halide edip adıvar mor salkımlı ev kısa özet

Konusu 'Öğrenci Web' forumundadır ve Ceren tarafından 3 Aralık 2014 başlatılmıştır.

  1. Ceren

    Ceren Süper moderatör

    halide edip adıvar mor salkımlı ev kısa özet

    Mor Salkımlı Ev, Halide Edip Adıvar’ın çocukluğundan 1918’e kadar yaşadığı dönemin hatıratıdır. Yazarın hatıralarının ikinci cildini oluşturan Türkün Ateşle İmtihanı isimli eser ise 1918 – 1923 yılları arasını kapsamaktadır.

    “Mor Salkımlı Ev “in küçük kızı geleceğin Sinekli Bakkal yazan Halide Edip Adıvar’dan başkası değildir.

    Bu kitap, yazarın çocukluk günlerinden 1918’e kadarki anılarını içerir. Halide Edip çocukluğunu, anne ve babasını, ilk yazılarını, ilk evliliğini, eşinden ayrılışını, Mısır’a kaçışını, Cemal Paşa’nın çağnsı üzerine Lübnan ve Arap dünyasına gidişini, Milli Mücadele’ye katılışını…ortaya koyuyor. Bunu kitabın kendi ara başlıklanyla aktarmaya çalışalım.

    “Bu, bir küçük kızın hikâyesidir”
    Küçük kızın hayatının hiç unutamayacağı yeri, Beşiktaş’ta doğduğu evde başlar. Ev çocuğun belleğinde Mor Salkımlı Ev olarak kalır. Bahçesi mor çiçekler içindedir.

    “Hikâye artık benim oluyor”
    Hayatının bu bölümünde duygularını anlamaya başlar.

    “Üsküdar’da oturduğumuz eve dair”
    Bu eve taşındıktan sonra babası yazı ailesiyle birlikte geçirmeye başlar. Nigâr adlı bir kardeşi daha olur. Onun da yaşını büyülterek Amerikan Koleji’ne verir.

    “Yine Mor Salkımlı Ev”
    Eve gelen Şükrü Efendi isimli hocadan İslâmiyeti ve Arapçayı öğrenir.. Beş vakit namaza başlar. Piyano dersleri de alır. Bir İngiliz kadın hoca da eve gelip yerleşir. Herkesin filozof dediği Doktor Rıza Tevfik’ten Fransız edebiyatı öğrenir. Ona Arapça ve Farsça da öğretir.

    “İkinci Defa Kolej Hayatı”
    Koleje yeniden bu kez yatılı olarak başlar. Okulun kitaplığı kültürel gelişmesinde çok etkili olur. Özellikle çeşitli dinler hakkında bilgi sahibi olur. Edebiyat ve düşünsel konularda kendini yetiştirir. 1900 yılının sonunda Salih Zeki Bey’den matematik dersleri almaya başlar. Ondan hem matematik hem de pozitivist felsefinin temsilcisi A. Comte’u öğrenir. Rıza Tevfik Hoca Spencer ve mistik felsefe üzerinde yoğunlaşırken Salih Zeki Bey ilim dışında hiçbir şeyi kabul etmez. Bu da onda yeni bir bakışın, yeni dünya görüşünün ufkunu açar. Salih Hoca o yıl ona evlenme önerisinde bulunur. O da kabul eder.

    “Evlilik Hayatı”
    Babası Sultantepesi’ndeki evin bir dairesini onlara verir. Salih Zeki’nin Kamus-u Riyaziyat adlı eseri büyük riyaziyeci ve filozofların hayatini ele alır. Halide de ona bir asistan gibi yardım eder. 1903 yılında oğlu Ayetullah ondan 16 ay sonra da ikinci oğlu Zeki Hikmetullah doğar.

    “Meşrutiyet İlanı”
    1908’de Meşrutiyet’in ilanını öğrendiği gece sabaha kadar uyuyamaz.
    Yazı hayatına girişi bu yıllardadır. Tevfik Fikret’in başında bulunduğu Tanin gazetesinde yazılar yazmaya başlar. Bir gün bir imzasız mektup alır. Mektupta Tanin gazetesinde yazmaya devam ederse öldürüleceği yazılıdır. Ama o yazılarına devam eder.

    “31 Mart sabahı silah sesleri ile uyanırlar.”
    Duyduklarına göre gericiler öldürülecekler listesine onun adını da yazmışlardır. Tanin matbaası basılır ve parça parça edilir. Parçalanan kâğıtlar arasında yazdığı “Kösem Sultan” adlı piyes de vardır. Babası sıradan bir İttihat ve Terakki azasıdır. Fakat İttihatçıların da evlerine saldırırlar. Çocukları ve kardeşi Nigâr’la Amerikan Koleji’ne sığınır. Burada dört gün kalır. 1909 irtica hareminin tam ortasında iki çocuğuyla Mısır’a gider.

