hammad bin ebi süleyman

Konusu 'Hayat hikayeleri' forumundadır ve Yavuz tarafından 12 Mayıs 2012 başlatılmıştır.

  1. Bismillahirrahmannirrahim, elhamdulillahi Rabbil alemin, esselatu vesselamu ala Rasulina Muhammedin Kerim.

    Ebu İsmail Hammad bin Ebi Süleyman Müslim el-İsbehani Kufe de dünya ya gelmiştir. Hammad Müslim’in oğlu olup, künyesi Ebi İsmail’dir. Babası Müslim’in de künyesi Ebu Süleyman’dır. Hemen hemen her kaynakta Hammad bin Müslim’den çok Hammad bin Ebi Süleyman diye anılmaktadır. Kendi asrında yaşayan yirmi altıya yakın muhaddis ve fakihten bu isimle ayırt edilmektedir.

    [​IMG]

    Hammad kelime olarak Hamdi çok olan çok hamdeden kimse anlamına gelmektedir. Hammad o devirde çok kullanılan bir isimdir. Hammad’a Ebu İsmail künyesini takarak onu bu künye ile çağıran ilk alim Basralı sika hadis hafızlarından Musa bin İsmail el-Minkari olduğu söylenmektedir. Arap âdeti olduğu üzere Hammad’ın İsmail isminde edip ve fakih bir oğlu vardır. Bu yüzden İsmail’in babası diye çağrılmaktadır.

    Hammad’ın babası Ebu Süleyman Müslim aslen İsbehan’ın Bürhuvar nahiyesinden olup Kufe’ye sonradan yerleşmiştir. Babasının o devrin devlet adamları ve âlimlerinin nezdinde itibarlı bir şahsiyet olduğu hakkında gelen rivayetler vardır. Kaynaklarda Hammad’ın çocukluğu hakkında geniş bir bilgiye rastlanmamaktadır. Fakat bazı kaynaklarda onun babası Ebu Süleyman’dan hadis rivayetleri bulunmaktadır.( 1 ) Ebu Süleyman Hammad’ı iyi bir tahsil görmesi için Kufe fakihi büyük hadisçi İbrahim en-Nehai’nin yanına bırakmıştır. Babası ondan ilim tahsil etmesinden başka hiçbir şey istememiştir. Medresedeki özel görevleri hariç başka işleri yaparken kendisini gördüğünde çok kızdığı rivayetler arasıdadır. Hammad’ın kendi ifadesinden tahsilinin gayesi daha iyi anlaşılmaktadır. Şerik, Ebi Suhra’dan şöyle nakleder. Hammad’ı İbrahim’in yanında hadis yazarken gördüm. Bize şöyle derdi ; Biz bu çalışmamızla dünyalık bir şey istemiyoruz.( 2 ) O bu sözüyle dünyanın gelip geçici menfaatindense ahiretin sonsuz nimetini ve Cenabı Allah’ın hoşnutluğunu istediğini belirtmektedir.

    Fıkıh dersi aldığı İbrahim en-Nehai’nin en fakih, en güzel kıyas yapan, re’y ve münazara konusunu en iyi bilen talebesidir. Hammad Kufe de re’yi fıkha sokanların ilklerindendir. İbrahim en-Nehai’yi en iyi tanıyan onun yanında en çok kalan talebelerindendir. Bununla beraber Hammad ilmi yalnız İbrahim en-Nehai’den değil diğer birçok sahabe ve tabiunun büyüklerinden de almıştır. Enes bin Malik’ten hadis dinlemiş olup ondan rivayetlerde de bulunmuştur. Ayrıca Ebu Vail, Zeyd bin Vehb, Said bin el-Müseyyeb, Amir eş-Şabi, Hasan el-Basri, Said bin Cübeyr, Şakik bin Seleme, Abdullah bin Büreyde, Ömer bin Hattab’ın mevlası Abdurrahman bin Sa’d, İbni Abbası’ın mevlası İkrime’den de rivayette bulunmuştur.( 3 ) Hammad’ın İbrahim en-Nehai’den ayrı hadis ve fıkıh almış olduğu kimseler arasında ikinci sırada Irak’ı hadis bakımından besleyen ve fetvada ihtiyatı telkin eden Amır bin Şerahil eş-Şabi almaktadır.


