Haccın dinimizdeki yeri ve önemi nedir?

Konusu 'Dini soruların cevapları' forumundadır ve Lavinia tarafından 10 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Haccın dindeki yeri ve önemi

    Sözlük manası itibarıyla kastetmek ve yönelmek manalarına gelen hac, hususî bir zaman diliminde, hususî bir kısım yerleri, yine bir kısım hususî usullerle ziyaret etmeğe denir ki; senenin belli günlerinde, hac niyetiyle ihrama girip, Arafat’ta vakfede bulunmak
    ve Kâbe’yi tavaf etmekten ibaret sayılmıştır.Muktedir olan herkesin ömründe bir kere haccetmesi farz-ı ayndır. Haccın farziyeti, Kur’ân, sünnet ve ümmet-i Muhammed’in icması ile sabittir. Hac, Kur’ân-ı Kerîm’de geçen: “Beytullah’a gitmeye gücü yeten herkesin
    o evi haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır.” âyetiyle farz kılınmıştır. Haccın farziyetini bildiren ve onun faziletlerini anlatan birçok hadis-i şerif vardır. Bu konudaki bir hadis-i şerif şu şekildedir: “İslâm beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah’tan başka ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in Allah’ın Resûlü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.” Efendimiz (asm) başka bir hadis-i şeriflerinde de şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Üzerinize hac farz kılındı; Beyt-i Atîk’i haccediniz.” İster erkek ister kadın olsun şartlarını taşıyan, yani sağlık ve servet yönünden haccetme imkânına sahip olan her Müslüman’ın ilk fırsatta hac görevini yerine getirmesi gerekir. Kendisine hac farz olan kimsenin mazeretsiz olarak hac ibadetini geciktirmesi günahtır. Peygamber Efendimiz (asm) bir hadis-i şeriflerinde:
    “Hacca gitmekte (yani farz hacca) acele ediniz çünkü sizden biriniz ölümün kendisine ne zaman geleceğini bilemez.” buyurarak bu hususa dikkat çekmiştir. Eğer bir kişi hac kendisine farz olduktan sonra hacca gitme imkânı olduğu halde, hac vazifesini yerine getirmeyip sonraya erteler ve daha sonra da fakirlik, hastalık vb. değişik sebeplerden dolayı bu imkânını kaybederse, zamanında hac yapmadığı için sorumlu olur. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem):
    “Hac yapmak isteyen kimse acele etsin çünkü serveti, parası elinden gidebilir, hasta olabilir, ihtiyacı ortaya çıkabilir.” buyurarak Müslümanları haclarını sonraki yıllara ertelemeyip ilk fırsatta yerine getirmeleri konusunda uyarmıştır. Hac, hicretin dokuzuncu yılında farz kılınmıştır. Peygamber Efendimiz (asm) o yıl kendisi hacca gitmemiş, hac emiri olarak Hz. Ebû Bekir’i (ra) göndermiştir. Allah Resûlü’nün hicretin onuncu yılında yaptığı hacca “ Veda haccı” denir ki bu, O’nun yaptığı ilk ve son hacdır.

    (Kadın ve Aile İlmihali - Işık Yayınları)