Hz.İbrahim'in hayatı özeti

Konusu 'Dini Bilgiler' forumundadır ve Ceren tarafından 11 Aralık 2014 başlatılmıştır.

  1. Ceren

    Ceren Süper moderatör

    Hz.İbrahim'in hayatı Kısaca

    Hz. İbrahim'in yaşadığı zaman ve mekan
    İbrahim aleyhisselamın nesebi Nuh aleyhisselamın oğlu Sam'a dayanır. Hz. Nuh'un vefatı ile Hz. İbrahim arasında iki peygamber (Hz.Hud & Hz. Salih) vardır. Bu fasıla (rivayete göre, M.K.) 1143 senedir. Hz. Hud ile Hz. İbrahim arasında da 630 yıllık bir fasıla olduğu bildirilmiştir. Doğum yeri Babil kentidir .


    Hz.İbrahim aleyhisselamın babası
    Allahü Teala Kur'an-ı Kerim'de : İbrahim, babası azer'e... buyurmaktadır. Bu ayetten anlaşılacağı gibi Hz. İbrahim'in babası azer isminde idi. Ama, bazılarına göre İbrahim aleyhisselamın babası -Kur'anda bildirilen- putperest azer değil, mü'min olan Taruh idi. Bu görüsü destekleyenler arasında meşhurları Abdülhakim Arvasi, Kadi Beydavi ve Senaullah Dehlevi vardır, ama Şii'ler de bunu söylemektedirler . Bir rivayete göre azer Hz. İbrahim'in - amcası olup - Taruh'un ölmesiyle Emile ile evlenip, Hz. İbrahim'in üvey babası oldu. Tefsir yönünden bunu böyle açıklamaktadırlar : En'am suresinin manası : İbrahim, azer olan babasına dediği zaman anlamındadır. Böyle olmasaydı Kur'an-ı Kerim'de Babası azer'e dediği zaman demeyip, "azer'e dediği zaman" veya "Babasına dediği zaman" demek yetişirdi . azer, kendi babası olsaydı "Babası" kelimesi fazla olurdu demektedirler. Bir kanıt olarak Şua'ra suresinin 219. ayetini göstermektedirler. Bu surede Allah Secde edenler arasında dolaşmanı da görüyor denilmektedir. Buna göre Peygamberimizin sülalesinde hiçbir putperest yoktur. Bu görüşü reddedenler ise, ki bunlar arasında Taberi, Ebu Hayyan ve Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır vardır, açık olan ayete (En'am, 74) bir mana verilmek istenmiştir demektedirler. Mealine göre manalar değistiği için anlamlar da değişir teorisini ileri sürmektedirler. Konuya objektif bir yönle bakmak gerekirse, azer'in İbrahim aleyhisselam ın babası olmaması biraz daha mantıklıdır. Sunu da belirtmek lazım ki, bir üçüncü fikir vardır. O da, İbrahim aleyhisselamın babasının asıl isminin Tarih veya Taruh olup sonradan - bir putun ismi olan - azer ismine değiştirmesi. Bu da Nemrud'un onu puthanesi'nin nazırı olarak tayin etmesinden sonra gerçekleşmiştir . Ama kaynaklar bu düşünce hakkında bilgi vermiyorlar, onun için fazla dikkat etmemek gerekir. Biz burda ilmi gerçekleri tartışmayacağımız için bunu burda noktalamak gerekir. Bu ihtilaf'ın çözümünü ancak Rahman, Rahim, Evvel, ahir, Kebir, Aziz, Saafii, Malik, Gafur, Nur, Adl, Hak, Hakem, Rauf, Şehid, Veli, Kerim, Bari, Cebbar olan ALLAH bilir. azer ayrıca put yapardı ve Nemrud'un yakınında bulunurdu. Onun bir dediğini, iki etmezdi.

