalı. Ben gidip yarın karıncaların başkanıyla konuşacağım. Şimdi herkes yerine dönsün ” diye emir verdi.

    Böcekler başkanın son sözlerinden sonra birer ikişer dağıldılar. Yalnız tespih böceği olduğu yerde kaldı. Çekirgenin uzaklaşmasını bekledikten sonra hemen danaburnunun yuvasına koştu.

    Danaburnu kimseyle konuşmaz, kibirinden yanına yaklaşılmazdı. Bu nedenle biraz önceki toplantıya katılmamıştı. Ama onun da açlık çektiği, yakında öleceği aşikardı.

    Tespih böceği nefes nefese kapıyı çaldığında danaburnu dermansız fakat yine de gür bir sesle “Kim o? Beni bu saatte rahatsız eden saygısız da kim?” diye homurdandı.

    Tespih böceği “Benim; tespih böceği. Lütfen kapıyı açar mısınız?” diye dalkavuklara özgü bir konuşmayla bir sürü diller döktü danaburnuna.

    Danaburnu “Tespih böceğinin benim gibi soylu biriyle ne işi olabilir?” diye geçirdi aklından. Ağır ağır yürüyüp kapıyı açtı. “Söyle; ne istiyorsun benden?” dedi.

    Tespih böceği açlıktan, yorgunluktan perişan bir haldeydi. Fakat gözlerinde sinsi ve kötü işler yapanların yarı korkak, yarı kurnaz ifadesiyle sırıttı. “Sen de açlık çekiyorsun bizler gibi danaburnu. Biliyorum. Açlık söz konusu olunca soyluluk para etmez. Şu kibiri bir yana bırak da konuşalım. Planlarım var” dedi.

    Danaburnu bir eli kapıda epeyce düşündü, düşündü. Sonunda elini çekerek kapıyı ardına kadar açtı. “Gel içeri de konuşalım ” dedi.

    Tespih böceği büyük bir zafer kazanan komutan edasıyla ağır ağır ilerledi. Öyle ya; danaburnunun evine ilk ayak basan kendisi olmuştu.

    Evin en güzel köşesine geçip oturduktan sonra “Bugün açız, ama yarın karnımız yiyecekle dolup taşacak” dedi.

    Danaburnu inanmamışça bir ifadeyle tespih böceğine şöyle bir bakarak “Peki bu iş nasıl olacak? ” diye yarı alaylı sordu.

    Tespih böceği danaburnuna yanına gelmesi için bir işaret yaptı. Sonra da başladı anlatmaya. Durmadan anlatıyor, arada bir de kimsenin dinlemediğinden emin olmak ister gibi başını bir o yana bir bu yana çevirip kulak kabartıyordu.

    Aradan yarım saat geçti geçmedi, bizim güya kurnaz tespih böceği önde, haşmetli danaburnu arkada evden çıktılar.

    Birkaç metre gittikten sonra birden durakladılar. Karıncaların bölgesine, yiyecek depolarının önüne gelmişlerdi. Yiyecek depolarının önünde nöbetçi bir karınca duruyordu.

    Tespih böceği ile danaburnu nöbetçi karıncaya görünmeden yiyecek deposunun arkasına dolandılar. Yanlarında getirdikleri çalı çırpıyı üstüste koyup kibritle tutuşturdular. Biraz sonra her yanı duman sardı. Göz gözü görmez oldu.

    Nöbetçi karınca “Yangın vaaar! Yangııııın!” diye bağırdı. Ama onun da boğazına duman kaçmış olacak ki az sonra boğulacakmış gibi başladı öksürmeye.

    Nöbetçi karınca öksüredursun, tespih böceği ile danaburnu yiyecek deposuna dalıp tüm yiyecekleri çuvala doldurdular. Sonra koşa koşa karıncaların bölgesinden uzaklaştılar.

    Bu macera böyle sürüp giderken öte yandan başkan çekirge karıncaların başkanıyla dostça el sıkışıyorlardı.

    Başkan karınca şöyle diyordu:

    – Biz karıncalar yiyeceklerimizi açlıktan ölmek üzere olan böcek kardeşlerimizle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.

    Başkan karınca sözlerini bitirmemişti ki nöbetçi karınca öksüre öksüre yanına yaklaştı. “Başkanım, yangın çıkarıp yiyecek depomuza girdiler. Tüm yiyecekleri çuvala koyup götürdüler!” dedi.

    Başkan çekirge “Eyvah! şimdi mahvolduk! Hepimiz açlıktan öleceğiz. Hırsızları hemen yakalayalım” diye üzüntüyle konuştu.

    Başkan karınca gayet sakin “Üzülme çekirge kardeş. Biz bu hırsızlık ihtimalini düşünerek yiyecekleri benim yuvama nakletmiştik. Eski yiyecek deposuna da taş doldurmuştuk.” deyince bütün böcekler hep birden derin bir oh çektiler.

    Ertesi gün yiyecekler dağıtıldı. Herkes payına düşeni aldı. Zavallı böcekler o kadar açlık çekmişlerdi ki her zamankinden daha az yiyip kanaat ettiler.

    Yalnız, bu arada tespih böceğinin gözükmemesi bütün böceklerin dikkatini çekmişti. Öyle ya, yiyecek dağıtılırken de yoktu.

    Ağustos böceği “Hadi danaburnu neyse… açlıktan ölse, kibirinden kimseye bir şey söylemez o… ama tespih böceği dünyada açlığa dayanamaz” dedi.

    Diğer böcekler de ağustos böceğini tasdik ettiler. Bu arada tespih böceği ile danaburnu çuvalı açıp da içi taş dolu torbaları görünce şaşırıp kaldylar.

    Tespih böceği “Ah ! Ölmek istemiyorum. Ne yapacağım şimdi?” diye ağlamaya başladı.

    Danaburnu ise “Ne yaptım da senin aklına uydum” diye homurdanıp durdu.

    İki gün sonra karıncaların yiyeceklerini diğer böceklerle paylaştıkları her yerde duyuldu.Tabii bizim tespih böceği ile danaburnu da duydu bu haberi.

    Tespih böceği yaptıklarından öyle pişman oldu öyle pişman oldu ki açlıktan ve üzüntüsünden hemen öldü.

    Böcekler toplaşıp tespih böceğine bir güzel cenaze töreni yaptılar.

    Aslında hepsi de aralarındaki hainin tespih böceği olduğunu anlamışlardı. Danaburnunun da ona yardım ettiğini biliyorlardı. Buna rağmen tespih böceğini gömdükten sonra danaburnunun payına düşen yiyeceği alıp kapısını çaldılar.

    Danaburnu açlıktan perişan bir haldeydi. Böceklerin bu davranışları karşısında utancından yerin dibine geçti.

    – “Beni affedin arkadaşlarım. Açıkgöz davranmak da, kibir de çok kötü şeylermiş. Size söz veriyorum. Aranıza katılıp bu yaptıklarımı unutturacağım” dedi.

    Gerçekten de öyle davrandı danaburnu. Payından ölmeyecek kadar yiyip geri kalanını yavru ve yaşlı böceklere dağıttı.

    Kıtlık günleri geldi geçti. Şimdi bütün böcekler dostça ve birbirlerinin haklarına saygı göstererek mutluluk içinde yaşıyorlar.