Halifeliğin Kaldırılması İle İlgili Kısa Bilgi

Konusu 'Öğrenci Web' forumundadır ve Bahar tarafından 4 Temmuz 2014 başlatılmıştır.

  1. Halifeliğin Kaldırılması İle İlgili Yazı

    Az sürede, içteki ve dıştaki bir takım gelişmeler gösterdi ki, halifelik kaldırılmadığı halde, “halk egemenliği” ilkesi her zaman tehlikeye düşebilecek; her geçen gün halife egemenliğe partner olmağa kalkışacaktı. İslâm hukukuna yönelik, halifenin vazife ve yetkilerinin yanlızca dinî konularla sınırlı olmayacağı, hilâfet makamında oturan kisinin kesinlikle dünyevî siyasî iktidara da sahip olması gerektiği tezi, ek olarak önce günlerden bu yana, hilâfet yanlıları aracılığıyla ileri sürülmeğe başlanmıştı. Yurt haricinde, İngilizlerin tesiri altındaki Ağa Han, halife ile Ankara Hükümeti arasındaki ilişkilere karışmağa kalkıştı. Bir Takım inanç adanılan ve siyasetçiler “hilâfetin hak ve görevlerini hiçbir meclisin sınırlayamayacağım” ileri devam eden propagandalara giriştiler. Kurallar halifeliğin kaldırılmasını mecburi hâle getirmişti.

    1 Mart 1924′te, yeni seçilen II. TBMM’nin toplantı yılını açarken, Atatürk, mühim bir konuşma yaparak şu gerçeği belirtti: “Halk cumhuriyetin, bu sabah ve gelecekte, her çeşitli saldırıdan kesinlikle ve ebedî olarak korunmasını istemektedir. Modern ve medenî yönetimin tüm gereklerini Kolay ve erken biçimde memlekette tatbik etmek icap eder.”
    3 Mart 1924′te halifeliğin de kaldırılmasıyla, 1919′da başlamış kalan “millî egemenlik” hareketi tabiî sonucuna ulaştı; egemenliğin bütünüyle millete ait olduğu ilkesi, 5 yıl devam eden bir gelişim bitiminde, hükümet yapımıza tam olarak yansımış oldu.