Hüseyin Zekai Paşa Kimdir Hayatı

Konusu 'Hayat hikayeleri' forumundadır ve Nehir tarafından 7 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Hüseyin Zekai Paşa Hakkında bilgi

    Hüseyin Zekai Paşa; (d. 1860, Üsküdar, İstanbul – ö. 1919, İstanbul), Türkiye’de Batılı anlayışta çalışan ilk ressamlardan biridir.

    İlköğrenimini tamamladıktan sonra Kuleli Askeri İdadisi’ne girdi. Aralarında Hoca Ali Rıza’nın da bulunduğu birkaç öğrenci arkadaşıyla birlikte özel bir resim atölyesi kurulması için okul yönetimine başvurdu. Bu atölyede Osman Nuri Paşa ve Süleyman Seyyid’in öğrencisi oldu. Mezun olduktan sonra Mekteb-i Harbiye’ye girdi. Orada öğrenciyken yaptığı Boğaziçi’ndeki donanma gecelerinden birini canlandıran resmi Abdülhamid tarafından beğenilince, mezun olduktan (1883) sonra teğmen rütbesiyle Şeker Ahmed Paşa’nın yanına hünkâr yaverliğine getirildi. Bu yıllarda Askeri inşaat Komisyonu başkanlığı görevini üstlendi. Alman imparatoru II. Wilhelm’in Suriye gezisi sırasında, eski yapıtlar uzmanı olarak ona eşlik etti. Şeker Ahmed Paşa’nın ölümü üzerine 1906′da saray ressamlığına ve yabancı konuklar teşrifatçılığına getirildi. Bugünkü Askeri Müze’nin kuruluş çalışmalarına katıldı. 1908′de 1. Tugay komutanlığından emekli olduktan sonra ölümüne değin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Sanayi-i Nefise Encümeni üyeliğini sürdürdü. Geleneksel Türk el sanatlarıyla da yakından ilgilendi ve bu konuda Mübeccel Hazineler (1913) adlı bir kitapçık yazdı.

    Hüseyin Zekâi Paşa, Avrupa’da resim öğrenimi görmemesine karşın, orada öğrenim görmüş ressamların yapıtlarını yakından incelemiş ve Batılı bir anlayışta çalışmıştı. İlk dönem resimleri, ayrıntıcı üslubu ile fotografik denebilecek bir gerçekçilikteydi. “Yıldız Sarayı Bahçesinden Peyzaj” (İstanbul Devlet Resim ve Heykel Müzesi) gibi bu yıllarda gerçekleştirdiği yapıtları, ince boya hamuru ve duru renkleriyle 19. yüzyıl manzara geleneğine bağlıydı. 1910′dan sonra katıldığı Galatasaray sergileri, Hüseyin Zekâi Paşa’nın Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’yle ilişki kurmasını sağladı. Bu tarihten sonra fotografik gerçekçi anlatım yerine, daha kalın fırça vuruşlarının egemen olduğu izlenimci bir anlayışa yöneldi. Bugün İstanbul Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde bulunan “Cami”, “Ayasofya Camisi Hünkâr Mahfili” gibi en önemli yapıtlarını gerçekçi ve izlenimci anlayışları özümseyerek oluşturdu. Duyarlı bir anlatımla ele aldığı bu resimlerinde izlenimci renk anlayışını kompozisyonun bütünselliğini yok etmeyen bir ayrıntı işçiliğiyle birleştirdi. Manzara türünün yanı sıra portre ve figürler de yaptı. Yapıtlarından örnekler İstanbul, İzmir ve Ankara Devlet Resim ve Heykel müzeleriyle Dolmabahçe ve Topkapı saraylarında bulunmaktadır.