Hz Muhammedin Gençliği ve Ticarete Atılması

Konusu 'Hz Muhammedin Hayatı' forumundadır ve Elif tarafından 9 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Elif

    Elif Yönetici Admin

    Hazreti Muhammedin Gençliği ve Ticarete atılması.

    Peygamberimiz (s.a.v) 8 yaşından 25 yaşına kadar geçen döneme gençliği dönemi denir, genelde amcası Ebu Talib'in yanında ve himayesinde geçti.
    İslamdan öce Cahiliye döneminde Mekkeliler arasında, zulm, dolandırıcılık, hile, aldatma, hak yeme, sözünde durmama, hıyanetlik, sahtekarlık vb. gibi ahlaksızca işler sanki basit bir iş gibi görülüyor, algılanılıyor hatta bir çok çevre tarafından yapılıyordu.
    Peygamberimiz (s.a.v) bu kötü huylardan bulaşmadan gençlik öncesi ve gençliği döneminde kendini koruyan ve hep bu işlerden uzak duran Peygamberimizin (s.a.v) Amcası Ebu Talib her daim kollamıştır hatta gençlik döneminde o yıllar ticaret çok parlak bir meslek olması nedeniyle kendi de meşhur bir tüccar olan Ebu Talib Peygamberimizi (s.a.v) ticaret yapması için yönlendirmiştir.
    Peygamberimizin (s.a.v) çocukluğu gibi gençliğide çok temiz ve iffetli geçmiştir.
    Peygamber efendimiz (s.a.v) çocukluğu ve gençliği döneminde kendisine ait koyunları güderek geçimini temin ettiği de blinmektedir. Bu vesile ilerde birçok kötülüklerdende uzak durmuştur.
    Peygamberimiz (s.a.v) hayatında yirmili yaşlarda iken ilk savaşa amcası ile birlikte katılmış fakat kimseye ok atmamış, kimseyi öldürmemiş ve karşı taraftan atılan okları toplayıp amcasına vermiştir.
    Peki neydi bu savaş ve peygamberimiz (s.a.v) neden katıldı.
    Bu şavaşın ismi "Ficar" savaşıydı. Müslümanlıktan önce cahiliye döneminde Araplar birbirleriyle çok savaşırlardı. Yalnızca "Eşhür-i Hurum" denilen dört ayda savaşmazlardı.
    Bu dört ay:
    *Zilke'de,
    *Zilhicce,
    *Muharrem,
    *Recep.
    Bu aylarda yapacak olursa facirane sayıldığı için buna "Ficar Savaşı" denilirdi.
    Kureyş kabinesi ile Hevazin kabilesi arasında KAN davası yüzünden bir savaş başlamış ve dört yıl sürmüştür. Savaş kan dökülmesi haram aylarda da devam etmiştir ve buna da "Ficar Savaşı" denildi.
    Gençlik döneminde peygamberimiz (s.a.v) mertlik ve insanlık bakımından içinde bulunduğu toplumun en üstünü, en ahlaklısı, en dürüstü, en güveniliri, soy ve sopça en şerflisi, komşuluk haklarını en iyi gözeten, insanları alçaltan sözlerden uzak duran, kötülük yapmayan ve kötülüklerden uzak duran, yumuşak huylu ve sen olmasaydın "Kainatı yaratmazdım" diyen HABİBULLAH'ın en sevgilisi ve bu söze mazhar olmuş "KUTLU" insan Hazret-i MUHAMMED (s.a.v)'ın gençliği de çocukluğu gibi mükemmel olmalıydı ve öylede oldu.
    Ayrıca "EL-EMİN" (Herzaman kendisine güvenilen) anlamına gelen EL-EMİN her bakımdan ve her zaman en üstün olan Muhammed (s.a.v) eşi benzeri görülmemiş efendiliği ile birlikte sakin ve yumuşak huylu olarak yaratılmış ve farklılığı herkes tarafından fark edilmiş doğru sözlü ve güvenilirliğinden dolayı "EL-EMİN" ismi verilmiştir.
