Hüsn-i Talil Örnekleri Cümleleri

Konusu 'Zengin Bilgiler' forumundadır ve Bahar tarafından 9 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Hüsn-i Talil Örnekleri

    "Sen gittin yaslara büründü cihan
    Soluyor dallarda gül dertli dertli"

    Şair, "akşamın gelişini" ve "gülün solmasını", "sevgilinin gidişine bağlamıştır.Böylece gerçek neden yerine hoşa giden, hayali bir neden bulmuştur.

    "Güzel şeyler düşünelim diye
    Yemyeşil oluvermiş ağaçlar"

    Şaire göre ağaçlar, insanların mutlu olmasını, güzel şeyler düşünmesi için yemyeşil olmuştur. Bu ağaçların yeşil olmasının gerçek nedeni değildir. Şair gerçek nedeninin dışında daha güzel ve etkileyici bir neden bulmuştur.

    "Renk aldı özge ateşimizden şerâb ü gül
    Peymâne söylesün bunu gülzâr söylesün"

    ŞERAB : şarap , PEYMANE : kadeh , GÜLZÂR : gül bahçesi
    Bu dizelerde şair, şarabın ve gülün rengini ( kırmızılığını ) kendi içindeki ateşten geldiğini belirtiyor.Böylece şarabın ve gülün kırmızılığını gerçek nedeninin dışında daha güzel ve hayali bir nedenle açıklıyor.

    "Yeni bir ülkede yem vermek için atlarına
    Nice bin atlı kapılmıştı fetih rüzgârına"

    Akıncıların yeni ülkeler fethetme isteklerinin nedeni olarak, şair atlarına yeni bir ülkede yem vermek isteyişlerini gösteriyor. Oysa fetihlerin asıl amacı toprak kazanmaktır.

    "Sen yoksun hiçbir şey yok
    Güneşin rengi
    Ağustosyıldızlarının sıcaklığı
    Karanfil kokusu"

    Şair, karanfil kokusunun ağustos yıldızlarının sıcaklığının, güneşin renginin olmayışını gerçekçi bir neden değil de sevdiğinin yok oluşuna bağlıyor.

    "Müzeyyen oldu reyâhin bezendi bâğ -ı çemen
    Meğer ki bağa haber geldi yârdan bu gece"

    MÜZEYYEN OLMAK : süslenmek , REYÂHİN : fesleğenler Şair, "Bahçe, süslenmiş fesleğenlerle bezendi, meğer sevgili bu gece geleceğini bildirmiş." diyor. Bahçenin süslenmesini sevgilinin geleceği haberine bağlıyor. Halbuki bahçenin güzellik kazanması mevsimle ilgilidir.

    "Hâk - i pâyine yetem der ömrlerdir muttasıl
    Başını taştan taşa urup gezer âvâre su"

    Irmakların dağ taş aşarak ( başını taştan taşa vurarak ) akıp gidişi, Hz.Peygamberimizin ayak bastığı topraklara ulaşmak nedenine bağlanıyor.