    Hz.İbrahi'in doğumundan peygamberliğine kadar olan hayatı

    Hz. İbrahim'in doğumuna kadar vukuu bulan olaylar
    Nemrud (2.3.2.2. no'lu noktaya bakınız) ve ona tabi olanlar azgınlık ve Allah'a isyan içinde yasamakta idiler. Bir gün Nemrud bir rüya gördü. Bir rivayete göre, rüyasında gökyüzünde bir nurun parladığını, güneşin, ayın ve yıldızların bu nurun ışığında kaybolduğunu gördü. Diğer bir rivayete göre ise, rüyasında bir kimsenin gelip tahtından kaldırıp kendini yere vurduğunu gördü. Müneccimlere gördüğü rüyayı anlatıp tabir ettirdi. Bunlar "Yeni bir peygamber ve din gelecek, senin saltanatını temelinden yıkacak ! Ona göre tedbir almalısın" diye tabir ettiler. Nemrud bu isin tedbiri kolaydır deyip, " Bundan sonra kimse çocuk sahibi olmayacak. Hanımlardan uzak durulacak. Doğan çocuklar, erkekse öldürülecek, kızsa bırakılacak" emrini verdi. Bu suretle 100.000 masum bebeği öldürüldüğü nakledilmiştir .

    Hz.İbrahimin Doğumundan sonra
    Bu sırada Hz. İbrahim'in annesi hamile idi. azer'in durumunu bildiği için, onu doğuma yaklaşınca kendisinden uzaklaştırdı ve gizlice bir mağaraya gitti ve orda Hz. İbrahim'i dünyaya getirdi. Doğduktan sonra annesi onu emzirdi ve mağarayı kapatıp geri şehre döndü. azer'e ," Çocuk çok zayıf doğdu ve hemen öldü" dedi. Bundan sonra mağaraya - gizlice -gelip İbrahim aleyhisselamı emzirip geri eve dönerdi. Rivayetlere göre, Hz. İbrahim mağarada 7, 13, 16 veya 17 yaşına kadar kaldı .

    Hz .İbrahim'in tebliği

    Hz. İbrahim'in Allah'ı araması

    Hz. İbrahim'in Allah'ı aramasından önceki durumu
    Hz. İbrahim'in imanı durumunu hakkında Kur'an-ı Kerim bilgi vermektedir :Andolsun biz İbrahim'e daha önce rüşdünü vermiştik. Biz onu iyi tanırdık . Burdaki rüşdünü vermek peygamberlik, yahut İbrahim aleyhisselamın risaletten önce sahip olduğu hidayet ve doğruluk manasına geldiği tefsirlerde bildirilmiştir. Bu da gösteriyor ki, peygamberlik Hz. İbrahim'e genç yasta verilmiş idi.

    Hz.İbrahim aleyhisselamın tefekkür ile tevhid'i bulması
    İbrahim aleyhisselam hakkında Allahü Teala Halil'im demiştir. Bu da onun Allah'ı arayıp bulmasındandır. Bunun için Kur'an-ı Kerim'de şunlar buyrulmuştur : Böylece biz, kesin iman edenler olması için İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk. Gecenin karanlığı onu kaplayınca bir yıldız gördü, Rabbim budur, dedi. Yıldız batınca, batanları sevmem, dedi. Ay'ı doğarken görünce, Rabbim budur, dedi. O da batınca, Rabbim bana doğru yolu göstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum,dedi. Güneşi doğarken görünce de, Rabbim budur, zira daha büyük, dedi. O da batınca, dedi ki : Ey kavmim ! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım . Bu olay resmi olarak bakılırsa Hz. İbrahim'in peygamberlik başlangıcıdır. Bundan sonra Hz. İbrahim Babil kavmine Allah'ın emirlerini tebliğ etmeye başladı ve birçok delil gösterdi.