    “Memleket Haricine İlk Gidiş”
    İsmailiye adlı vapura iki çocuğuyla biner. Mısır’dan Londra’ya geçer.

    “1909 ile 1912 Yıllan Arasında Geçen Hadiseler”
    Ekimde İngiltere’den İstanbul’a döner. Çocukları sararıp solar. Kanlı ve korkunç bir ihtilal onların sinirlerini bozar. Seviye Talip adlı romanını çocuğunun hastalığı sırasında uykusuz gecelerde yazar. O yıl, Kız Öğretmen Okulu’na (Darülmuallimat’a) ders ücretli öğretmen olarak girer. Eğitim ve öğretime ilişkin bir kitabı ondan sonra yazabilir. Daha sonraki yıllarda lise (idadi) öğretmenliği yapar. 1910 yılında Zeki Salih Bey yeniden evlenmeye karar verir. Buna katlanamaz. Ondan ayrılır. Dokuz yıl süren evliliği sona erer. Arkadan uzunca süren bir hastalık dönemi yaşar. Sonunda Balkan Savaşı başlar. Ziya Gökalp o günlerde sık sık ziyaretine gelir. Ama onunla 1915’ten sonra milliyetçilik alanındaki görüş farklılığı yüzünden dostluğu ayrılır.

    “Balkan Harbine Doğru”
    1912 Ağustosu’nda Türkiye, Balkan Savaşı’na girer ve yenilir. Makedonya’da Türk ve Müslümanlarından üç bin kişi katledilir. O, Kadınlan Koruma Derneği’nin (“Teali-i Nisvan Cemiyeti”) yardım ve hastabakıcı kolunda çalışır. Bu ilk kadın derneği, bazı aydın kadınlar tarafından kurulmuştur. Aynca otuz yataklı bir küçük hastane yapılmıştır.

    Buraya sadece askerler alınır. Sabahtan akşama kadar burada çalışır.Balkan devletlerinin kendi aralanndaki
    anlaşmazlıktan yararlanan Türk Ordusu 1913 yılında Edirne’yi geri alır. Böylece Balkan Savaşı sona erer.

    “1913-1914 Yılları Arası”
    1913-15 yıllan arasında İttihatçılar, memleketteki yapıcı faaliyetlerini kaybederler. O günlerde İttihat vc Terakki’nin en büyük Şeyhülislâmı Hayri Efendi, vakıf okullarında çok ciddi reformlar yapmaya başlar. O da bu okulların genel müfettişliğine getirilir. Bu da ona halkı ve çeşitli yerleri yalandan görme olanağı sağlar. Kasımpaşa, Sineklibakkal en çok dolaştığı yerlerdir.

    “1914-1916 Yılları Arası”
    Bu yılların bütün dünya için en büyük olayı Birinci Dünya Savaşı’dır.

    İKİNCİ BÖLÜM

    “Suriye ve Arap Diyarı”
    Lübnan ve Arap ülkelerini tanıması Cemal Paşa sayesinde olur. Onu İttihat ve Terakki’nin ilk yıllarından tanır. Cemal Paşa, Şam, Beyrut ve Lübnan’da okul açmak için bir proje hazırlamasını ister. O, buraları gördükten sonra ou projeyi hazırlayabileceğini söyler. Birlikte gezerler. Önerisi Beyrut, Lübnan ve Şam’da öğretmen okulları açılmalı, Arapça, Türkçe, Fransızca öğretilmelidir. Onun her istediği yapılır.

    “Türk’ün Ateşle imtihanı”
    Mor Salkımlı Ev’in ‘anı’ olarak devamı Türk’ün Ateşle İmtihanı’dır. Çünkü bu kitap da onun en değer verdiği “Milli Mücadele” anılarını içerir. 19 Mart 1920’de, kocası Adnan Adıvar’la birlikte Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere Anadolu’ya geçer. Halide Edip, önce Genelkurmay Karargâhı’nda yazı ve çeviri işlerinde çalışır. Bu sırada Türkiye Büyük Millet Meclisi açılır İstanbul hükümetinin verdiği idam karan ve fetvasında onun adı da vardır. Kitapta, Kurtuluş Savaşı’nın çeşitli aşamaları, Ankara’nın sıkıntılar ve yokluklar içinde kıvrandığı, kocası ve kavga arkadaşlarıyla birlikte yaşadığı tatlı ve acı günleri anlatır.

    Bu anılar, 30 Ağustos 1922’de ordumuzun zaferiyle “Türk’ün Ateşle İmtihanı”ndan sonra, amacına ulaşmasıyla sona erer.