Hadis Hz. Muhammed'in kimsesiz çocukları korumakla ilgili hadisleri

Konusu 'Ayet ve Hadisler' forumundadır ve Nehir tarafından 6 Nisan 2015 başlatılmıştır.

  1. Peygamber Efendimizin kimsesiz çocukları korumak ile ilgili hadis-i şerifleri

    Hz. Muhammed s.a.v. şöyle buyurmuştur “Bir kimse sırf Allah rızası için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır”.

    "Kim ağlayan çocuğunu susturuncaya kadar gönüllerse, Cenab-ı Hak ona Cennette memnun olacağı kadar nimet verir"

    Öyle ki, bazen ağlayan bir çocuk sesi duysa namazını bile kısaltır, annenin çocukla meşgul olmasına imkân verirdi

    Bir gün fakir bir kadın iki kızı ile Hz Âişe'yi ziyarete gelmişti Hz Âişe de evde onlara ikram için bir tek hurmadan başka verecek bir şey bulamamıştı O hurmayı anneye verdi Anne de hurmayı ikiye bölerek çocuklarına yedirdi Hz Âişe bu durumu Peygamberimize anlatınca, Peygamberimiz o kadın için şu müjdeyi verdi:

    "Çocukları hakkıyla sevmek ve onları korumak, Cehennemden kurtuluşa vesiledir"

    Peygamber Efendimizi ise, bir hadîslerinde şöyle buyurmuşlardır: "Siz (fertlerin ve milletlerin mahvolmasına sebep olan) helâk edici yedi günahtan sakınınız!" Ashabı kirâm: "Yâ Rasûlüllah! Bunlar hangileridir?" diye sorunca, Peygamberimiz:

    "Âllah'a şirk (ortak koşmak), büyü yapmak, Allah Teâlâ'nın öldürülmesini haram kıldığı kimseyi öldürmek-haklı olarak öldürülen müstesna-; tefecilik; yetim malı yemek; düşman ile savaşırken kaçmak; evli ve hiç bir şeyden haberi olmayan namuslu bir kadına zinâ isnâd ve iftira etmektir" buyurmuşlardır (bkz Riyâzü's-Sâlihîn Terc, III, 184)


    İslâm dîni, yetim malı yemek bir tarafa, aksine yetimlerin ve mallarının korunmasını emretmektedir Bu konuda da Allah Teâlâ Hazretleri şöyle buyurur: "Sakın öksüzü ezme, dilenciyi azarlama" (Duhâ, 93/9-10) Peygamber efendimiz ise, yetîmleri koruyan ve onların işlerini üzerine alıp yürütenler için şöyle buyurmuşlardır:

    "Ben ve yetîmin işlerini deruhte eden kimse, Cennette şöylece beraber bulunacağız" buyurarak, şehâdet parmağı ile orta parmağını işaret ederek, aralarını ayırmıştır" (Riyâzü's-Sâlihîn Tercümesi, I, 308)