Güncel Hacamat olmanın hükmü nedir?

Konusu 'Soru Bankası' forumundadır ve Nehir tarafından 30 Mayıs 2014 başlatılmıştır.

  1. Hacamat olmanın hükmü

    Hacamat yaptırmak sünnet olan bir tedavi yoludur. Sünnete uymak niyetiyle ve emanet olan bedenin sağlığına kavuşması için yaptırılan hacamat ibadet hükmüne geçer.

    Vücudun herhangi bir yerini hafifçe çizip üzerine boynuz, bardak veya şişe oturtarak kan alma işlemine hacamat denilir.

    “Bu yöntemle kan al*mak yahut vücudun istenen yerine kan toplamak için, küçük bir fanus ters tutu*larak içine süratle sokulup çıkarılan bir alev vasıtasıyla havası boşaltıldıktan son*ra vücuda kapatılmakta, böylece kanın, üzerindeki hava basıncının azaldığı o ke*sime hücum etmesi sağlanmaktadır. Eğer amaç sadece kan toplamak değil kılcal damarlardan kan almaksa fanus, o ke*sim bir bıçakla çizildikten sonra kapatılır ve bu durumda kan iç basıncın etkisiyle kolaylıkla dışarı çıkar, yani fanus tarafın*dan emilmiş olur. Bu işlemlerden birinci*sine “kuru hacamat”, ikincisine “kanlı ha*camat” denir. Ancak Türkçede hacamat denilince akla daha çok ikincisi veya atar ve toplardamarlardan fazla miktarda kan alınması gelmektedir ki bunun adı Arap*ça’da fasddır; bu işi yapana da fassâd adı verilir. Türk halkı arasında kuru hacamat için “şişe çekme” tabiri kullanılır.”

    “Hacamatın Hz. Peygamber zamanında da sağlığı koruma ve bir te*davi metodu olarak uygulandığı, bizzat kendisinin hacamat yaptırdığı, hatta haca*matı teşvik ettiği bilinmektedir. Hacamatı o dönemde uygulanan en iyi tedavi me*totları arasında sayan (Buhari, Tıp, 13; Müslim, Müsâkat, 62, 63) Resul-i Ek*rem’in ve ashabının genel olarak ağrıya ve baş ağrısına karşı (Buhari, Tıp, 15; Ebu Dâvûd, Tıp, 3) baş, omuz, boyun damarları, kalça ve ayağın üstünden haca*mat yaptırdığı (Buhari, Tıp, 14, 15; Ebû Dâvûd, Menâsik, 35, Tıp, 4. 5; Tirmizî, Tıp, 12; İbn Mâce, Tıp, 21), hacama*tın akla ve hafızaya kuvvet verdiğini söy*lediği (İbn Mâce, Tıp, 22) rivayet edil*mektedir.

    (KAYNAK: Abdullah Köşe, Mahmut Rıdvanoğlu, “Hacamat”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, c: 14, s: 422-423)