    Dedesi Abdulmuttalip ile amcası Ebu Talib çocukluğundan beri Muhammed (s.a.v) korumuş ve kollamışlardır.
    Peygamberimizin (s.a.v) gençliği döneminde cehaliyet devri yaşanmakta olup, aralarında puta tapanlar, içki içmek, kumar oynamak, zina yapmak, faiz ve birçok çirkin işler mevcut olup peygamberimiz (s.a.v) gerek çocukluğu, gerek gençliği döneminde putları hiç sevmez ve hep uzak dururudu. Hatta bir seferinde amcası Ebu Talib ile ticaret için Şama gitmek için yola çıktıklarında, Busia denilen bir yerde konakladıkarında kendisine peygamberlik alametleri gören LAT ve UZZA adına yemin verip birşeyler soran, Rahip Bahira'ya bana putlar üzerine yemin ederek birşey sorma vallahi ben "O putlara duyduğum nefreti hiçbirşeye" duymuyorum buyurmuşladır. Peygamberimiz (s.a.v) putlardan son derece rahatsız olduğu ve nefret ettiği için hem çocukluğunda, hemde gençliğinde yanlarına bile yaklaşmamıştır. Ayrıca insanların bu bozuk hallerinden nefret eder bu gibi kötülüklerden daima uzak dururdu. Mekkeliler Peygamberimiz (s.a.v) bu duruma şaşırır ve hayret ederlerdi.
    Mekkede zulm had safhaya ulaşmıştı fakir halka eziliyor, zulm görüyor horlanıyor, aşağılanıyor hatta ticaret için Kabeye (Mekkeye) gelen yabancılara bile haksızlık yapılıyor, zulm ediliyor, haklarını alamıyorlar ve bunu karşılığındada şikayet edebilecekleri bir makam (merci) olmadığı için şikayet de edemiyorlardı. O dönemlerde peygamber efendimiz yirmili yaşlardaydı. Mekkede asayic, can, mal namus zulm son haddindeydi. Bu duruma dayanamyan bir Yemenli "Ebu Kubeys dağına" çıkıp feryat ederek Mekkelilere doğru haklarının alınması için Kabelilerden yardım istemiştir. Bu durum üzerine Haşim vr Zühre oğulları ile diğer kabine ileri gelenleri zulme mani olmaya, haksızlık yapılmalarına ve haksızlığa uğrayanların haklarının korunması için bir adalet cemiyeti kuruldu. Muhammed (s.a.v) genç yaşta katıldığı ve kuruluğunda çok tesirli olan bu cemiyet Fudul adında iki kişi ile Fudeyl adında bir kişi tarafından kurulmuş, unutulmuş böyle bir cemiyeti hatırlamak bakımından Fadılların yeminimanasında "Hılfu ve Fudul" cemiyeti adıyla bu cemiyet Mekkede bozulan düzeni ve yapılan zulmleri önleyip asayişi yeniden düzenledi. Hatta Muhammed (s.a.v) peygamberlik döneminde Eshab-ı Kiram'a anlatıp "Abdullah Bin Cedanın evinde yapılan yeminleşmede bende bulundum. Bence O yeminleşme kırmızı tüylü develere (Servet) sahip olmaktan çok daha sevimlidir" buyurmuşlardır. "Şimdi böylesi bir meslis olsa çağrılsam icabet ederim" buyurmuşlardır.
    Muhammed (s.a.v) ticareti 12 yaşındayken ünlü bir tüccar olan amcası Ebu Talib'in yanında ile ilk ticaret yolculuğuna Busiaya gitti. 17 yaşındayken amcası Zübeyr ile Yemene ikici yolculuğunu yaptı.
    Peygamberimiz (s.a.v) 25 yaşında iken üçüncü ve son seferini 25 yaşında iken amcası Ebu Talib'in kendi mesleği de olan tüccarlığı tavsiyesi üzerine meslke olarak Hazret-i Hadice'nin mallarını satmak üzere Şama giderek yaptı.