    Hz.İbrahim aleyhisselam ın putları kırması
    Babil halkı Allah'ın yolundan saptığı için her sene putlar için ayin düzenlerdi. Bu ayinde bir yere toplanır bayram yapar ve sonra puthaneye gider, putlara secde eder, sonra da evlerine dönerlerdi. Böyle bir bayram günü, İbrahim aleyhisselam put haneye girip, bir balta ile bütün küçük putları kırdı. Baltayı da, en büyük putun boynuna aşdı ve oradan uzaklaştı. Keldaniler puthaneye girince bütün putların kırıldığını gördüler ve bunu yapanı yakalayarak cezalandırmak istediler. Hz. İbrahim'i getirip, bu isi sen mi yaptın dediler. İbrahim aleyhisselam Kendisi dururken küçük putlara tapınılması istemediği için, boynunda asılı olan büyük put yapmıştır. İnanmazsanız kendisine sorunuz buyurdu. Onlar 'Putlar konuşamaz ki, sen onlara sor diyorsun' dediler. Bunun üzerine İbrahim aleyhisselam O halde konuşamayan ve kendilerini kırılmaktan kurtaramayan putlara neden ibadet edersiniz ? Size ve tapdığınız putlara yazıklar olsun dedi , ama bu hiç bir fayda vermedi, çünkü onlar : Dediler ki. Biz, babalarımızı bunlara tapar kimseler bulduk .

    Hz.İbrahim aleyhisselamın ateşe atılması
    İbrahim aleyhisselam putları kırınca putperestler bu işin onun yaptığını anladılar ve ceza vermek üzere hapsettiler. Durumu Nemrud'a bildirdiler.

    2.3.2.1 Hz. İbrahim ve Nemrut
    Rivayete göre Nemrut Hz. İbrahim'in yaptığını duyunca onu yanına çağırdı. O zaman insanlar Nemrut'a secde ederlerdi. İbrahim aleyhisselam secde etmeyince Nemrut " Niçin secde etmedin" diye sordu. Hz. İbrahim de: Ben beni yaratan Allahü Teala'dan ziyade secde etmem buyurdu. Nemrud " Seni yaratan kim ? " diye sorunca, İbrahim aleyhisselam: Benim Rabbim, dirilten ve öldüren Allah'dır diye cevap verdi. Nemrut, " ben de diriltirim" diyerek zindandan iki kişi getirtti. Birini serbest bırakıp, birini öldürdü. Güya böylece diriltmiş ve öldürmüş oldu. Hz. İbrahim bunun karşısında : Benim Rabbim güneşi doğudan getirir, doğurtur. Eğer gücün yetiyorsa sen de batı'dan doğdur buyurunca Nemrut şaşırıp, aciz kaldı. Bu husus Bakara suresinin 258. ayetinde bildirilmiştir . Bu münazaranın vukuu bulduğu zaman hakkında iki rivayet vardır. Birincisi, İbrahim aleyhisselam putları kırınca onu yakalayıp hapsettiler. Sonra ateşe atmak için hapisten çıkarıp , Nemrut'un yanına götürdüklerinde gerçekleşmiştir. Diğer rivayete göre insanlar arasında büyük bir kıtlık çıkmıştı. Bundan dolayı insanlar yiyecek almak için Nemrut'a giderlerdi. Nemrut her gelene, "Senin Rabbin kim ? " diye sorar ve "Benim Rabbim sensin" diyenlere gıda maddeleri verirdi. Hz. İbrahim yiyecek almaya gelip Nemrut ona bu soruyu sorunca İbrahim aleyhisselam : Benim Rabbim dirilten, hayat veren ve öldürendir dedi ve böylece bu münazara vukuu buldu . Bu olaydan sonra Keldaniler Halilallah'ı ceza vermek istediler ve onu ilk önce hapse attılar. Sonra Nemrut onu ateşe atmaya karar verdi. Rivayete göre bu fikri Nemrut'un aklına Hênun adında biri getirdi ve Allah onu sonra yerin dibine batırdı.

    Nemrut hakkında bilgiler
    Burada Nemrut hakkında bazı bilgilere değinmek istiyorum. Çünkü bir Müslüman için önemli olan düşmanlarını iyi bilmesi. Nemrud da vahşî bir düşmandır. Nemrut gaddar ve zalim bir hükümdardı. Bir rivayete göre Nemrut onun hakiki ismi değil, - firavun - gibi bir ünvandı. Nemrut çocukken burnuna bir yılan yavrusu kaçmış, bu yüzden son derece çirkinleşmişti. Babası bile tahammül edememiş ve öldürmeye karar vermiş. Fakat annesinin yalvarması üzerine, onu bir çobana teslim etmiş , çoban da, onun çirkin yüzüne bakmaya dayanamadığından, onu dağ başında bırakmış, dağda Nemrud isminde bir dişi kaplan, çocuğu emzirerek, onun yaşamasına sebeb olmuştur. İsmi (Nemrud) bu kaplandan gelmektedir. Babası öldükten sonra hükümdarlığa geçen Nemrud, kendisini ilah zannediyor ve bütün halkın kendisine tapmasını istiyordu .