    Hammad bin Ebi Süleyman babadan kalma serveti ve akrabalarından kalan miras sebebiyle maddi durumu iyi aynı zaman da cömert iyilik yapmayı seven mahcup bir kişiliği vardı. Kaynak eserlerde onun cömertliği ile ilgili şu bilgilere rastlamaktadır.

    Ez-Zehebi bir eserinde Davut et-Tai’den, Salt bin Bistam’dan ve Ali el-Kari’den şunları nakletmiştir. Hammad Ramazan geceleri yüz elli insana iftar verir bayram gecesi olunca da hepsine elbise giydirirdi, harçlık olarak ta yüzer dirhem para verirdi. Hammad’ın tahsil yapan öğrencilere ve darda kalan kimselere yardım etmeyi sevdiği ile ilgili olarak ta şu haberlere rastlıyoruz. Zekeriya bin Adiy, Salt bin Bistam’dan oda babasından naklediyor ki ; Kurra olan ve Kur’an okutan Bistam şöyle demiştir. Hammad bin Ebi Süleyman beni ziyarete gelir ve günün kalan kısmını yanımda geçirirdi. Gideceği zamanda, yastığın altına bir şeyler koydum onları talebelere dağıt ve ihtiyaçlarına harca derdi. O’nun dediği yere baktığımız zaman ihtiyaçtan çok fazla para bıraktığını görürdük. Ayrıca borçlarını ödeyemeyenlere de yardımda bulunduğu gelen rivayetler arasındadır. Hammad’ın yardım severliğini, ahlakını en yakın tanıyan ve nakledecek olan en iyi talebesi Ebu Hanife’dir. Ebu Hanife tahsilini tamamlaması için uzun seneler Ebu Yusuf’a ve ailesine yardım edince, Ebu Yusuf ; ben senden daha cömerdini görmedim demiş. Ebu Hanife’de cevaben sen Hammad’ı görseydin böyle konuşmazdın, demiştir. Hammad’ın ölümünden otuz sene sonra doğan İmam Şafii’den de cömertliği ile ilgili nakiller vardır. Hafız Ebu’l-Hasan es-Sahtiyani’nin anlattığına göre İmam Şafii şöyle demiştir: Bana Hammad’ın binitli olarak giderken elbisesinin yırtıldığı, bir terziye uğrayıp diktirmek isteyince, terzinin onu atından indirmeden biniti üzerinde elbisesini tamir ettiğini ve bunun üzerine Hammad’ın kendsine bir kese dolusu para verdiği, yanında da o keseden başka parası olmadığını öğrenince Hammad’a olan sevgim daha da artmıştır demiştir.( 4 ) İmam Nisaburi’nin anlattığına göre bir adam, oğlumu başka bir müderrise vereceğim her ay benden otuz dirhem istiyor deyince Hammad çocuğunu o hocanın yanından alma ben senin yerine her ay yüz dirhem öderim dediğini rivayet etmektedir. Bunu para yüzünden talebenin hoca değiştirmesini uygun görmediğinden yapmıştır.

    Hammad’ın yaşadığı devirde Kufe’de devlet tarafından açılmış teşkilatlı okullar yoktu. Mescitlerde ve Kufe’nin en büyük camisinde ilim halkaları vardı. O devirde bu ilim halkaları üç çeşitti. Birincisi akaid usulleri müzakere olunan halkalardı. İkincisi hadis halkalarıydı. Üçüncüsü de fıkıh halkalarıydı, kitap ve sünnetten hüküm çıkarma sonradan oluşan olaylar hakkında hüküm çıkarma fetva verme burada öğrenilir müzakere edilirdi. Ebu Bekir bin Ayyaş, Muğire’nin şöyle dediğini rivayet eder. İbrahim en-Nehai’yi ziyarete gitmiştik, bize: Hammad’a iyi sarılın, o bana insanların sorduğu şeylerin hepsinden çok mesele sordu ve öğrendi dediğini rivayet etmektedir.