    Mekkelilerin birinci işi ticaretti ve geçimlerini ticaretten karşılıyorlardı, Mekke ticarette çok canlıydı.
    Muhammed (s.a.v) 25 yaşındayken Mekkede geçim sıkıntısı çok artmıştı ve bunu üzerine Mekkeliler Şama gitmek üzere büyük bir ticaret kervanı hazırlamışlardı. Ebu Talib yeğeni Muhammed (s.a.v) bu kervana katılmasını tavsiye etti.
    Ebu Talib'in tavsiyesi üzerine Mekkede üstün ahlakıyla tanınan tahire (çok temiz) lakabıyla anınan Hazret-i Hadice'nin mallarını götürüp satmak üzere bu ticaret kafilesine katıldı.
    Hazret-i Hadice Muhammed (s.a.v) kervanına katlmasına çok memnun oldu hatta kölesi Meysere'yi O'nun yanına yardımcı olarak verdi.
    Bu seferde kervan yola çıkmasıyla birlikte bulutlar devamlı üzerlerinde dolaşarak, Muhammed (s.a.v) gölgeledi. Hatta kuş şekline giren iki melek sefer bitinceye kadar O'nunla birlikte hareket etti. Yolda yürüyemeyecek dereceye gelen iki deve kervanda yorulduğunda Muhammed (s.a.v) develerin ayaklarını eliyle sığanasından sonra develer süratlanarak yola devam etmişleridir.
    Muhammed (s.a.v) bu seferi 3 ay sürdü ve bu yolculuk sırasında daha nice harikulade hallere şahid olan kervandakiler son derece sevip şansının çok yüce (Büyük) olacağını anlatmışlardır.
    Muhammed (s.a.v) Busia pazarında Hadice hatunun mallarını satarken Onunla pazarlık yapan bir yahudi inanmadığı için LAT ve UZZA'ya (iki put ismi) yemin ettiki inanmayın deyince, Muhammed (s.a.v) ben O putlar adına asla yemin etmem Onların yanından geçerken yüzlerine bile bakmam, başka tarafa çevirirm demiştir.
    Yahudiler; Muhammed (s.a.v) da gördükleri diğer alametlerle birlikte "SÖZ SENİN SÖZÜNDÜR" vallahi bu zat peygamber (s.a.v) olacak bir kimedir ki; Alimlerimiz kitaplarında bunun vasfını bulmuşlardır demiştir. Bu hallere şahid olan Hadicenin kölesi Maysera Muhammed (s.a.v) hakkında duyduklarını ve sefer boyunca gördüklerini Hadice hatuna bir bir anlattı.
    Hazret-i Hadice mallarını satmak üzere teslim ettiği Muhammed (s.a.v) sefer dönüşünde iyi kar getirdiğini görünce çok memnun kaldı. Hatta bundan ziyade kervanı karşıladığı sırada Muhammed (s.a.v) gölgeleyen iki meleği görmesi ve sefer sırasında vuku bulan harikulade halleri kölesi Meysere tarafından anlatılması üzerine hemen Varaka Bin Nevfel'e giderek, Necfel putlara tapmayan, okumuş ve çok bilgili yaşlı bir hıristiyandır. Hadice hatun daha önce gördüğü rüyasında "Gökten ayın inerek koynuna girip koltuğundan çıktığını ve bütün alemi aydınlattığını" anlattı. Varaka Bin Nevfel ahir zaman peygamberi (s.a.v) vücuda gelmiştir, hanımı olursun, senin zamanında O'na vahiy gelir, O'nun dini bütün alemi doldurur sen O'na en önce iman eden olursun.
    O peygamber kureyş kabinesinin, Haşimoğulları kolundan olacaktır demiştir. Bu durumdan sonra Hatice'nin sevgisi ve itimadı daha çok artmıştır ve daha sonra evlenmişlerdir.