    Ateş'in Halilallah'ı yakmaması
    İbrahim aleyhisselam'ın ateşe atılması kararlaştırıldıktan sonra odun toplanıyor ve kocaman bir ateş yakılıyor. Problem Halilallah'ı ateşe atmakta. Rivayete göre İblis insan şekline girip Nemrud'a mancınık kullanmasını tavsiye ediyor . Kur'an'da : Onun (İbrahim) için bir bina yapın ve derhal onu ateşe atın ! dediler buyurulmuştur. Bir bina (mancınık) yapılıp oradan İbrahim aleyhisselam ateşe atılınca, ateş bir gül bahçesi oluyor. Diğer bir rivayete göre içi balık dolu bir havuz oluyor ateş. Ve böylece ateş Halilürrahman'ı yakmıyor. Bu kurtarma olayı Kur'an-ı Kerim'in Enbiya suresinde bildirilmiştir : Ey ateş ! İbrahim için serinlik ve esenlik ol dedik. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler, fakat biz onları, daha çok hüsrana uğrayanlar durumuna soktuk . Bugün Ş.Urfa'da Ayn-i Zelika veya Halilürrahman isminde 50x30 m boylarında bir havuz vardır. Buranın Hz. İbrahim'in ateşe atıldığı yer olduğu, balıkların odunlardan meydana geldiği iddia olunmakta ve kimse bu balıklara dokunmamaktadır . Tevrat'ta bu ateş olayı hakkında -;İbrahim peygamberin yahudilerin soyunun babaları kabul edildiği halde - bir bilgi yoktur.

    Hz. İbrahim peygamberin Babil'i terketmesi
    Kur'an-ı Kerim'de buyuruluyor ki : (Oradan kurtulan İbrahim :) Ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek . Böylece Hz. İbrahim küfür diyarından hicret ederek Şam'a gidiyor . Hicret ederken de, Ey Rabbimiz, ancak sana tevekkül ettik ve (taatle) sana yöneldik ve ahirette de dönüşümüz ancak sanadır diye dua ettikleri Mümtehine suresinin 4. ayetinde bildirilmiştir . Başka bir rivayete göre Harran'a (Filistin) gittiği rivayet edilir .
     

  2. Ceren

    Ceren Süper moderatör

    Hz.İbrahim aleyhisselam Mısır'da
    İbrahim aleyhisselam oradan sonra zevcesi Hz. Sare ile birlikte Mısır'a gitti. Rivayete göre o sıralarda 38 yasında idi. O zamanın Firavunu çok zalim ve cebbar, Sinan bin Ulvan isimli, Dahhak'ın kardeşi olan pek kibirli birisiydi. Firavun güzel kadınlardan çok hoşlanırdı ve güzel bir kadın gördü mü hemen onu ne pahasına olursa olsun Haremine alırdı. Kadının kocası varsa onu öldürürdü. Hz. Sare çok güzel bir kadın olduğu için, Firavun veya Melik İbrahim aleyhisselama zevcesinin kim olduğu hakkında sorunca İbrahim aleyhisselam Firavunun Hz. Sare'ye musallat olmasını engellemek için din bakımından kardeşi olduğuna niyet ederek : Kız kardeşimdir dedi. Pek zalim olan bu hükümdar, Sare hatunu almak isteyip sarayına çağırttı. Fakat musallat olmak isteyince nefesi kesilip, elleri, ayakları tutmaz oldu. Yere yıkılarak debelenmeye başladı. Allahü Teala Hz. Sare'yi Firavun'un şerrinden koruyup musallat olmasını engelledi. Hükümdar bu durum karşısında korkusundan Hz. İbrahim'in zevcesini ona geri yolladı . Hz. Sare'ye yaklaşınca onu cin zannettiğinden, yanına bir de Hacer isimli bir cariye verdi. Böylece bundan kurtulacağını zannetti . Bu olay Ebu Hureyre'nin bildirdiği Hadis ile bildirilmiştir (bkz. Buhari, Müslim). Tevratta da bu olayın böyle - küçük modifikasyonlarla - gerçekleştiği yazmaktadır . Bundan sonra Halilürrahman Mısır'ı terkedip geri Filistine dönüp Sebu' isimli yere yerleşiyor .