    İbrahim en-Nehai vefat edince hadis ehli ve Kufe’nin eşrafı gelerek Hammad’ın hocasının yerine geçmesini ve ders vermesini istediler. Böylece Hammad Kufe mescidinde ders halkalarının başına geçerek ölümüne kadar ders okutmuştur. Hammad yaşantısın da bütün zenginliğine rağmen dünyaya meyletmemiş ve ilim meclislerinden hiç geri durmamıştır. Her zaman okuma ve okutmaya gayret göstermiştir. Bunu da insanların ilgisini çekmek şöhret bulmak için değil sırf Cenabı Hakk’ın rızasını kazanmak için yapmıştır. Zenginliğini ahirette kendisine faydalı olacak yerlere harcamıştır. Yoksulları doyurur, ihtiyaçlarını karşılar, talebelerin öğrenimlerini devam ettirebilmesi için yardımda bulunurdu. Bu erdemli şahsiyet aynı zamanda Ebu Hanife gibi şahsiyetlerde yetiştirmiştir. Re’yle fetva veren ve hadisleri senetleri ile rivayet eden ilk âlimlerdendir. Mezhep taassubunu asla sevmezdi. Cemaatle namaz kılarken imamın arkasında fatihayı okuyanlara – ağızları acıyla dolsun – diyen birisine: Hammad, ben ağızları şekerle dolsun diyorum, diyerek ikaz da bulunmuştur.

    Yaşamış olduğumuz asırda her şeyin değerinin maddeyle ölçüldüğü, dünyadan öteye amaçların geçemediğini göz önünde bulundurursak, insanların sorunlarına tatminkâr ve fıtrata uygun çözümlerin üretilemediğini göreceğiz. Teknoloji hayatı kolaylaştırsa da insana geri alınması imkânsız kronik zararlar verdiği kesindir. İnsanımızın çocukluktan İslami bir ahlak olan dünyanın imarı için çalışmak, insanlara faydalı olabilmek için gayret göstermek, bunları da kimseden aferin beklemeden Halik-i Zülcelal’in hoşnutluğunu kazanmak amacı, eğitim ve öğretimi ile büyümesi kaçınılmaz sosyal ve siyasal bir gereksinimdir. Dünyada güçlü olanın zulme meyletmesi, İslam dan uzaklaşıp küfrü benimsemeleri ve Müslümanları da sistematik olarak ezerek geri bırakmaları beraberinde felaketi getirmiştir. Bu gün kan ve gözyaşının akmadığı hemen hiçbir yer kalmamıştır. Bu gerek kimi yerde savaşla gerekse ahlaki çöküntünün kaos oluşturduğu metropollerde insanlığın önünde bir beladır. Bunun için Hammad’ı yetiştiren aile, mahalle, cemaat ve toplum olmaya gayret göstermeliyiz. İlmin yaşı olmadığı için kendimiz ilim öğrenmekten geri durmamalı çocuklarımızı da islama ters olan her türlü meyliyattan temizlenmiş Hammad gibi ahlaklı anlayışlı fertler olarak yetiştirmeye gayret göstermeliyiz. Muhakkak ki bu bütün dünya insanlarının faydasına olacak bir hayat tarzıdır.

    Cenabı Allah bizleri Salih kullarının zümresine katsın, zürriyetimizden islama önderler çıkartsın. Allah’u ekber ve lillahil hamd.

    Kaynaklar:
    Ebu Hanife’nin Hocası Hammad ve Fıkhi Görüşleri (Beyan Yayınları)
    (1) Musa bin Zekeriya el-Haskefi - Müsnedül İmam Ebu Hanife
    (2) Ez-Zehebi - Siyer
    (3) Ez-Zehebi – El-Kaşif
    (4) Ali El-Kari – El-Esmarul Ceniyye.