Hac İbadetleri Nedir

Konusu 'Dini Bilgiler' forumundadır ve Yavuz tarafından 11 Şubat 2013 başlatılmıştır.

  1. Hac İbadeti Neden Yapılır

    Hac ibadetinin farz olması ile birlikte, gücü yeten her müslüman bu farziyeti yerine getirmeye çalışmıştır. Hac ibadeti hicretin 9. yılında farz olmuştur. Akıllı, ergin, hür olan ve Haccın farz olduğunu bilen, asli ihtiyaçları dışında ibadetini yapıp dönünceye kadar mala sahip olan her müslümanın üzerine hac farzdır. Bu şartlara sahip her müslüman ömründe bir defa hacca gitmesi lazımdır. Hac içerisinde tavaf, say, vakfe, şeytan taşlama ve kurban kesme gibi çeşitli ibadetler mevcuttur. Hac ibadeti her yıl müslümanların bir araya gelip, rahmet iklimini oluştururlar. Bütün dünya için rahmet vesilesi olurlar. Ayrıca hacc ibadeti müslümanlar için ölümden sonra mahşerdeki haşir ve neşirin provası gibidir. "Hac vakti, bilinen aylardır. Kim bu aylarda hacca başlarsa, artık hac sırasında ne kadına yaklaşma, ne günah işleme, ne de kavga vardır. Hayra dair ne işlerseniz Allah onu bilir. Azık hazırlayın ve bana her türlü fenalıktan korunarak gelin. Çünkü en hayırlı azık takvadır, ey beyni olanlar." (Bakara 197)


    Hac ibadetinde öncelikle Kabe'nin tavaf edilmesi önem taşımaktadır. Cenabı Allah'ın yer yüzündeki evi hükümde olan Beytullahı ilk hayatlarında canlı olarak ilk görenler en hayırlı dualarını burada yapmaları gerekmektedir. Çünkü Kabetullahı ilk defa görenlerin o an yapacakları dualar Cenabı Allah'ın katında müstecap dulardır. Kabenin tavaf edilmesi ve Hacerül Esved'in istilam edilmesinin ardından Safa ve Merve arasında say yapılır. Hz. İbrahim'in eşi Hz. Hacer yeni doğan çocuğu Hz. İsmail için su aramak maksadıyla çölde koşturduğundan çektiği meşakkatten haberdar olmak ve anısını canlandırmak için sa'y edilir. "Şüphesiz, Safa ile Merve Allah'ın sembollerindendir. Onun için her kim Hac veya Umre niyetiyle Ka'be'yi ziyaret ederse, tavafı bunlarla yapmasında ona bir günah yoktur. Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah, mükafatını veren ve her şeyi bilendir." (Bakara 158)

    Bunların yanı sıra Arafat'ta vakfe yapmak var ki, insanı temiz bir niyet ve yöneliş ile annesinden doğduğu gibi günahsız olmasına vesile olur. Müslümanlar Arafat'ta Cenabı Allah'a yönelerek, mahşerde tek Hakim olan Hakk Teala hazretlerinden başka hükmedicinin olmadığı hesap günündeymiş gibi, haşyet ve tevazu ile geçmiş günahlarına tövbe ederek, mağfiret diler, istiğfarda bulunurlar. Vakfede, Mekkede, Medinede ve Müzdelife gibi diğer kutsal yerlerde yapılan dualar genel bir rahmet atmosferi oluştururlar. Bu rahmet ikliminden müslümanlar ile tüm insanlar ve yaratılmış canlı cansız bütün mahlukat faydalanmaktadır. Buradan temizlenmiş bir ruh ümidi ve huzuru ile ayrılan müslümanlar tüm dünayaya oldun ve şuurlu olarak dağılıp diğer insanların hidayetine vesile olmaya çalışarak yaradılış ayelerini yerine getirirler. Ölüm kendilerine gelene kadar Arafat'ta verdikleri sözü tutmaya çalışarak mahşerin zor olan hesabına karşı bir kurtuluş hazırlamış olurlar.

    Hac genel olarak dünya müslümanlarının birbirinden haberdar olmasını sağladığı için, Hz. Adem babamıza musallat olan Şeytanı (lanet üzerine olsun) hatırlayarak, önce kendi nefislerindeki şeytanı ve şeytani nefsi dışlayıp taşladıkları gibi; ayrıca günümüzde müslümanların başına bela olmuş şeytanlaşmış kişiler ve kurumsallaşmış olan devlet halindeki şeytanizmide hatırlayarak müslümanların güncel ortak düşmanlarını belirleyip gündem oluştururlar. Ortak hedefin belirlenmesinden sonra topyekün kararlar alınarak şeytanizm taşlanır ve zayılatılır. Fakat bu şuur günümüzde pek uygulanmamaktadır. Daha çok insanlar oradaki sembollere takılarak nefislerini tatmin etmektedirler. Kendi içimizdeki ve bugün müslümanların başına bela olan şeytanizm unutulmaktadır. Hac ibadetinin içinde olan fakat hacda olmayan diğer müslümanlarında kesmekle yükümlü oldukları birde kurban ibadeti vardır. Hacda bulunan müslümanlar Cenabı Allah'a olan bağlılıklarını göstermek ve yakınlıklarını artırmak için kurban keserler.

    Cenabı Allah Ali İmran suresi 96 ve 97. ayeti kerimelerinde; "Onda, Allah katındaki şeref ve hürmetini gösteren apaçık deliller ve İbrahim'in makamı vardır. Ona giren her türlü tecavüzden emin olur. Ona varmaya gücü yeten kimsenin Kabe'yi tavaf etmesi ise, Allah'ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır. Her kim bu hakkı tanımaz ve haccı inkar ederse, doğrusu Allah bütün alemlerden müstağnîdir, kimsenin ibadetine ihtiyacı yoktur" buyurmaktadır. Cenabı Allah'ın şerefli kıldığı kutsallar ile şereflenmeyi niyaz ediyoruz. Dualarımızı oralarda yapılan duaların zümresine katmasını diliyoruz.
    [​IMG]
    yavuz yıldırım/webokur.net