    Hz. İsmail
    İbrahim aleyhisselam'ın Hz. Sare'den çocukları olmuyordu. Yaşları da gittikçe ilerliyordu. İbrahim aleyhisselam Babil'den ayrılırken: Rabbim ! Bana salihlerden olacak bir evlat ver, dedi diye niyazda bulundu. Hz. Sare'de bunu çok istiyordu, ama çocuğu olmuyordu. Firavun'un kendisine verdiği cariyesi Hz. Hacer'i azad edip İbrahim aleyhisselama evlenmesi için verdi ve Hz. İbrahim Hz. Hacer ile evlendi. Bu evlilikten Hz. İsmail doğdu. Muhammed aleyhisselam ın (s.a.v.) nuru Hz. İsmail'in alnında intikal etti. İbrahim aleyhisselam onu çok sever ve yanından ayırmazdı. Hz. Sare nurun kendisine intikal edeceğini umuyordu. Bu sebeple Hz. Hacer'e karsı kalbi gayret hasıl oldu. Ve birgün İbrahim aleyhisselam'dan Hz. Hacer ile Hz. İsmail'i başka bir yere götürüp bırakmasını istedi. Allah'ın emriyle Halilallah bu isteği yerine getirdi ve Hacer hatun ile İsmail aleyhisselamı (s.a.v.) alıp Mekke'ye götürdü ve onları orada bıraktı . İlerisini Hz. İsmail'in hayatında...

