Homeostaside Boşaltımı Sağlayan Yapıların Rolü

Konusu 'Bilgi bankası' forumundadır ve Elif tarafından 8 Aralık 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Metabolizma sonucu oluşan atık ürünler vücuttan uzaklaştırılmazsa hangi sonuçlarla karşılaşabiliriz? Boşaltımı sağlayan organ ve yapılar görevini yapmadığında ortaya çıkan hastalık tablosu boşaltımın dolayısıyla homeostazinin önemini ortaya koyar. Homeostatik dengenin sağlanması için vücutta metabolizma faaliyetleri sonucu meydana gelen artıkların boşaltım organlarına taşınması ve vücut dışına atılması gerekir. Bu amaca yönelik olarak pek çok sistem ve organ birlikte çalışır. Bu sistemlerin başında üriner sistem gelir. Üriner sistemi meydana getiren yapıların en önemlisi böbreklerdir.

    Üriner sistemle birlikte deri, akciğerler, karaciğer ve sindirim kanalının, boşaltım ve homeostatik dengenin sağlanmasında rolü vardır.
    Bu yapıların homeostatik dengeye sağladığı katkıları kısaca aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

    * Homeostasinin bozulmaması için böbrekler, ADH ve aldesteron gibi hormonlarla beraber, su ve elektrolit dengesini düzenler. Kan basıncının ve kanın ozmotik basıncının dengelenmesine yardım eder. Ayrıca böbrekler, metabolik atıkların atılmasını sağlar. Üre, ürik asit, bilirubin gibi vücuda zararlı olan metabolizma ürünlerini ve kreatinini uzaklaştırır. Besin, katkı maddeleri ve ilaçlar gibi dışarıdan alınan yabancı maddeleri ve toksinlerin çoğunu da vücut dışına atar. Böbrekler asit baz dengesinin düzenlenmesine de katkıda bulunur, akciğerlerle beraber kan pH’sını 7,3-7,4 arasında sabit tutar. pH değiştiğinde böbrekler farklı zamanlarda hidrojen veya bikarbonat iyonları salgılayarak kan pH'sını düzenler. Ayrıca solunum sonucu açığa çıkan ve kanda biriken karbon dioksidin akciğerlerden uzaklaştırılması da kan pH'sının sabit tutulmasında önemli rol oynar.
    * Deride bulunan ter bezleri vücut sıcaklığının düzenlenmesine ve dolayısıyla homeostatik dengenin sağlanmasına yardım eder. Özellikle sıcak ortamda bulunan canlıda düzenleyici mekanizmaların devreye girmesiyle terleme başlar. Ter; idrar içerisinde bulunan üre, tuzlar ve bazı organik maddeleri seyreltik olarak içerir. Terin buharlaşması ile birlikte vücut sıcaklığı düşürülürken bu atık maddeler de vücuttan uzaklaştırılmış olur ve böylece homeostasi sağlanır.
    * Karaciğer, bazı organ ve sistemlerle beraber çalışarak homeostasinin sağlanmasında görev alır. Karaciğer, çeşitli toksik kimyasal bileşikleri zararsız hale getirerek bunları boşaltım sisteminden kolayca atılmaları için hazırlar. Örneğin proteinlerin sindirilmesi sonucunda oluşan amonyağı daha az zararlı olan üreye dönüştürür. Yaşlanan eritrositlerin parçalanma ürünü olan bilirubin, karaciğerde üretilen safra salgısı ile ince bağırsaklara gönderilerek sindirim sistemi aracılığıyla dışarı atılır. Bilirubinin bir kısmı da ince bağırsaklardan emilerek kana karışır ve böbreklerden süzülerek idrarla dışarı atılır. Karaciğer ayrıca kanın ozmotik dengesinin korunmasında önemli rol oynayan plazma proteinlerini sentezler.