Her İşte Bir Hayır Vardır Atasözünün Anlamı Nedir

Konusu 'Atasözleri ve Deyimler' forumundadır ve Nehir tarafından 9 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Her İşte Bir Hayır Vardır Atasözünün Hikayesi

    Anlamı; Bu atasözü, “başa gelen her kötü hadisede, ya o an ya da çok sonra farkına varacağımız bir hayırlı hikmet vardır,” mânâsında kullanılır.

    Hikayesi; Eski devirde, bir medrese talebesi şöhretli bir şeyhin dergahına gidip ona talebe olur. Okuyup çalışmaya, aynı zamanda dergâhın işlerini de görmeye başlar.

    Bir gün çeşmeden su doldurup, tekkeye dönerken, mahallede oynayan çocuklardan biri, bir taş atıp adamın elindeki testiyi kırar. Üzülerek hocasına gider vak’ayı anlatır. Hocası, “Zararı yok evladım her işte bir hayır vardır aldırma” der.

    Ertesi gün, yine aynı şey olur, tekrar hadiseyi korkarak hocasına anlatır. Hocası:

    “Böyle şeyler olur evlâdım, zarar yok her işte bir hayır vardır,” der.

    Üçüncü günü, tekrar çeşmeden su doldurup dönerken bu sefer testiye atılan taş adamın gözüne gelerek kör eder.

    Can acısıyla perişan, şeyhine giderek, felaketini anlatır. Şeyh yine soğukkanlı, “Onu tedavi ederiz, korkma evladım geçer,” diye her günkü gibi; “Her işte bir hayır vardır” deyince, adam, içinden; “Senin hayrına da şerrine de,” diyerek geceyi bekler ve herkes yattıktan sonra pilisini pırtısını toplayıp, geldiği köyün yolunu tutar.

    Sabah, şafak sökerken yolun kenarındaki çalılıktan bir ses gelir:

    “Tutun şu adamı, derhal yatırıp kurban edin!”

    Her tarafı silahlarla dolu iki kişi birdenbire yola fırlayarak adamı tuttukları gibi yere yatırırlar ve ellerindeki keskin bıçakları boğazına dayarlarken bir tanesi bağırır:

    “Ağa, bu adamın bir gözü kör, ne buyurursun keselim mi?”

    Ağa cevap verir:

    “Yok olmaz, bırakın gitsin.”

    Neye uğradığını şaşıran adam, yerden kalkıp üstünü başını temizledikten sonra korka korka sorar:

    “Beni neden kesecektiniz?”

    “Dün rakiplerimizle vuruştuk. Tutulduğumuz kurşun yağmurlarının altında bir tek can kaybetmedik. Bu bize Allah’ın büyük bir lütfü deyip, sabah ilk gördüğümüz bir canlı mahlûku kurban etmeye karar verdik. “Yolumuza ilk sen çıktın, seni kurban edecektik.” Adam şaşkın bir halde tekrar sorar: “E, peki o halde niye bıraktınız?” “Dinimizde sakat bir kurbanın sevabı yoktur, caiz de değildir. Senin gözünün birini kör görünce bıraktık, işte bu. Hadi geç git yoluna” diye adamı iteleyince, adamcağız yolunu ters yüzü edip doğruca hocasının yanına döner ve tekrar ona talebe olur.