    Misafir melekler

    Meleklerin müjdesi
    İbrahim peygamberin yaşı gittikce ilerliyordu. Bu sırada melekler gelip İbrahim aleyhisselama bir oğlunun doğacağını müjdelediler : Hem o kullara, İbrahim'in misafirlerinden haber ver. Hani melekler, İbrahim'in yanına girdikleri zaman, "selam" demişler, İbrahim de onlara: "Biz sizden korkuyoruz" demişti. Melekler: "Korkma ! Gerçekten biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz" dediler . Rivayete o sırada Hz. İbrahim 120 ve Hz. Sare de 99 yaşında idi. Müjdeyi vermek üzere gelen melekler gayet güler yüzlü birer´genç suretinde İbrahim aleyhisselam ın karşısına çıktılar. Bunların Cebrail (a.s.), Mikail (a.s.) ve Israfil (a.s.) olduğu Ibn-i Abbas'dan rivayet edilmiştir. Cebrail aleyhisselam ile birlikte 7 veya 9, veya 10 bir yahut da 12 meleğin bulunduğu rivayet edilmiştir. Melekler bu müjdeyi verdikten sonra Lut kavmini helak etmeye gittiler (genis malumat icin bkz. Hz.Lut). Melekler, "Selamunaleyke" deyince İbrahim aleyhisselam "Aleyküm selam" diyerek mukabelede bulundu. Onları evinde en iyi yere oturttuktan sonra ikram etmek üzere hemen bir buzağı getirdi. Misafirlerine ikram etti ise de onlar yemedi. Bundan dolayı Hz. İbrahim'in kalbine biraz şüphe düştü. O zamanın adetine göre bir eve misafir gelip, ikram edilenden bir şey yerse ondan emin olunurdu; misafir bir şey yemezse onun zarar vermek için geldiği hükmedilirdi. İbrahim aleyhisselam tekrar melekleri davet edince, onlar "Biz yemeğin ücretini vermeden yemeyiz" dediler. Hz. İbrahim "Bedelini verin de yiyin. Bu yemeğin bir ücreti var diye karşılık verdi. Melekler bu ücreti sorunca, Hz.İbrahim: Bismillah ,demek. Sonunda da Elhamdülillah, demektir dedi. Bunun üzerine Hz. Cebrail, Mikail aleyhisselam bakarak : Bu zat, Allahü Tealanın dost edinmesine layık bir kimsedir buyurdu. Bu sırada Hz. Sare perde arkasında duruyordu. Meleklerin müjdesi üzerine: (İbrahim'in karısı Olacak şey değil ! Ben bir kocakarı, bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım ? Bu gerçekten şaşılacak şey ! dedi dedi. ayet-i kerimede onun için Dahiket buyrulmuştur. Bu kelime hem gülmek, hem de hayz oldu manasına gelmektedir. Cumhur'a göre gülme manasında kullanılırsa da Ikrime ve Mücahit'e göre hayz oldu anlamındadır bu kelime. Ayrıca gülmesi hakkında da değişik rivayetler vardır. Meleklerin korkma demesi üzerine İbrahim aleyhisselam ın korkusunun gitmesi için gülmüştür. Bir başka rivayete göre İshak aleyhisselamın müjde verilmesi hakkında ellerini yüzüne kapayıp gülmüştür. Çünkü kendisi çok yaşlanmıştı ve bir çocuk doğurmanın ihtimali sıfırdı o yaşta. Hz. İbrahim de yukarıda belirttiğimiz gibi 120 yaşına gelmişti. Diğer bir rivayete göre, ellerini yüzüne kapaması, yaşlılığında hayz görmesinden ve bunun farkına varmayıp hayası sebebiyle utanmasından ileri geldiği bildirilmiştir. Hz. Sare'nin bu sözlerine karşılık melekler " Sen Allahü Tealanın emrine mi, takdirine mi şaşıyorsun" dediler ve İbrahim aleyhisselam ın çıkıp Lut kavmi'nin ikamet ettiği yere gittiler . Yahudiler İbrahim aleyhisselam ın misafirleri hakkında başka bir beyanat vermektedirler. Onlara göre Hz. İbrahim'e melekler değil, bizzat - tövbe haşaa - Allah gelmiştir. Yanına da bazı melekler almış, güya . Ve onlara göre misafirler Hz. İbrahim ile beraber yemek yemişler.

    İshak aleyhisselam ın doğumu
    Meleklerin haberinden 1 sene sonra Hz. İshak doğdu . İleride Hz. İshak hakkında malumat vereceğim.

    Hz. İbrahim'in Mekke'ye yolculuğu

    Hz.İbrahim aleyhisselam Mekke'de
    İsmail aleyhisselam büyüyüp gençlik çağına girmişti. Cürhümilerden Arapca öğrenmiş ve onlar arasında yüksek makama erişmişti. O Cürhümilerden bir kız ile evlendi. Bu sırada ise Hacer aleyhisselam vefat etmişti. O sırada Hacer hatun 99 yasında idi ve Kabe'nin bitişiğinde bir yer olan ve Hicr denilen yere defn edildi . Ibrahim aleyhisselam bir gün oğlunu ziyaret etmek üzere Şam'dan Mekke'ye doğru yola çıktı. Hz. İsmail'in evine varınca oğlu yiyecek temin etmek için evde yoktu. İbrahim aleyhisselam Hz. İsmail'in hanımından mali durumlarını sorunca, hanımı hallerinden şikayetci oldu. Giderken de oğluna söylemesi için tenbihte bulundu: " Kocan geldiğinde benden selam söyle, kapısının eşiğini değiştirsin" ve oradan ayrıldı ve evine geri döndü. İsmail aleyhisselam eve gelip bunu duyunca, olayı anladı ve hanımından ayrıldı. Başka bir kadınla evlendi. İbrahim aleyhisselam bir müddet sonra Mekke'ye yine gidince oğlu yine evde bulunmuyordu. Bu sefer Hz. İsmail'in hanımına aynı soruyu sordu. O da cevaben: " Biz hayır ve saadet içindeyiz " dedi. Ne yiyip içtiklerini sorunca da, "Et yiyip, zemzem içiyoruz" dedi. Bunun üzerine Halilallah: " Ya Rabbi ! Bunların etlerini ve sularını mübarek kıl, bereket ihsan eyle " diye dua etti ve oradan geri Şam'a döndü. Ibn-i Abbas'ın rivayet ettiği bir hadiste Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu ki:İbrahim (a.s.) zamanında Mekke civarında hububat bilinmiyordu. Av etiyle beslenirlerdi. Eğer o zaman hububat malum olsaydı, İbrahim (a.s.) hububat hakkında dua ederdi . Ibn-i Abbas bu Hadis hakkında buyurdu ki: " İbrahim aleyhisselamın bu duasının bereketiyle Mekke sıcak olmasına rağmen, et ile su, burada diğer yerlere nazaran insanlara daha faydalıdır " .

    Kabe'nin inşası
    Günlerden bir günde Allahü Teala haliline Kabe-i Muazzamayı yapmasını emreyledi. Kabe'nin inşası hakkında iki rivayet vardır : Melekler Allah-i Zişanın emriyle bina ettiler; Adem aleyhisselam melekler ile birlikte inşa etti. Bunun üzerine İbrahim aleyhisselam yeniden Mekke'ye doğru yola çıktı. Mekke'de oğlu İsmail aleyhisselamı zemzem kuyusu başında buldu. Allah'ın emrini ona da söyledi ve İsmail aleyhisselam ona yardım edeceğini ekledi. Kabe'nin nereye yapacağını bilmediği için, bir rivayete göre Cebrail aleyhisselam Kabe'nin su andaki yerini gösterdi. İlkönce temeli kazmaya başladılar ve Adem aleyhisselam zamanındaki temeli buldular. Ayni temel üzerine Kabe'yi inşa ettiler. Hz. İbrahim oğlunun getirdiği taşlarla, Cebrail aleyhisselamın tarifine uyarak Kabe'yi yapıyordu. Nihayet Kabe'nin duvarları yükseldi ve yukarıya tas yetişemez oldu. Bundan dolayı büyük bir taş getirdiler ve İbrahim aleyhisselam bu tasa basarak duvar örmeye başladı. Mübarek ayağının izi çıkan bu taşa da Makam-i İbrahim denilir. Kabe de tavaf namazı bu taşın bulunduğu yer olan Makam-i İbrahim'de kılınır . Kabe tamamlanınca İbrahim aleyhisselam oğluna: " Ey İsmail ! İyi bir taş getir ki, hacılara işaret olsun" buyurdu. İsmail aleyhisselam bir taş getirdi ise de Hz. İbrahim daha iyi bir taş istedi. Bunun üzerine, Ebu Kubeys dağından: " Cebrail aleyhisselam tûfanda bana bir taş emanet etti. Gel onu al ! " diye bir ses işitti. Hemen Ebu Kubeys dağından Hacer-ül-esved taşı alınıp, Kabe'deki yerine kondu . Kabe inşa edildikten sonra İbrahim aleyhisselam, Allah'ın: İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yoldan gelen yorgun argın develer üzerinde (...) tavaf için Kabe'ye gelsinler emriyle, yüzünü Yemen tarafına çevirip: " Ey insanlar ! Allahü Teala bir ev bina ettirdi ve bu evi ziyaret etmenizi emreyledi. Geliniz, Kabe'yi ziyaret ediniz " diye seslendi. Allahü Teala da sesini bütün dünyaya duyurdu. İnsanlar bu sesi duyunca: Lebbeyk Allahümme Lebbeyk " diye cevap verdiler. O zaman, ana rahminde ve baba sulbünde olan ne kadar hacca gidecek varsa Lebbeyk dediler. Bir defa gidecek olan bir kere, iki defa gidecek olan iki kere ve daha fazla gidecek miktarına göre cevap verdiler . Kabe'nin inşasından sonra İbrahim aleyhisselam Şam'a dönüyor ve bütün aile efradını alıp Hac ediyor.

    Kabe hakkında bilgiler
    Kabe-i Muazzama, Mescid-i Haram'ın ortasında, dört köse tastan bir oda olup, 17 m yüksekliktedir. Kuzey duvarı 8,8 m, güney duvarı 7 m, doğu duvarı 11,9 m, batı duvarı da 12,8 m genişliktedir. Doğu ve güney duvarları arasındaki kösede Hacer-ül-esved taşı bulunmaktadır. Kabe'nin doğu duvarında bir kapı vardır. Kapı yerden 1,7 m yükseklikte, eni 1,7 m ve boyu 2,7 m'dir. Kabe'nin dört köşesine Rükn denir. Şam'a doğru olana Rükn-i Sami, Bagdat'a olana Rükn-i Iraki, Yemen tarafina olana Rükn-i Yemani ve dördüncü köseye de Rükn-i Hacer-ül-esved denir .

    Hz. İbrahim aleyhisselam ın duası

    İbrahim aleyhisselamın iki duası

    Halilallah'ın Kur'andaki duası
    Kabe'yi tamamladıktan sonra İbrahim aleyhisselamin dua ettiği Kur'an-ı Kerim'de zikredilmektedir :Hatırla ki İbrahim şöyle demişti: Rabbim ! Bu şehri (Mekke'yi) emniyetli kıl, beni ve oğullarını putlara tapmaktan uzak tut. Çünkü onlar (putlar) insanların birçoğunun sapmasına sebep oldular, Rabbim. Simdi kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, artık sen gerçekten çok bağışlayan, pek esirgeyensin . Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için ben, neslimden bir kısmını senin Beyt-i Harem'inin (Kabe'nin) yanında, ziraat yapılmayan bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kisminin gönüllerini olara meyledici kil ve meyvelerden bunlara rizik ver! Umulur ki bu nimetlere şükrederler. Ey Rabbimiz! Şüphesiz ki sen bizim gizleyeceğimizi de açıklayacağımızı da bilirsin. Çünkü ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. İhtiyar halimde bana İsmail'i ve İshak'i lütfeden Allah'a hamdolsun! Şüphesiz Rabbim duayı işitendir. Ey Rabbim! Beni soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle; ey Rabbimiz! duamı kabul et! Ey Rabbimiz! (Amellerin) hesap olunacağı gün beni, ana-babamı ve müminleri bağışla ! .

    Hz. İbrahim'in ikinci duası
    İbrahim aleyhisselamin diğer duası hakkında da İmam-ı Gazali malumat veriyor: " İbrahim aleyhisselam sabahladığı vakit şöyle buyuruyordu: Ey Allah'ım. Bu gün yepyeni bir yaratılıştır. Binaenaleyh bugünü taatinle benim için aç, mağfiret ve rızanla kapat! Bugün de bana nezdinde kabul olunacak haseneyi ihsan eyle. O haseneyi geliştir ve benim için onu kat kat artır. Ve bugünde işlemiş olduğum günahları benim için affeyle. Çünkü bolca affeden ve her nimeti kullarına ihsanda bulunan, kullarını şiddetle seven, daha istemeden evvel onların isteklerini bilip takdir eden sensi . Ravi diyor ki: Bir kimse Hz. İbrahim'in duasıyla sabahladığı takdirde o günün şükrünü eda etmiş sayılır .

    İbrahim aleyhiselamın babası için duası
    Kur'an-ı Kerim'den bize nakledildiğine göre İbrahim peygamber babası için Allah tarafından istiğfar dilemiştir. Mucizat-i Kur'an-iyenin Tevbe suresinin -113. ayetin mukabili olarak - 114. ayetinde: İbrahim'in babası için af dilemesi, sadece ona verdiği sözden dolayı idi. Ne var ki, onun Allah'ın düşmanı olduğu kendisine belli olunca, ondan uzaklaştı. Şüphesiz ki İbrahim çok yumuşak huylu ve pek sabırlı idi . İbrahim aleyhisselam babasına kendisinin affı için Allah'a dua edeceğine dair söz vermiş ve onun Allah tarafından affını dilemişti. Fakat babasının Allah düşmanı olduğunu anlayınca dua etmeyi bıraktı . Peygamberimiz (S.A.V.) de amcası Ebu Talip için Allah'tan mağfiret dilemek istemiş, bunun üzerine Tevbe sure-i şerif'in 113. ayeti inmişti.